ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’la nükleer program konusunda 60 günlük bir müzakere penceresi açan mutabakat zaptını imzalamasının hemen ertesinde, damadı Jared Kushner ve Özel Temsilci Steve Witkoff şüpheci Cumhuriyetçi liderleri bilgilendirmek için telefona sarıldı. On dört maddelik belgenin şartları muğlaktı ve yoruma açıktı, bu da Washington’da başkanın tam olarak neyin altına imza attığı ve Tahran’a hangi tavizlerin verildiği konusunda endişe yarattı. Kushner ve Witkoff aylardır İran’la arka kanal görüşmeleri yürütüyordu ve şimdi anlaşmanın esaslarını ve bundan sonraki süreci savunmak için Cumhuriyetçileri ikna etmeye çalışıyordu.
GİZLİ OAK RİDGE ZİYARETİ VE TEKNİK EKİP HAZIRLIĞI
Telefondaki görüşmeye aşina bir kaynağa göre Witkoff, ilerleme işareti olarak Kushner’le birlikte Tennessee’deki izole Oak Ridge nükleer laboratuvarına yaptıkları gizli bir seyahate atıfta bulundu. Witkoff, burada birçok teknik uzmanla görüştüklerini ve bu uzmanların çoğunun çalışmalara katılmak için hazır bekletildiğini söyledi. Witkoff ayrıca “en zorlu konu” olan İran’ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin hemen başlamasını beklediğini ifade etti. Ancak üç hafta sonra sadece teknik görüşmelere zar zor başlanabilmişti ve anlaşmanın tamamı çökmüş durumdaydı.
ASKERİ HAMLELER VE ANLAŞMANIN ÇÖKÜŞÜ
Mutabakat zaptının imzalanmasından bu yana çatışmalar yaşanmıştı ancak en son alevlenme, Trump’ın “bitti” dediği kırılgan anlaşmaya yönelik en büyük tehdidi oluşturuyor. İran’ın iki gün önce Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere ateş açmasının ardından ABD kendi saldırılarıyla karşılık verdi, Tahran da buna misilleme yapacağını açıkladı. Trump, Ankara’daki NATO zirvesinde düzenlediği basın toplantısında “Onlarla bir anlaşma yapmak istediğimden emin değilim” diyerek İran liderliğini kınadı ve İran’la savaşın yeniden başlayacağına inanmadığını söyledi. Bölgede yeniden çatışma ihtimaliyle birlikte, yönetimin İran’daki zenginleştirilmiş nükleer malzemeyi çıkarma gibi belirtilen hedefleriyle bunların gerçekleştirilme olasılığı arasındaki uçurum giderek büyüyor.
MUTABAKAT ZAPTI'NIN MUĞLAKLIĞI VE ELEŞTİRİLER
Mutabakat zaptıyla neyin başarıldığı, tam olarak neyin kabul edildiği ve Witkoff ile Kushner’ın artan petrol fiyatları ve savaşı sona erdirme baskısı ortamında diplomatik ilerlemeyi abartıp abartmadıkları büyük soru işareti yarattı. Eski bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi olan Nate Swanson, anlaşmanın “neredeyse tamamen temenni niteliğinde” olduğunu söyledi. Ulusal Güvenlik Konseyi’nde eski İran direktörü Richard Nephew ise “mutabakat zaptı işleri daha da kötüleştirdi” yorumunu yaparak özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki duruma dikkat çekti. Yönetim İran’ın kritik su yolunu kontrol edemeyeceğini vurgulasa da mutabakat zaptı bunun nasıl başarılacağına dair net bir süreç ortaya koymuyor.
MÜZAKERE EKİBİNİN DENEYİMSİZLİĞİ VE DAR KADR
Nephew, muğlak mutabakat zaptının sorumluluğunu “ABD müzakere ekibinin deneyimsizliğine” bağladı. Kushner ve Witkoff, İran görüşmeleri boyunca dar bir çevreyle çalışarak büyük ölçüde siyasi atamalara ve danışmanlara güvendi. Trump yönetimindeki kariyer memurlarına duyulan uzun süreli güvensizliği yansıtan bu yaklaşım nedeniyle, nükleer konularda uzmanlaşmış birçok kariyer devlet çalışanına yalnızca aralıklı olarak danışıldı ve karar alma sürecine anlamlı bir şekilde dahil edilmedi. Obama dönemindeki yıllar süren kurumlar arası çalışmanın aksine, Kushner ve Witkoff’un yürüttüğü süreç daha geçici ve dağınık olarak tanımlandı.
WİTKOFF'UN MÜZAKERE TARZI VE ELEŞTİRİLER
Trump’ın üst düzey elçisi olarak Witkoff’un göreve uygunluğu, İran müzakerelerinin ilk günlerinden itibaren sorgulanıyor. Hiçbir hükümet deneyimi olmayan Witkoff’un geniş yetki alanı, Washington ve yurtdışında onun dünya sahnesinde bu kadar üst düzeyde çalışmaya gerçekten hazır olup olmadığı sorusunu gündeme getirdi. Witkoff’un ilk dönem çalışma tarzını anlatan bir kaynak, onun zeki ancak düzensiz olduğunu, birden fazla krizi aynı anda yönettiğini ve İran’a çoğunlukla emlak veya finans perspektifinden yaklaştığını belirtti. Kaynak, Witkoff’un İran’ın nükleer programını kötü bir yatırım olarak gördüğünü ve çözümün İran’ı programdan çıkarmak için teşvikler yaratmayı içerebileceğini öne sürdüğünü aktardı.
BEYAZ SARAY'IN SAVUNMASI VE TEKNİK HAZIRLIKLAR
Beyaz Saray, farklı yaklaşımını kabul etmekle birlikte, bilgi sızıntılarını sınırlamak ve hassas diplomatik görüşmeleri gizli tutmak için bunun gerekli olduğunu savundu. Sözcü Anna Kelly, yönetimin teknik uzmanlarla kapsamlı istişareler yaptığını belirterek Ulusal Güvenlik Konseyi, Dışişleri, Hazine, Savaş ve Enerji Bakanlıklarından uzmanların nihai anlaşmayı müzakere eden teknik ekibi oluşturduğunu söyledi. Bu arada, olası bir anlaşma kapsamında İran nükleer malzemesinin ABD’ye getirilerek işlenmesi için Oak Ridge yakınlarındaki Y-12 Ulusal Güvenlik Kompleksi ve Georgia’daki Savannah River Tesisi’nde hazırlıkların sürdüğü belirtiliyor. Ancak uzmanlar, onlarca yıllık deneyime sahip İranlı müzakere ekibi karşısında ABD’li müzakerecilerin zorlanabileceği uyarısında bulunuyor.