Yazar Mustafa Erdoğan, düşünce özgürlüğü ile ilgili kendisine yöneltilen soruya ilginç bir cevap verdi.
Erdoğan, sivil toplumun kendisinde net bir karşılığı olmadığını söyledi.
"Düşünce özgürlüğünün Türkiye’de geldiği noktayı ve sivil toplumun bu konudaki duruşunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusunu yanıtlayan Yıldırım, "Doğrusunu isterseniz Türkiye’de “sivil toplum” denilen kavramın bende net bir karşılığı yok" dedi.
Mustafa Erdoğan'ın açıklamasında, "Asker toplum gibi, zıddını düşünemediğim için olsa gerek, ben bu kavramdan yola çıkıp düşünce üretemiyorum. Meğer ki, çocuk çocuk hep beraber sefere çıkan Hunlardan bahsediyor olalım, “asker toplum” tanımını, ordu ile özdeşleştirmek abes. Aşiret toplumu, tarikat toplumu gibi, otoriteye itaat etmeye kurgulanmış toplum olarak tanımlayacaksak, “sivil toplum”u da sorgulayan, otoriteye direnen toplum olarak düşünmemiz lâzım ki, bu da bize demokratikleşme sürecinin iyisiyle kötüsüyle yerleştiğini müjdeliyor olmalı. Geriye kalıyor “düşünce özgürlüğü.” Bu da garip bir kavram, çünkü düşüncenin kısıtlanması zaten imkân dahilinde değildir. Öylese, “ifade özgürlüğü”nden bahsediyoruz. Türkiye’de ifade özgürlüğü var mı? Bence, var; hem de ayağa düşmüş durumda. Peki, ya 301. madde, Türklüğe Hakaret, meselesi? İfade Özgürlüğünün kısıtlanmasına iyi bir örnek değil mi? Bence değil, çünkü hakaretin olduğu yerde incitme kastı vardır. “Türklük” bir kimliğin ifade ediliş biçimi olduğundan, hakaret (veya iftira, karalama, kötüleme, yerme, sövme, küfür) kendilerini “Türk” sayan birilerini doğrudan acıtmak/sindirmek vb. kastı ile kullanılabilen bir kavramdır; bu niteliği ile suç sayılmak durumundadır. Bana öyle gelir ki, ifade hususunda mesele özgür olunup olmadığından çok, çatışan değerlerin dillendirilmesi meselesidir. Bir halden başka bir hale intikal eden, değişim içinde olan bir toplum olduğumuzu düşündüğümüzde çatışmanın da doğal olduğu kanısındayım. Bir örnek verirsem daha anlaşılır olur belki: “Sen nasıl Hazreti Peygamberimiz dokuz yaşında bir kız çocuğunu sevdi dersin?!” ya da “Sen nasıl Atatürk’ü sevmem, Humeyni’yi severim diyebilirsin?!” gibi, temel değer yargılarını inciten ifadelere verilen tepkilerden doğan çatışmalar. İfade özgürlüğü nerede biter, “hakaret” nerede başlar – bunlar zamanın ruhuna göre değişen hükümlerdir." ifadeleri yer alıyor." ifadeleri yer alıyor.
Mustafa Erdoğan'ın açıklamalarında bir birinden önemli ayrıntılar var. Erdoğan, açıklamalarında dünyayı anlamak için insanlığın ihtiyacı olan şeylere de dikkatleri çektiği görüldü.