EUROSTAT’IN YAYIMLADIĞI VERİLERDE TÜRKİYE ZİRVEDE
Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), 2024 yılı için Avrupa Birliği gelir ve yaşam koşulları istatistiklerini kamuoyuna açıkladı. Bu verilerde Türkiye, yoksulluk riski en yüksek ülke olarak dikkat çekiyor. Rapora göre, AB’ye üye ve gözlem kapsamındaki 29 ülke arasında Türkiye, yüzde 22,6’lık oranla yoksulluk riski altındaki nüfus oranı ile birinci sırada bulunuyor. Bu durum, Türkiye’de yaklaşık 18 milyon 675 bin kişinin yoksulluk sınırında yaşadığını gösteriyor. Türkiye’nin ardından yüzde 21,7 ile Bulgaristan ve yüzde 21,6 ile Letonya geliyor. Yoksulluk riskinin en düşük olduğu ülkeler ise Çekya (yüzde 9,5), Belçika (yüzde 11,5) ve Danimarka (yüzde 11,6) olarak sıralanıyor.
GENÇ NÜFUS DAHA FAZLA TEHDİT ALTINDA
Eurostat verileri, genç nüfusun ciddi bir tehdit altında olduğunu da gösteriyor. 15-24 yaş aralığındaki gençlerde Türkiye’de yoksulluk riski, yüzde 21,2 olarak ölçülmekte. Bu oran, hem Avrupa Birliği ortalaması olan yüzde 21,4 hem de Euro Bölgesi ortalaması olan yüzde 21,7’nin üzerinde bulunuyor. Türkiye’de yoksulluk riski altındaki toplam genç nüfus sayısı ise 2 milyon 870 bin olarak belirtiliyor. Bu da Türkiye’deki tüm yoksulluk riski altındaki nüfusun yüzde 15,4’ünün gençlerden oluştuğunu ortaya koyuyor. En yüksek genç yoksulluk riski, yüzde 32,7 ile Lüksemburg, yüzde 29,7 ile Norveç ve yüzde 26,6 ile Bulgaristan’da kaydedildi. En düşük risk oranları ise Slovenya (yüzde 9,3), Kıbrıs (yüzde 11,1) ve İrlanda’da (yüzde 11,3) seyrediyor.
AB VE EURO BÖLGESİ’NDE DURUM DEĞİŞMİYOR, TÜRKİYE FARK YARATIYOR
2023 yılına göre, Avrupa Birliği genelinde yoksulluk riskinin oranı yüzde 16,2 seviyesinde sabit kalırken, Euro Bölgesi’nde bu oran yüzde 16,6 olarak tespit edildi. 2025 yılı için yapılan projeksiyonlarda ise bu oranın AB genelinde yüzde 16,1’e gerilemesi bekleniyor. Türkiye’nin zirvede yer aldığı bu veriler, ülkedeki gelir dağılımı adaletsizliğini ve sosyal kırılganlığı gündeme getiriyor. Gençler arasındaki yüksek yoksulluk oranları ise gelecek nesillerin refahı ve toplumsal eşitlik açısından ciddi bir uyarı niteliği taşıyor.