Neal Schore, zorlu durumlara verdiğimiz tepkileri yöneterek gün içinde bolca zaman kazanabileceğimizi belirtiyor. Yazar ve yönetici koçu Schore, ikinci kez düşünmekten, endişelenmekten ve şikayet etmekten kaçınmanın çok sayıda vakit kazandırdığını söylüyor. Bu yaklaşımı “25. Saat: Kendi Yolundan Çıkarak Nasıl Gülünç Miktarda Zaman Kazanırsın” adlı yeni kitabında ayrıntılandıran Schore, kitabında bireyin kendi kendini engellemesinden kurtularak ekstra bir saat bulabileceğini anlatıyor. Los Angeles merkezli bir üst düzey yönetici koçu olan Schore, birçok şirkette danışmanlık ve yönetim kurulu başkanlığı yapmış durumda.
NEDEN EN KÖTÜ SENARYOYU HAYAL ETMELİYİZ?
Schore, insanların sıklıkla endişelendiğini, bu durumda olabilecek en kötü şeyi hayal edip bunun gerçekleşme ihtimalini tahmin etmeyi öneriyor. Bunun nedenini ise şöyle açıklıyor: “Bunu seviyorum çünkü her zaman en kötü senaryoyu üretiyoruz ve bu da bizi girdaba sürüklüyor. Girdap, düşüncelerin ele geçirmesidir. Gece yarısı uyanıp bunu düşünürüz. Ertesi gün düşünmeye devam ederiz. Arkadaşlarımızla ve meslektaşlarımızla bu konu hakkında konuşuruz.” Schore, durup en kötü senaryoyu düşündüğümüzde, bu deneyimlerin çoğunda sonucun gerçekleşme olasılığının yüzde sıfır ile 5 arasında olduğunu dile getiriyor. Örnekleyen Schore, bir müşteriye gönderilen net olmayan bir e-postanın ardından zihinde kurgulanan felaket senaryosunun genellikle kovulma korkusuna kadar gittiğini, oysa durup kendimizi yönetmeye başladığımızda bu ihtimalin aslında neredeyse sıfır olduğunu fark ettiğimizi belirtiyor. Bu sayede büyük miktarda zaman kurtarıldığını vurguluyor.
KARŞIDAKİNİN NİYETİNİ ANLAMAYA ÇALIŞIN
Schore, insanlarla etkileşimlerimizde onların niyetlerini çözmek için duraklamanın en güçlü araçlardan biri olduğunu söylüyor. Günümüzde iletişimin büyük bölümünün mesaj ve e-posta üzerinden gerçekleştiğini, bu nedenle tonun yanlış yorumlanabildiğini ifade eden Schore, şunları aktarıyor: “Duraklayıp ‘Bu kişi gerçekten beni gücendirmek mi istedi?’ diye düşünmeliyiz. Oğluma katılmayacağı bir aile etkinliği hakkında mesaj gönderdim. Niyetim onu aile etkinliklerinin önemli olduğunu düşünmeye teşvik etmekti. Onun yorumu ise niyetimin tam tersi oldu. Savunmaya geçti ve çok alındı. Hızlıca telefonda görüştük ve ona ‘Niyetimin ne olduğunu düşünüyorsun?’ diye sordum. Hemen duraklayarak mesajı yanlış okuduğunu fark etti.” Niyet netleştirildiğinde savunmacı tepkilerden kaçınılarak zaman kazanıldığını belirtiyor.
ZOR ANLARDA MUTLU BİR YERE ODAKLANIN
Schore, stresli bir durumla karşılaştığımızda bizi mutlu eden bir mekânı zihnimizde canlandırıp birkaç saniye ona odaklanmayı öneriyor. Kaliforniya’nın Laguna Beach kentinde gün batımının izlendiği bir kayalığın üzerinde bir seyir noktasına sahip olduğunu anlatan Schore, bu manzaranın büyüleyici ve görkemli olduğunu söylüyor. Yoğun ve gergin bir durumda duraklaması gerektiğinde hemen bu odak noktasına gittiğini, bunun onu rahatlattığını ve ardından olayın aslında o kadar da büyük olmadığını fark ettiğini aktarıyor. Bu yöntemle olayların daha hızlı aşılabildiğini kaydediyor.
