Kuruluşlar önümüzdeki 12 ayda ortalama 202 milyon dolar yapay zekâ harcaması öngörüyor ve yüzde 53’ü yapay zekâ ajanlarını operasyonlarına entegre etmiş durumda. Ancak benimseme ölçeklendikçe yeni bir gerçek ortaya çıkıyor: Değer artık erişim veya faaliyetle değil, yapay zekânın ne kadar etkili kullanıldığıyla tanımlanıyor. İşte bu noktada insan kaynaklarına yatırım ve iş gücünün yapay zekâ okuryazarlığı kritik hale geliyor.
İNSAN YETENEKLERİ VE YAPAY ZEKÂ AKICILIĞI ÖNE ÇIKIYOR
KPMG ABD İnsan Sermayesi Danışmanlık Lideri Katie Dahler, çoğu kuruluşun yapay zekâya sahip olduğunu ancak tutarlı ve ölçülebilir sonuçlar alamadığını belirtiyor. Dahler’e göre bu durum ancak liderler geri adım atıp işin nasıl yürüdüğünü yeniden tasarladığında ve insanla yapay zekâyı kasıtlı olarak birlikte orkestre ettiğinde değişiyor. KPMG Yapay Zekâ Üç Aylık Nabız Anketi’ne göre liderler, gelecekteki iş başarısının iki tamamlayıcı yeteneğe bağlı olacağını sinyalliyor: Daha güçlü kişilerarası beceriler ve daha derin yapay zekâ akıcılığı. Liderlerin yüzde 54’ü bugünün iş gücü piyasasında güçlü sosyal ve kişilerarası becerilerin, güçlü matematik veya teknik becerilerden daha önemli olduğunu söylerken yüzde 55’i artan düzeyde yapay zekâ akıcılığı bekliyor. Bu bulgular işletmelerin yapay zekânın tam potansiyelini gerçekleştirmek için iş birliği yapabilen, iletişim kurabilen ve uyum sağlayabilen insanlara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Beceri kazandırma ve yeniden beceri kazandırma, ikinci çeyrek üst üste yapay zekâ destekli iş gücünün ihtiyaçlarını karşılamak için en önemli strateji olmaya devam ediyor (yüzde 65).
YAPAY ZEKÂ BİR AKIL ORTAĞI OLARAK GÖRÜLMELİ
KPMG ve Austin’deki Teksas Üniversitesi McCombs İşletme Fakültesi tarafından yapılan ortak bir çalışma, yapay zekâ kullanım etkinliğinin yalnızca teknik uzmanlıkla bağlantılı olmadığını ortaya koydu. Sekiz aylık bir dönemde 2 bin 500 çalışanın 1,4 milyondan fazla gerçek dünya iş yeri yapay zekâ etkileşimini gözlemleyen araştırmacılar, en iyi performans gösterenlerin teknolojiyi bir akıl ortağı olarak ele aldığını tespit etti. Bu kullanıcılar, birden fazla alışverişte çıktıları aktif olarak iyileştiriyor ve süreç boyunca insan muhakemesini titizlikle uyguluyor. Dahler, yapay zekânın bir defalık verimlilik kazanımlarından tutarlı, kurumsal çapta etkiye geçtiğini ve bunun daha iyi kararlar, daha hızlı uygulama ve ölçeklenebilir sonuçlar getirdiğini vurguluyor. Doğru kullanıldığında yapay zekâ, çalışanlara makinenin kopyalayamayacağı yaratıcı ve yüksek değerli işlere odaklanma alanı bırakan bilişsel bir araca dönüşüyor.
GÜVEN VE DENETİMLE DESTEKLENEN İŞ BİRLİĞİ
Liderlerin daha iyi insan-yapay zekâ iş birliği yaratması için bazı stratejiler öne çıkıyor. Çalışanlara sadece “yapay zekâyı kullanın” demek yerine iyi kullanımın nasıl göründüğünü göstermek, uygulamalı eğitimle çalışanların işte yapay zekâyı rahatça kullanmasını sağlamak ve yapay zekânın ilk verdiği yanıtı iyileştirmenin önemini öğretmek gerekiyor. Ayrıca insan denetiminin ve değerlerinin her zaman önce geldiğinden emin olarak güven inşa etmek ve yapay zekânın çalışan kararlarının ve deneyimlerinin kalitesini iyileştirip iyileştirmediğini ölçmek kritik önem taşıyor. Dahler, güvenin temel olduğunu, onsuz benimsemenin yavaşlamakla kalmayıp durduğunu belirtiyor. İnsanlar yapay zekânın nasıl çalıştığını veya sınırların nerede olduğunu anlamazsa kullanmayacak. Bu nedenle KPMG, müşterilerine şeffaflık, net sınırlar ve insan denetimi oluşturmaları için yardımcı oluyor. Yapay zekânın geleceği, teknolojiyi kuruluşun dokusuna yerleştiren ancak aynı zamanda teknik dağıtımı insan gelişimiyle uyumlu hale getiren ve her otomatik kararın merkezinde insan muhakemesini tutan işletmelere fayda sağlayacak.