Usta yazar Yaşar Kemal hayatını kaybetti

Usta yazar, Türkçenin günümüzdeki en büyük ismi Yaşar Kemal, 45 gün önce yoğun bakıma alındığı İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi'nde dün akşam saatlerinde hayata gözlerini yumdu.

Usta'nın ölümü, bütün Türkiye'yi yasa boğdu, her kesimden insan, taziye mesajlarıyla üzüntüsünü dile getirdi.

Yaşar Kemal, Pazartesi günü öğle namazını müteakip Teşvikiye Camii'nde kılınacak cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'ndan toprağa verilecek.

Yaşar Kemal için Pazartesi günkü cenaze töreninin ardından saat 15.30'da Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda ailesinin de katılımıyla bir veda toplantısı yapılacak.

Kemal'i 92 yaşında kaybettik. Tedavi için gittiği İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi'nde, 14 Ocak Çarşamba günü yoğun bakıma alınan Yazarın yorgun bedeni, artık tedaviye karşılık vermedi ve dün akşam saatlerinde dünyaya veda etti. Usta'nın ölümü bütün yurtta üzüntüyle karşılanırken, "PKK'ya silah bırakma çağrısı"nın konuşulduğu bir günde vefatı üzerine, 'ömrünü adadığı sorunun çözümünü göremedi' yorumları yapıldı. Kalemini Anadolu insanının sorunlarına, geleneğe, doğaya, ümide vakfeden Yaşar Kemal'in ölümü, sadece edebiyat dünyasında değil, bütün Türkiye'de ve Türkçe konuşulup yazılan bütün coğrafyalarda üzüntüyle karşılandı. Ölüm haberinin duyulmasının ardından sevenleri, okurları ve her kesimden insan, Çapa Tıp Fakültesi'ne akın etti. Sosyal medyada ise "Yaşar Kemal için ülkede yas ilan edilsin" kampanyası başlatıldı.

70 YILA UZANAN YAZI HAYATI

Yaşar Kemal, bir yazardan çok masalcı/destancı olarak anılmak isterdi. Aslında yaptığı da buydu; Çukurova'nın ve Anadolu'nun destanını yazmak…Gazete röportajlarından hikâye ve romanlarına, kaleme getirdiği 50'yi aşkın eserin tamamı, o destanın parçalarıydı. Türkçe'nin yaşayan en büyük ustası olan Yaşar Kemal, Türkiye'nin ilk Nobel Edebiyat Ödülü adayı olmak bir yana, fabrika işçilerinden tarlada çalışan kadınlara, üniversite hocalarından politikacılara kadar, bütün Türkiye'nin okuyup evdiği belki de tek yazardı. Türkçe'nin geleneği içinde çağıldayıp gelen sesine kendi sesini de katarak oluşturduğu Yaşar Kemal Türkçesi, modern edebiyatımızın övünç kaynağı oldu. Eserleri 40'tan fazla dile çevrilen Yaşar Kemal, Türkçe'nin dünyada en çok tanınan ve takdir gören isimlerinden biriydi.

Yaşar Kemal, 70 yıla yaklaşmış uzun ve bereketli bir yazı hayatına sahip. İlk öyküsü “Pis Hikaye”yi, 1946 yılında askerdeyken yazıyor Yaşar Kemal. İlk kitabı ise köy köy dolaşarak 16 yaşından itibaren derlediği bir folklor kitabıydı. Ağıtlar'ın (1943) özelliği, o güne değin çok az ilgi gösterilmiş ya da hiçbir yerde derlenmemiş ağıtları, tekerlemeleri bir araya getirmesiydi. İlk şiirlerini ise Kemal Sadık Göğceli ismiyle 40'ların başlarında yayımlamaya başladı. O dönemde ilişki kurduğu isimler, belki de hayatına bambaşka bir yön kazandıracak Abidin ve Arif Dino'ydu. 1951 yılında hapishaneden çıktıktan sonra, gazetede iş bulabileceğini söylediği için İstanbul'a, Arif Dino'nun yanına gider. Kemal'in Ağıtlar kitabı ve Bebek öyküsü, dile hâkimiyetini göstermesi bakımından ona adeta referans olur ve Cumhuriyet Gazetesi'ndeki işine kabul edilir. Burada artık günümüz gazetelerinde pek rastlanmayan türde röportajlar yapar. Mesela gider ve üç ayını kaçakçıların arasında bir kaçakçı gibi geçirir; onların acılarına, sevinçlerine, varlıklarına, yokluklarına katılır. Yani 12 yıl boyunca, sonuna kadar yaşayarak derinleştiği, her yönüyle kavramaya uğraştığı hikâyeler yazar. Röportajlarını bu kadar değerli kılan ise onun gazete için yazdığı bu yazılara en az hikâyelerine, romanlarına verdiği önem ve hassasiyeti göstermiş olmasıdır. “Ben röportajımı nasıl yaptım? Hemen şunu söyleyeyim ki, herhangi bir röportajıma herhangi bir romanım kadar çalıştım.” diyordu. Elbette şu sözünü de unutmamalı: “Röportaj bir edebiyat dalı sayılmak ne, röportaj bal gibi edebiyattır.” Yaşar Kemal'in Yaşar Kemal ismini alması ise 1951 yılında Abidin Dino'nun, geçmişinden dolayı işini kaybetmesin diye uyarmasının ardından yayımlanan ilk röportajıyla oluyor. Ancak ustanın bunu kabullenmesi pek kolay olmuyor: “Bir de, en büyük acım, insanlara yalan söyledim. Yaşamımda bunun kadar ağırıma giden hiçbir şey olmadı.”

