MECLİS KOMİSYONU NEDEN KURULDU?
Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, 29 Ağustos tarihli köşe yazısında Meclis’te oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun görev tanımına dikkati çekiyor. Selvi, söz konusu komisyonun yükümlülüğünün sadece PKK’nın silah bırakma ve tasfiye sürecine yönelik hukuki düzenlemeleri hazırlamak olduğunu aktarıyor. Ayrıca, CHP’nin komisyonu Ekrem İmamoğlu ve tutuklu belediye başkanlarının durumu için bir zemin olarak kullanmayı düşünebileceğini, DEM Parti’nin de Kürt sorununun çözümünü gündeme taşıma niyetinde olabileceğini belirtiyor. Selvi, “Ama bunlar bu komisyonun görevi değil” diyerek bu duruma dikkat çekiyor.
HAZIRLIKLAR YETERSİZ OLUNCA İŞLEVİ KAYBEDİLİR
Selvi, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan’ın komisyona sunduğu geniş kapsamlı gündemi eleştiriyor. Bu tür yaklaşımların komisyonun odağını dağıtabileceğini vurguluyor. Selvi, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman’ın “Bu komisyonun tarihi misyonu Türkiye’nin bu meseleyi kapatmasıdır” sözlerini aktarırken, sürecin dikkatle yürütülmesi gerektiğinin altını çiziyor. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un, komisyonun ilk toplantısında “Bu komisyonun görevinin PKK’nın silah bırakma ve tasfiye sürecindeki hukuki zemini hazırlamak olduğu” açıklamalarını da hatırlatıyor.
DAĞILMA RİSKİ VE YENİ KOMİSYON GEREKSİMLERİ
Selvi, komisyonda konuşan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan’ın çok sayıda konuyu komisyon gündemine taşımasının sorun yaratabileceğini ve bunun en büyük handikapı oluşturabileceğini savunuyor. Mevcut durumda komisyonun görev tanımının dışına çıkma riski olduğunu belirten Selvi, “Eğer bu komisyon amacının ötesinde işler yapmaya soyunursa, hukuki düzenlemeleri de yapamaz. Böylece işlevsiz kalır, dağılır gider” şeklinde uyarıda bulunuyor.
GEÇMİŞTEKİ DENEYİMLER VE ÖNEMLİ UYARI
Selvi, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman’ın yaptığı itirazların yerinde olduğunu ifade ediyor. Yayman’ın, önceki çözüm süreçlerinde yer almış bir entelektüel olarak, “Bu komisyonun adı ‘Kürt sorununu çözme’ komisyonu değildir” uyarısını çok önemli buluyor. Yayman, kayyum meselesi ve diğer hukuksal sorunların çözümü için gerekirse yeni komisyonlar kurulabileceğine vurgu yapıyor ve mevcut fırsatın değerlendirilebilmesi gerektiğini anlatıyor.