SUÇU KABUL ETMEK VE ELEŞTİRİYE TEŞEKKÜR
Schore, bizim hatamız olmasa bile bazı durumlarda suçu kabul etmenin ve eleştiri karşısında teşekkür etmenin faydalı olduğunu söylüyor. Bu egzersizin başta saçma göründüğünü ancak son derece işlevsel olduğunu kabul eden Schore, şöyle devam ediyor: “Meslektaşınız bir raporda hata yaptı. Siz bakıp ‘Bu benim hatam’ diyorsunuz. Buradaki fikir, bunun size nasıl ait olabileceğini düşünmek. Ardından hata kavramı etrafında empati geliştiriyoruz. Bu bizi daha iyi liderler ve daha iyi yaşam partnerleri yapıyor.” Geri bildirimin her zaman karmaşık olduğunu, çoğu insanın savunmacı tepki verdiğini ifade eden Schore, eleştirel bir şey söyleyen kişinin genellikle geri bildirim vermeye çalıştığını ancak bunu kibar ve uygun sözcüklerle ifade edemediğini dile getiriyor. Aile, arkadaş veya meslektaşlarla çok rahat olunduğunda aklına geleni söyleyebildiğini, niyetin hakaret olmadığını ancak üslubun öyle görünebileceğini belirtiyor. Bu nedenle “Teşekkür ederim” demeyi tercih ettiğini söyleyen Schore, geri bildirimin bir dost olduğunu ve onu karşılamanın açık fikirliliği sağladığını ekliyor.
SINIRLI SÜREYLE KEYFİNİZİ BOZMA PAYI TANIYIN
Schore, üzüldüğümüz durumlarda kendimize belirli bir süre “kendine acıma partisi” yapma hakkı tanımamızı, ancak bu sürenin sonunda hayata devam etmemiz gerektiğini söylüyor. Hayatın karmaşık olduğunu ve bazen gerçekten kötü hissettiğimiz zamanlar yaşadığımızı ifade eden Schore, bu durumda kendimize iki ila dört saatlik bir süre tanımayı, en kötü senaryoda bunu altı veya sekiz saate çıkarmayı öneriyor. Bu sürenin daha fazla uzatılmaması gerektiğini belirten Schore, bu reçeteyi uyguladığında kişilerin çoğu zaman bunun vakit kaybı olduğunu fark ettiklerini aktarıyor. Çoğunlukla bu sürenin 15 ila 20 dakika sürdüğünü söyleyen Schore, olayın aslında o kadar kötü olmadığını veya özür dilemek gerektiğini fark ederek girdaba kapılmaktan kaçınmanın ciddi miktarda zaman kazandırdığını dile getiriyor.
DOĞRUDAN KONUŞUN
Schore, konuşurken doğrudan olmanın önemine dikkat çekiyor. Duyguların lafı dolandırmadan paylaşılması gerektiğini söyleyen Schore, “Evde, böyle olmasını isterdim galiba” şeklindeki dolaylı ifadeler yerine net bir evet veya hayır demenin gün içinde 15 ila 20 dakika tasarruf sağladığını belirtiyor. Net olmayan ifadelerin ek sorulara ve uzayan sohbetlere yol açtığını, çünkü kimsenin ne söylendiğini anlamadığını ve açıklama talep etmek zorunda kaldığını ifade ediyor. Kesin olmamanın getirdiği bu zaman kaybından kaçınmanın, gün içinde fazladan bir saat elde etmenin yollarından biri olduğunu vurguluyor.
GÜNDE EN AZ BİR SAAT KAZANILABİLİR
Schore, bu yöntemlerle gerçekten günde bir saat kazanılıp kazanılamayacağı sorusuna kesin bir dille “Evet” yanıtı veriyor. Girdaplardan kaçınıp kendimizi yönetmeyi başardığımızda bunun günde en az bir saat olduğunu söyleyen Schore, bu kazanımın kesin olduğunu ve rahatlıkla güvenilebileceğini belirtiyor.