Fox TV'de Pazar günü yayınlanan ve futbolseverlerin nefes nefese izlediği Beşiktaş-Fenerbahçe karşılaşmasında yayınlanan bant ve çerçeve reklamlar izleyicileri çileden çıkardı. Maçta, 70 markanın 201 reklamı, 35 dakika boyunca ekranda yer buldu.
Medya Takip Merkezi'nin (MTM) reklam ölçüm raporuna göre, yayınlanan 35 dakikalık reklamın, 14 dakikası bant ve çerçeve reklamlardan, geriye kalanı ise kuşak reklamlardan oluştu. Beşiktaş-Fenerbahçe maçına en çok reklamı ise Moil, Solar Kent, Açı Dergisi, Radyospor, Turkcell, Niğde Gazozu ve Greyder markaları verdi.
Maçın çok önemli anlarını, o anda yayınlanan reklamlar nedeniyle izlemekte zorlanan taraftarların rahatsızlığına köşe yazarları da tercüman oldu. Fox TV'nin uyguladığı reklam stratejisi, ulusal gazetelerde yazan yedi köşe yazarı tarafından sert eleştirilere hedef oldu.
Yüksel Aytuğ'un 'Nedir bu reklam işkencesi?' başlıklı Sabah'taki yazısı;
Nedir bu reklam işkencesi?
Fox'un yeni spor servisi ilk ciddi sınavını Süper Kupa Finali ile verdi. Tabii bu "verdi" kelimesi lafın gelişi. Sınavı verip, veremediğinin kararını ise az sonra yazacaklarımdan sonra siz değerli okurlarıma bırakıyorum.
Yayında adeta bir "reklam işkencesi" yaşandı. Ekranın neredeyse üçte birini kaplayan bant reklamlar yüzünden (ki buna rahatlıkla "duvar reklam" diyebiliriz) ekran başındaki futbolseverler pek çok önemli pozisyonu göremediler. (Hele Emre'nin Rüştü ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda millet saçını başını yoldu) Hakan Aysev'in okuduğu İstiklal Marşı'nın yerine ekrana reklamların getirilmesi ayrı bir skandaldı. Belli ki bu maçlardaki reklam terörünü RTÜK önleyemeyecek.
En iyisi Türkiye Futbol Federasyonu, maçların yayın protokollerini hazırlarken reklamların nasıl yayınlanacağına dair hükümleri de sözleşmelere dahil etsin. (Tıpkı FIFA ve UEFA'nın uluslararası maç yayınlarında yaptığı gibi) Bunların yanında FOX'un, maç yayınlarında deneyimli Lig TV'nin ekipmanından ve yönetmeni Musa Çözen'den yararlanması akıllıcaydı. Çözen'in rejisi neredeyse kusursuzdu. Spiker Aykut İnce iki yorumcu ile "boğuşmasına" rağmen genelde başarılıydı. Hakemin verdiği penaltı kararını geç süzmesi ise en önemli hatası idi.