ABD’de yeni açılan bir davada, Trump yönetiminin İranlı sığınmacılarla ilgili gizli bilgileri Tahran yönetimiyle paylaştığı ve bu kişilerin İran’a geri gönderilmeleri halinde “zulüm, işkence ve ölüm” riskiyle karşı karşıya kalacağı iddia ediliyor. Salı günü Columbia Bölgesi Federal Mahkemesi’nde açılan davaya göre, ABD’deki İranlı sığınmacıların büyük bölümü demokrasi yanlısı protestocular, dini azınlık mensupları ya da LGBTQ bireylerden oluşuyor ve bu kişilerin zorla İran’a gönderilmeleri halinde ciddi tehlikelerle karşılaşması söz konusu. Davada Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) Geçici Direktörü David Venturella ve bağlı kurumları sanık olarak gösterilirken, dava İran Amerikan Hukuki Savunma Fonu adına Public Citizen tarafından açıldı.
DHS'DEN YALANLAMA
Bir İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) sözcüsü, “ICE’nin sığınma başvuru kayıtlarını İran hükümetiyle paylaştığı yönündeki iddialar YANLIŞTIR” açıklamasını yaptı. Dışişleri Bakanlığı ise dava hakkında yorum yapmaktan kaçındı. Dışişleri Bakanlığı’nın Trump yönetimi döneminde yayımladığı son insan hakları raporunda İran’da “ciddi insan hakları ihlalleri” bulunduğu vurgulanmıştı.
SINIR DIŞI OPERASYONLARI VE İDDİALAR
Trump yönetimi kapsamlı sınır dışı politikası kapsamında ABD’den onlarca İranlıyı çıkarmak için en az üç sınır dışı uçuşu gerçekleştirdi. Bu uçuşlardan en sonuncusu, İran’da hükümet karşıtı protestolara yönelik ölümcül baskıların sürdüğü Ocak ayında yapıldı. Davada, ABD’nin “önümüzdeki haftalarda” İran hükümetiyle birlikte çalışarak başka bir kitlesel sınır dışı uçuşu planladığı da öne sürülüyor.
GİZLİ BİLGİLERİN PAYLAŞILDIĞI İDDİASI
Davada, federal düzenlemelerin sınır dışı işlemleri sırasında bireylerin ABD’de sığınma başvurusunda bulunduğunu ortaya koyacak bilgilerin paylaşılmasını yasakladığı hatırlatılıyor. Bu tür paylaşımların “kişinin geri gönderilmesi halinde zulme uğramasına yol açabileceği” ya da “İran’da yaşayan aile üyelerini tehlikeye atabileceği” ifade ediliyor. Dava dilekçesinde, ABD yönetiminin, diplomatik ilişkileri bulunmayan Washington ile Tahran arasında Mart 2025’te varılan nadir bir anlaşma kapsamında, sınır dışı edilmek istenen “yüzlerce İranlı sığınmacı tutukluya” ait bilgileri İran hükümetine aktardığı iddia ediliyor. Bu bilgilerin hem ICE ile İranlı yetkililer arasındaki aylık toplantılarda hem de “periyodik olarak” posta yoluyla paylaşıldığı belirtiliyor.
GÖRÜŞMELER VE YASAL SÜREÇ
Dava, ICE’nin İranlı yetkililerle ICE gözetimindeki onlarca İranlı arasında yüz yüze görüşmeler ayarladığını ve bu görüşmelerin çoğunun tutukluların rızası dışında yapıldığını öne sürüyor. Dilekçede, “İran Çıkar Birimi yetkilisiyle görüşen İranlı tutuklulara göre, yetkili onların göçmenlik davaları ve sığınma başvurularının detaylarına hakimdi” ifadesine yer veriliyor. Davacılar, mahkemeden gizli bilgilerin paylaşılmasının durdurulmasını, bu politikanın “yasa dışı” ilan edilmesini, bilgileri İran hükümetiyle paylaşılan sığınmacıların tespit edilerek bilgilendirilmesini ve bu işlemler tamamlanana kadar tüm sınır dışı işlemlerinin durdurulmasını talep ediyor. DHS sözcüsü ise ICE’nin “yasadışı yabancıların konsolosluk temsilcileriyle iletişim kurma hakları konusunda bilgilendirilmesini sağlamaya kararlı olduğunu” belirterek, ajansın “geçerli yasa, yönetmelik ve kurum politikaları uyarınca” her ülkeyle tutuklular için seyahat belgesi almak üzere çalıştığını ve “yasadışı yabancıları sınır dışı etmek için tüm yasal seçenekleri kullanmaya devam edeceklerini” söyledi.