Michigan’daki Demokrat Parti ön seçiminde yarışan iki isim, 4 Ağustos’ta yapılacak kritik oylama öncesindeki son münazarada, genel seçimde partinin şansını artıracak adayın kendileri olduğunu savundu. Temsilciler Meclisi Üyesi Haley Stevens, Michigan Valisi Gretchen Whitmer’ın desteğini arkasına aldığını vurgularken, rakibi eski sağlık yetkilisi Abdul El-Sayed ise bağımsız duruşuyla öne çıktı. İki aday, Kasım ayında gerçekleşecek genel seçimde Senato’daki güç dengesini belirleyecek yarışta birbirine üstünlük kurmaya çalıştı.
ÇİRKİN TARTIŞMALARIN ODAĞINDAKİ “OĞRE” KRİZİ
Saatler süren münazara boyunca adaylar birbirlerine sert sözlerle yüklendi. El-Sayed, son günlerde tartışma yaratan “bir canavarı kazığa oturtmak” ifadesinin Stevens’a değil, Pensilvanya Senatörü John Fetterman’a yönelik olduğunu açıkladı. Fetterman’ın seçilirken savunduğu değerleri terk ettiğini söyleyen El-Sayed, öte yandan kendisini hedef alan reklam kampanyalarına tepki gösterdi. Bu reklamların, geçmişte eski First Lady Michelle Obama ve Vali Whitmer hakkında söylediği sözleri bağlamından kopararak gösterdiğini belirtti. Demokrat vekil Stevens ise El-Sayed’in bu açıklamalarını hatırlatarak, “Abdul iyi bir adam ama Whitmer’ın satın alındığını ya da Debbie Stabenow’un kimsenin umurunda olmadığını söylemesi onun sorunu” ifadelerini kullandı.
AIPAC REKLAMLARI VE GAZZE POLİTİKASI AYRIŞMASI
Yarışa damga vuran bir diğer konu ise Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC) bağlantılı grupların, El-Sayed’i hedef alan on milyonlarca dolarlık televizyon reklamları oldu. El-Sayed, bu reklamların kendisini zor durumda bıraktığını ancak aynı zamanda büyük paranın siyasetteki etkisine karşı mücadelesini güçlendirdiğini söyledi. Stevens, AIPAC’ın isteklerine göre hareket etmeyeceğini belirtirken, İsrail ve Filistin halkının bir arada yaşayabileceği iki devletli çözüme inandığını ifade etti. El-Sayed ise AIPAC’ın Stevens’ı desteklemesinin nedeninin “güvenilir bir oy” olması olduğunu savundu.
GÖÇ POLİTİKASINDAKİ KESKİN AYRIM: ICE’NİN GELECEĞİ
İki aday arasındaki en belirgin farklılık göç politikasında ortaya çıktı. Her ikisi de Donald Trump yönetiminin Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) uygulamalarını eleştirirken, El-Sayed bu kurumun tamamen kaldırılmasını savunurken Stevens, ICE’nin yetkilerinin kötüye kullanılmasını engellemeye çalıştığını söyledi. Stevens, El-Sayed’i “ünlü bir aday” olmakla eleştirirken, kendisinin zor ama istikrarlı bir çalışma vaat ettiğini belirtti. El-Sayed ise Stevens’ın geçmişte ICE’nin bütçesini artırmaya oy verdiğini hatırlatarak, kurumun kaldırılmasından kaçınmanın “Demokratların ihtiyaç duymadığı bir korkaklık” olduğunu söyledi.