İNCE MEMED ADI ONUNLA ÖZDEŞLEŞTİ

Yaşar Kemal'i Yaşar Kemal yapan ve 40'tan fazla dile çevrilerek yazarının adını dünyaya duyuran ise şüphesiz İnce Memed idi. Yaşar Kemal, bu romanı yazabilmek için işinden bir müddet izin alır ve 1953 kışında (o yıl dehşet, görülmemiş bir kış vardır) üç ay boyunca evine kapanır, elinde eldiveni, yıllar yılı düşündüğü romanını kaleme alır. İnce Memed, 1953-54 yıllarında gazetede tefrika edilir. Ağa baskısı karşısında dağa çıkan eşkıya üzerinden toplumsal yapıdaki aksaklıkları dile getirir ve tıpkı diğer tüm kitaplarında olduğu gibi ‘mecbur insanı' anlatır bu kitabında da. Başkaldıran insanı konu edinen bu romanın gerisinde aileden iki 'kahraman' vardır. Biri amcasının oğlu Rıza, ki o eşkıya olur ve dağda vurulur, diğeri çocukluğunda hikâyesini bolca dinlediği dayısı, o da bölgenin gelmiş geçmiş en büyük eşkıyalarındandır. 15 yıl aralarla yeni ciltlerini de yazar Kemal ve nihayetinde 4. cildi tamamladığında 60 yaşındadır.      

Yaşar Kemal, 92 yıllık hayatına, içlerinde roman, deneme, şiir, öykü, destansı roman, çocuk romanı ve çeviri de olmak üzere 50 eser sığdırdı. Halka ve doğaya sonsuz inancı, ‘insan'ın sorunlarını içeriden, kaynağından aktarmaya çabalaması onu yerellikten evrensele taşıyan en önemli özelliği oldu. Hatta der ki: “Ben etle kemik nasıl birbirinden ayrılmazsa, sanatımın halktan ayrılmamasını isterim.” Onun doğa ve insanı tüm gerçekliğiyle işlemesi kadar bir diğer özelliği de geleneğe yaklaşımıdır: “Gelenekten yararlanmayanlar, yararlanmak istemeyenler, dünyada da Türkiye'de de birtakım gariban zıpçıktılar. Her zaman söylediğim gibi, birçok kişinin de söylediği gibi bilimde ve sanatta atlamalar yoktur.”

ÇOCUKLAR İÇİN DE YAZDI

1970'lerin ortalarına kadar yazdığı romanlarda genellikle Çukurova'daki insanları anlatır usta romancı. Sözgelimi, Dağın Öteki Yüzü üçlemesinin ilk kitabı olan Orta Direk'te (1960) Toroslar'ın arka yanından Çukurova'ya ırgatlık yapmak için gelen insanların hikâyesini; 1967'de kaleme aldığı Teneke isimli romanında çeltik ağalarına karşı mücadele eden genç bir kaymakamı; Akçasazın Ağaları dizisinin Demirciler Çarşısı Cinayeti (1973) ve Yusufçuk Yusuf (1975) kitaplarında Çukurova'daki toplumsal yapının değişimini, eski toprak ağalarının yavaş yavaş sanayici olma süreçlerini anlatır. Burada asıl göstermek istediği bir düzenin çöküşü ve yozlaşmadır. 1976 yılından itibaren yazdığı Al Gözüm Seyreyle, Kuşlar Da Gitti, Deniz Küstü kitaplarında da Çukurova'nın dışına çıkar ve kent ile deniz insanını konu edinir. En son yayımladığı kitaplar ise Bir Ada Hikâyesi dörtlemesinin son kitabı Çıplak Deniz Çıplak Ada (2012) ile Tek Kanatlı Bir Kuş (2013) romanları ve Çocuklar İnsandır (2013), 70'lerde sokak çocuklarıyla yaptığı röportajlar.

