Bilimsel Çalışma, Edebiyat, Medya (Tüm kişisel ve kurumsal ürünler), Toplumsal alanda örnek davranış veya girişimler, Görsel-İşitsel sanatlar ve sahne sanatları ve Spor olmak üzere altı kategoride verilecek ödüllerde 2009 yılı içerisindeki çalışmalar dikkate alındı.
Ödüle layık isimlerin belirlenmesi amacıyla oluşturulan ve Türkiye'nin önde gelen isimlerinden oluşan Seçici Kurul'da şu isimler yer aldı; Ediz Hun (Sanatçı), Garo Mafyan(Sanatçı), Hilmi Yavuz (Yazar), Hüseyin Hatemi (İstanbul Üniv. Hukuk Fak. Öğr. Üyesi), İbrahim Betil (Toplum Gönüllüleri Vakfı Yönetim Kurulu başkanı), İbrahim Kâfi Dönmez (Marmara Üniv. İlahiyat Fak. Öğr. Üyesi), Mario Levi (Yazar), Metin Tarhan (Alevi Dernekleri Federasyonu Başkanı), Ömer Laçiner (Birikim Dergisi Yayın Yönetmeni/Yazar), Tayyar Altıkulaç (Diyanet İşleri eski başkanı), Ümit Fırat (Yazar).
Ödül töreni T.B.M.M Başkanı Sayın Mehmet Ali Şahin'in katılımları ile 17 Nisan 2010 Cumartesi günü saat 18.00'de İstanbul/Harbiye İstanbul Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilecek. Mehtap TV'nin de canlı vereceği ödül takdim gecesine yoğun ilgi bekleniyor.
Birlikte Yaşama Ödülleri hakkında açıklama yapan Vakıf Başkanı Mustafa Yeşil şunları söyledi; “Birlikte yaşama kültürümüze ve sosyal barışımıza katkısı olmuş kişi ve kuruluşları teşvik etmek, nazara vermek amacı ile böyle bir ödül ihdas ettik. Farklı kimlikleri düşman gören bir anlayışın toplumumuzu sürekli çatışmaya çektiğini gözlemliyoruz. Farklılıklara saygı çerçevesinde toplumsal dokumuzun güçlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Bu amaçla ödül alacakları belirleyecek Seçici Kurul'un öncelikle iyi belirlenmesi gerekiyordu. Bu sebeple farklı toplusal kesimlerden saygın isimlere bu teklifi götürdük ve jüriyi oluşturduk. Ödül için aday belirlemek amacıyla www.odul.tc adresinden kamuoyu yoklaması yaptık ve sonuçlarını jürinin önüne koyduk. Seçici kurul tamamen özgür bir şekilde ödül alacakları belirlediler. Biz Vakıf olarak toplumsal katmalarımızı temsil eden bu jürinin tercihine saygı gösterdik, herhangi bir telkinimiz olmadı. Birlikte yaşama kültürü de zaten bunu gerektirir.”