25 yıl önce, 11 Eylül 2001’de gerçekleşen saldırıların yıldönümünde, ABD başkanlarının savaş yetkilerini nasıl genişlettiği tartışılıyor. 11 Eylül sonrası, ABD başkanları, savaş açma yetkilerini adım adım artırarak, istedikleri her yerde, her zaman savaş yürütme imkanı elde ettiler. Başkan Donald Trump, İran’a yönelik Epic Fury Operasyonu ile bu güçlerin zirve noktasına ulaştı.
İRAN’A YÖNELİK SAVAŞIN BAŞLANGICI
Trump, “dünyanın en büyük terör destekçisi” olarak tanımladığı İran’a karşı, herhangi bir Kongre onayı olmadan, NATO müttefiklerinin desteği olmadan ve BM kararı olmaksızın kendi savaşını başlattı. Kamuoyunda bu savaş başlangıçta en az destek gören savaş olarak kayıtlara geçti ve ABD’ye yönelik acil bir tehdit de söz konusu değildi. Trump, geçmişteki Amerikan savaşlarından ders almadan ve “savaş sonrası” için gerçek bir plan olmadan hareket etti.
ÖNCEKİ BAŞKANLARIN ETKİSİ
Trump’ın öncesindeki başkanlar, İran savaşının zeminini hazırladı. 11 Eylül sonrası, “terörle savaş” kavramı, Afganistan’daki Taliban ve El Kaide’ye karşı yürütülen savaşın ötesine geçti. George W. Bush’un “önleyici savaş” doktrini, 2003’teki Irak işgalini meşrulaştırdı ve bu işgal sırasında yaklaşık 200,000 Iraklı sivil hayatını kaybetti.
OBAMA DÖNEMİ VE DRONE KULLANIMI
Başkan Barack Obama, terörle mücadelede silahlı insansız hava araçlarının (drone) yaygın kullanımını devreye soktu. Pakistan ve Yemen gibi ülkelerde, ABD ile savaş halinde olmayan ülkelere düzenlenen saldırılarda binlerce şüpheli terörist ve çok sayıda sivil yaşamını yitirdi. 2011’de Libya’nın lideri Muammer Kaddafi’nin devrilmesi için yapılan operasyonda da benzer bir durum yaşandı; Obama, Kongre onayı almadı.
SONUÇLAR VE DERSLER
ABD, terörle savaş döneminde farklı stratejiler denedi, bazıları ise büyük başarısızlıklarla sonuçlandı. Irak işgali ve Afganistan’dan geri çekilme, ABD’nin dış politikadaki kararsızlığını gözler önüne serdi. Afganistan’dan çekilme, Taliban’ın yeniden kontrolü ele geçirmesine yol açtı.
İRAN’DAKİ REJİM DEĞİŞİKLİĞİ ÜZERİNE
Trump, Latin Amerika uyuşturucu kartellerine karşı savaş açarak, “narkoterrorist” olarak tanımladığı hedeflere saldırılara başladı. Venezuelalı lider Nicolás Maduro’nun yakalanması, Trump’ın bu stratejinin devamını getirmesine sebep oldu. Ancak ABD, geçmişteki savaşlarda olduğu gibi “savaş sonrası” planlamada yetersiz kaldı.
GELECEKTEKİ BELİRSİZLİKLER
ABD’nin 11 Eylül sonrası Orta Doğu’daki rejim değişiklikleri, beklenilen sonuçları veremedi ve bu durum, İran’daki rejim değişikliği için umutları azalttı. İran, kontrolü altındaki Hürmüz Boğazı’nı kullanarak, küresel ekonomik dengeleri sarsmaya devam ediyor. 11 Eylül’den 25 yıl sonra, ABD, global düzenin garantörü olarak kendini tanıtırken, artık başlıca bozucu güç haline geldi.