"BEN İYİ YAZARIM, NİYE NOBEL VERMİYORLAR, DEMEM"

Bütün bu süreçte de yurtiçinde ve yurtdışında sayısız ödül, nişan kazandı. İkisi yurtdışından olmak üzere 7 ayrı fahri doktora verildi kendisine. Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilen ilk Türk yazar oldu aynı zamanda. Yıllarca da tekrarlandı bu adaylığı. Konuya yaklaşımını ise yıllar önce Ahmet Taner Kışlalı'ya verdiği bir röportajda şöyle anlatıyordu: “Beni aday bile yapmaları büyük bir onur. İsveç halkının gösterdiği inanılmaz sevgi yeter bana. İsveç'te şu ana kadar 18 kitabım yayımlandı. 'Ben iyi bir yazarım da, bana niye Nobel vermiyorlar?', demek yanlış. Dünya çok büyük ve çok büyük de yazarlar var.” Yazarlığı etrafında dönen tartışmalar sadece Nobel'le ilgili değildi elbette. Zamanında onun yazarlığını hafife almak, yermek için ‘masalcı' dedikleri de oldu kendisine. Masalcılık ki, Kemal bunun gerçekliğine inansa sevincinden deliye dönerdi. Hatta bu konuda, masalcılığı bir yergi sıfatı olarak kullananlara inat, “Öyle mutlu olacağım ki bir masalcı olmaktan… sonsuz mutluluklar duyacağım…” diyor, “Masalcı gücüne erişebildiğime, o yüce yazarlık makamına kavuşabildiğime…”

"Halka kim zulmediyorsa, karşıyım"

Yaşar Kemal'in edebi kişiliğini siyasi yönünden ayırmak mümkün değildir. Onun siyasi kimliği, çok erken yaşlarda oluşmaya başlar. Kemal, ortaokulun ikinci sınıfında tanışır sosyalizmle. İşçiyi, işçi haklarını savunmak hayatının en temel dinamiği haline gelir. Emekçi sınıfın tamamen yönetime gelmesini isteyen Kemal, Türkiye İşçi Partisi'nde 1962 ile 70 yılları arasında 8 yıl çalışır. “Benim hiçbir politik ihtirasım olmadı, olmayacak. Bunda kararlıyım. Amma emekçilerin yanında, ölünceye kadar onların hakları için, onların yönetime gelmeleri için sonuna kadar çalışacağım.” diye anlatıyor o yılları. Sonra, sanatının adeta bir özeti olan şu cümleleri ekliyor: “Ben iki şeye inanırım. İki şeyin sonsuz gücüne, sonsuz yaratıcılığına, sonsuz değişimine; halk ve doğa. Sanatımı halkımla birlikte, onun büyük yaratıcılığı ile birlik olarak, onun için yaparım. Politikam da sanatımdan ayrılmaz. Halka kim zulmediyorsa, etmişse, halkı kim eziyor, ezmişse, onu kim sömürmüş, sömürüyorsa, feodalite mi, burjuvazi mi… halkın mutluluğunun önüne kim geçiyorsa ben sanatımla ve bütün hayatımla onun karşısındayım."

ÖNE ÇIKAN HABERLER

S&P 500 ve Nasdaq, Son Bir Ayın Dibinde

Geçen hafta cuma günü sert düşen çip hisselerindeki toparlanmayla güne pozitif seyirle başlayan Dow Jones, S&P 500 ve Nasdaq endeksleri, satış baskısının yeniden başlamasıyla kazançlarını geri verdi. Piyasaların açılışından kısa süre sonra endeksler gün içi zirvelerine çıktı.

27 İlde Bahis Operasyonu: 72 Şüpheli Gözaltına Alındı

Antalya'nın Serik ilçesi merkezli yasa dışı bahis soruşturmasında, www.odeonbet.com üzerinden ilgili kanuna muhalefet edildiği tespit edildi. MASAK hesap hareketleri incelemeleri yapılarak 84 banka hesabı incelendi.

Artemis III Görevi İçin Astronotlar Açıklandı

NASA'nın Artemis III görevi kapsamında belirlenen dört astronot Houston'daki Johnson Uzay Merkezi'nde tanıtıldı. Görev komutanı Randy Bresnik ve pilot Luca Parmitano'nun yanı sıra iki görev uzmanı yer alıyor.

Ferdi Zeyrek İçin Mevlit Okutuldu

Manisa Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Ferdi Zeyrek, vefatının birinci yıl dönümünde düzenlenen törenlerle anıldı. Anma programı, Manisa Büyükşehir Belediyesi Ek Hizmet Binası önünde başladı.

Aynur Kanbur Cinayetini İstanbulkart Çözdü

90'lı yılların en ünlü oryantal dans grubu Mezdeke'nin üyesi Aynur Kanbur, 26 Mart 2016'da İstanbul Şişli'deki evinde tabancayla vurularak öldürülmüştü. Cinayet 10 yıl sonra çözüldü.