DÜNYADA BELİRSİZLİKLERİN ARTTIĞI DÖNEM
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kaleme aldığı “Adalet ve Refah için Türkiye’nin Diplomatik Vizyonu” başlıklı makale, ABD’nin önemli yayın kuruluşlarından Newsweek’te İngilizce olarak yayımlandı. Erdoğan, dünyada uzun bir süre boyunca artan belirsizlikler ve zorluklarla karşılaşıldığını ifade ediyor. “Çatışmalar, kuralsızlıklar, terör saldırıları, salgınlar, iklim felaketleri, derinleşen adaletsizlik ve eşitsizlikler mevcut uluslararası düzen üzerinde büyük baskı oluşturmaktadır.” diyor. Türkiye ise, dış politika anlayışında adalet, barış ve dayanışma ilkelerini merkeze alarak kapsamlı ve karmaşık krizler içerisinde kendi güvenliğini ve insanlığın ortak geleceğini dikkate alan bir vizyonla hareket ediyor. “Dünya beşten büyüktür” anlayışının, insanlığın ortak geleceğine dair bir ufuk sağladığını belirtiyor.
BM’NİN ASLİ FONKSİYONUNU YERİNE GETİRMEMESİ
İkinci Dünya Savaşı sonrası barış ve güvenliği korumak için kurulan Birleşmiş Milletler, mevcut krizler karşısında “ne yazık ki asli fonksiyonunu yerine getirememektedir.” Erdoğan, BM’nin en önemli organı olan Güvenlik Konseyi’nin, bazı ülkelerin etkisi altında karar alma süreçlerine mahkûm olduğunu vurguluyor. Bu adaletsiz yapının reforme edilmesi, BM’nin kuruluş felsefesine uygun etkin çok taraflılığın sağlanması ve küresel sorunların adil bir şekilde çözülmesi için acil bir gereksinim olduğunu dile getiriyor. Türkiye, diyalog ve ara buluculuk diplomasisine odaklanarak, bu boşlukları doldurmayı hedefliyor. Karadeniz Tahıl Girişimi de bu yaklaşımın somut bir örneği olarak öne çıkıyor. Türkiye, geniş bir coğrafyada, adil diplomatik çözümlerle çatışmaları sona erdirmek için sorumluluk almakta kararlı.
Türkiye, dünyada en fazla insani yardım sunan ülkelerden biri olarak, bu sorumluluğunu yerine getiriyor. Erdoğan, “Gazze’de İsrail’in süregelen işgali ve mezalimi, insanlık vicdanının en büyük sınavlarından biridir.” diyerek uluslararası topluma çağrıda bulunuyor. Türkiye, ateşkes sağlanması ve insani yardımların kesintisiz ulaşması için çabalarına devam ediyor ve “Gazze’ye gönderdiğimiz 100 bin tonu aşan yardımlar, kardeşlerimizin yaralarını sarmak için attığımız adımlardan sadece biridir.” ifadesiyle desteklerini açıklıyor. Türkiye, uluslararası toplumun daha kararlı bir duruş sergilemesi gerektiğine inanıyor ve adil bir barışın yalnızca Filistin halkının bağımsız bir devlete kavuşmasıyla mümkün olabileceğini savunuyor. “Dünya devletlerine çağrımız nettir: ‘Filistin Devleti’ni tanıyın.’“
SURİYE’NİN YENİDEN İNŞASI VE İHYASI
Suriye, bölgesel istikrar açısından kritik bir ülke konumunda bulunuyor. Suriye’deki çatışmaların sonucunda yüzbinlerce insan hayatını kaybetti ve milyonlarca insan yerinden edildi. Erdoğan, “Suriye’nin yeniden inşası ve ihyası kaçınılmazdır.” diyerek, Suriye halkının menfaatlerinin göz önünde bulundurulması gerektiğinin altını çiziyor. Kalıcı barışın sağlanması için tüm Suriye halkının iradesinin dikkate alınması gerektiğini vurguluyor. Türkiye, “Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve siyasi birliğine saygı” ilkesini savunmaya devam ediyor. Erdoğan, ayrılıkçı emellere ve terör örgütlerine karşı duracaklarını belirtiyor ve “hakikatin, hakkaniyetin ve dayanışmanın hâkim olduğu bir gelecek ancak ortak irademizle inşa edilebilir.” mesajını veriyor. Türkiye, insanlığın onurlu ve adil bir geleceğine öncülük etmeye kararlılığına devam edecek.