ABD Başkanı Donald Trump, imzaladığı başkanlık kararnamesiyle yaklaşık 8 bin üst düzey federal çalışanın kamu hizmeti korumalarını kaldırarak onları “isteğe bağlı” çalışan statüsüne geçirdi. Bu adım, Trump’ın federal işgücünü politikalarını uygulamanın önünde bir engel olarak gören yaklaşımının en son hamlesi oldu. İkinci döneminde ajanslara personel sayılarını küçültme talimatı veren Trump, ulusal güvenlik gerekçesiyle sendika sözleşmelerini feshetti ve eleştirmenlere göre federal istihdamı siyasallaştıran başka adımlar da attı.
8 BİN POZİSYON YENİ STATÜYE ALINDI
Çarşamba günü imzalanan kararname, yaklaşık 8 bin üst düzey politika pozisyonunu “Schedule Policy/Career” adı verilen yeni bir kategoride yeniden sınıflandırıyor. Bu pozisyonlar arasında müdürler, genel sekreterler, üst düzey danışmanlar, politika analistleri ve düzenlemelerin hazırlanması ile federal hibelerin kime gideceğinin belirlenmesinde “önemli rol” oynayanlar yer alıyor. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, “Ajanslar, düşük performans, görevi kötüye kullanma, yolsuzluk veya başkanlık talimatlarını baltalama durumlarında, genellikle hesap verebilirliği engelleyen uzun prosedürel engeller olmaksızın Schedule Policy/Career çalışanlarını görevden alabilir” ifadeleri kullanıldı.
TRUMP’IN ESKİ PLANI YENİDEN HAYATA GEÇİRİLDİ
Politika personelini isteğe bağlı pozisyonlara kaydırma girişimleri, Trump’ın ilk döneminin sonuna kadar uzanıyor. O dönemde imzaladığı kararnameyle Schedule F adı verilen ve tahminen 50 bin çalışanı etkileyebilecek bir kategori oluşturulmuştu. Eski Başkan Joe Biden bu düzenlemeyi iptal etmişti ancak Trump geçen yıl göreve başladığında çabayı hızla yeniden canlandırdı. Personel Yönetimi Ofisi (OPM) Şubat ayında bu kategoriyi oluşturan kuralı kesinleştirdi. OPM Direktörü Scott Kupor, “Bu tamamen hesap verebilirlikle ilgili. Aynı zamanda bizce demokratik sürecin yeniden tesisidir” dedi.
SİVİL TOPLUM KURULUŞLARINDAN DAVA
Schedule Policy/Career düzenlemesi halihazırda birden fazla davanın konusu durumunda. Democracy Forward CEO’su Skye Perryman, “Hükümet uzmanları sebepsiz yere işten çıkarılabildiğinde, zarar gören sadece federal çalışanlar olmuyor; bu temel hizmetlere her gün güvenen ülkenin dört bir yanındaki insanlar da zarar görüyor” diyerek dava açan kuruluşlardan birinin gerekçesini ortaya koydu.