New York — Martin Blackman, 1975 yılında ailesiyle birlikte BBC’nin radyo yayınında Arthur Ashe’in Jimmy Connors’ı yenerek Wimbledon tekler şampiyonu olan ilk ve hâlâ tek siyah adam olmasını dinlerken, temsil ve ırk gibi konuları düşünmüyordu. Ancak ailesi bu konularda farkındaydı. “Ebeveynlerim için, ABD’de tenis erişiminin ne kadar sınırlı olduğunu anlamak, Arthur için ne büyük bir başarı olduğunu kavramalarını sağladı. Onlar ayrıca, kendisini temsil etme konusundaki duruşunun ve diğer Afrikalı Amerikalılar için kapılar açmanın önemini de biliyorlardı,” diyen Blackman, tenisle tanışmasının temelinde Ashe’in başarılarının yattığını belirtti.
TENİSE GİRİŞİ VE FIRSATLAR
Blackman, tenis sporunun ailesinin sporu haline geldiğini ifade etti. “Yolda, bana kapılar açan ve fırsatlar sunan insanlar oldu; bu yüzden bu konuda çok şanslıyım,” dedi. On yıl boyunca USTA’da oyuncu gelişimi genel müdürü olarak görev yaptı ve “giriş düzeyindeki programda en geniş ve en çeşitli genç grubu elde etmeye çalıştım.” Fakat bu görevden önce, Maryland’deki Junior Tennis Champions Center’da çalıştığı dönemde Frances Tiafoe ile tanıştı.
FRANCES TIAFOE İLE TANISMA
Tiafoe, Blackman JTCC’de direktör olarak çalışmaya başladığında altı yaşındaydı. Tiafoe’nun babası, Sierra Leone’den gelen bir göçmendi ve merkez inşaatında çalıştıktan sonra bakım görevlisi oldu. Tiafoe ve ikiz kardeşi Franklin’i kortlarda büyüttü. Anneleri, aynı ülkeden gelen bir hemşire olarak gece vardiyasında çalıştığında, çocuklar depoda uyuyorlardı. Blackman, “Yedi veya sekiz yaşında, serbest zamanı olduğunda duvara top vurduğunu görüyordum. Diğer antrenörlerin özel dersler verdiğini izlerken, sadece bakıyor ve öğreniyordu,” dedi. Genç Tiafoe, bazen yaşlı bir grup tenisçi için yedek oyuncu olarak bile sahaya çıkıyordu.
SEZON BAŞLARINDAN YENİ BİR DÖNEM
Bu sezon öncesinde Tiafoe, ilk kez öğrendiği sahalara geri dönerek oyununu yeniledi. Blackman da JTCC’ye geri döndü ve CEO olarak görev alıyor. Birkaç ay önce, Tiafoe’nun yetersiz topluluklara tenis ve akademik programlar sunmayı amaçlayan hayır fonu, bir milyon doları aşarak birlikte kutladılar. Bu, hem Blackman’ın hem de tenis erişimini artırma girişiminin önemli bir parçası.
TARİHİ SEMİFİNAL MAÇI
Bu çabalar, Arthur Ashe Stadyumu’nda Tiafoe ile Ben Shelton’un karşı karşıya geldiği tarihi bir yarı final maçıyla taçlandı. Bu, iki siyah Amerikalı erkeğin US Open yarı finallerinde karşılaştığı ilk kezdi ve finalin 1972’den beri bir siyah Amerikalı erkek oyuncunun katılacağı kesinleşmişti. Tiafoe, sezon boyunca fiziksel olarak formunu artırarak sıralamasını 34’ten 12’ye yükseltti. Ancak maçta Shelton’un atletizmi karşısında zorlandı ve sonunu getiremedi.
Tiafoe, ilk seti kazandı fakat Shelton ikinci seti aldı. Üçüncü setin 5-3 olduğu sırada, 15 dakikalık bir oyun oynandı ve sonunda Shelton seti kazandı. Dördüncü setin ilk oyunu da Shelton’un lehine sonuçlandı ve momentum tamamen onun tarafında oldu. Tiafoe, maçın son servisinde çift hata yaptı ve kaybetti. Maç sonrası Shelton, Tiafoe’yu “büyük bir kardeş” olarak nitelendirdi. Bu, aralarındaki dostluğu ve tenis dünyasında siyah erkeklerin başarılarını yansıtan bir yorumdu. Blackman, bu maçın genç siyah çocuklar ve aileleri üzerindeki etkisini düşündüğünde, “Bunun 100 farklı yerde ve 100 farklı kez olacağını garanti ediyorum,” dedi. “Çünkü bu oyuncular gerçekten çok etkileyici.”