Türkiye merkezli HuqqA markası, Dubai’de, dünyaca tanınan yayınevi Assouline ile iş birliği sonucu hazırlanan “Mystic Mist: The Rituals of HuqqA” adlı kitabı okurlarla buluşturmaya hazırlanıyor. Klasik koleksiyon içinde yer alan eser, nargilenin tarihsel yolculuğunu, estetik dönüşümünü ve modern misafir deneyimiyle birleşen yeni yorumunu ayrıntılı bir şekilde ele alıyor. Kitap, sadece nargile meraklılarına değil, tasarım, kültür ve yaşam tarzı alanlarına ilgi duyan geniş bir kitleye hitap edecek şekilde kurgulanmış durumda.
YENİ DÜNYA’DAN SARAYLARA VE KAHVEHANELERE
Metinde, tütünün Yeni Dünya’dan saraylara uzanan serüveniyle başlayan hikâye, nargilenin Hindistan ve İran’daki seçkin çevrelerde bir statü ve zarafet sembolüne dönüşmesini anlatıyor. İnce ustalıkla işlenen gövdeler, süslemeli lüleler ve el işçiliği detaylarla öne çıkan takımların zamanla bir sanat objesine dönüşmesi vurgulanıyor. Ardından Osmanlı dönemi kahvehanelerinde nargilenin sohbet, edebiyat ve kamusal hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelişine ve Batılı seyyahların bu ritüeli kendi ülkelerine taşımasıyla Avrupa sosyal hayatında moda olmasına uzanan bir çizgi çiziliyor. Böylece nargile, farklı coğrafyalar arasında bir kültür köprüsü ve paylaşılan bir ritüel olarak konumlanıyor.
YAVAŞLAMA VE BİR ARAYA GELME PRATİĞİ OLARAK NARGİLE
Kitabın merkezinde, hızlanan modern yaşam içinde nargilenin “yavaşlama” ve “bir araya gelme” pratiği oluşu öne çıkarılıyor. Dumanın etrafında kurulan dostluklar, uzun sohbetler ve günlük telaşın dışında açılan küçük zaman pencereleri, HuqqA’nın misafir deneyiminin de kalbine yerleştiriliyor. HuqqA mekânlarında nargile, sadece bir içecek ya da tütün tüketim aracı olarak değil; özel hazırlanmış karışımlar, özenle seçilen takımlar ve ritüeli yöneten uzman ekip ile birlikte bütünsel bir duyusal deneyim olarak ele alınıyor. Metin, bu yaklaşımı “modern dünyada yeniden tanımlanan bir törensellik” üzerinden anlatıyor.
ŞIK TASARIM VE ZENGİN GÖRSELLERLE BİR KOLEKSİYON ESERİ
“Mystic Mist: The Rituals of HuqqA”, şık tasarımıyla da dikkat çeken bir koleksiyon kitabı olarak öne çıkıyor. İnce işlenmiş baskı kalitesi, sayfalara yayılan zengin görsel dünya ve nargile ritüelinin farklı dönemlerden arşiv görüntüleriyle desteklenmesi, eseri klasik bir masaüstü kitabı seviyesine taşıyor. Toplam 256 sayfadan oluşan kitapta hem arşivlerden seçilmiş tarihi illüstrasyonlar ve fotoğraflar hem de marka için özel üretilmiş çağdaş çekimler yer alıyor. Böylece okur, bir yandan geçmişin kahvehane sahnelerini, saray içlerini ve eski nargile takımlarını görürken, diğer yandan bugünün lüks mekânlarında güncellenmiş nargile seremonisiyle karşılaşıyor.
YAZAR FOTOĞRAFÇI VE KÜRATORYEL İŞ BİRLİĞİ
Metnin yazarı, seyahat, moda ve gastronomi alanlarında uluslararası tecrübesiyle tanınan bir gazeteci. Farklı ülkelerde edindiği birikimi, nargile kültürünün sınırları aşan yapısını anlatmak için kullanıyor ve okuru hem tarihsel hem sosyolojik bir okuma yapmaya davet ediyor. Kitabın fotoğraflarını üstlenen isim ise uzun yıllardır dünyadaki seçkin markalarla çalışan ve belgesel tadındaki kadrajlarıyla bilinen bir fotoğrafçı. Onun imzasını taşıyan kareler, hem HuqqA mekânlarının tasarımını hem de nargile seremonisinin ince detaylarını sinematografik bir atmosferle yansıtıyor. Projenin küratöryel tarafındaki iş birliği ise özellikle bölgeye dair sanat ve yayıncılık projeleriyle tanınan bir isimle gerçekleşmiş durumda.
ARŞİV GÖRSELLERİYLE GÜNÜMÜZ MEKÂNLARININ DİYALOĞU
Kitapta yer alan görseller arasında tarihî kütüphanelerin koleksiyonlarından seçilmiş nargile sahneleri, 19. yüzyıl gravürleri, eski İstanbul ve çevre coğrafyalardan günlük yaşam kareleri ve dönemin giyim-kuşam kültürünü yansıtan portreler bulunuyor. Bu arşiv malzemeleri, nargilenin sadece bir tüketim alışkanlığı olmadığını, aynı zamanda dönemin estetik anlayışının ve sosyal kodlarının da bir parçası olduğunu gösteriyor. Modern çekimlerde ise HuqqA’nın iç mekân tasarımlarındaki sıcak dokular, aydınlatma tercihleri, nargile takımlarının biçimsel çeşitliliği ve misafirlerin etrafında şekillenen atmosfer ön plana çıkıyor. Böylece geçmişle bugün arasındaki estetik süreklilik okura görsel bir hikâye olarak sunuluyor.
HUQQA’NIN NARGİLE RİTÜELİNE YAKLAŞIMI
HuqqA’nın nargileye yaklaşımı kitapta ayrıntılı biçimde anlatılıyor. Misafir deneyimini yöneten, bir nevi “sommelier” rolü üstlenen uzmanlar; tütünün elle hazırlanmasından su ve aromaların seçilmesine, lülenin doldurulmasından közün ayarlanmasına kadar tüm adımları özenle kurguluyor. Farklı tarzlara hitap eden, eğlenceli ve oyuncu tasarımlardan daha sofistike çizgilere kadar uzanan geniş bir nargile yelpazesi sunuluyor. Bu anlatı, nargilenin geçmişte olduğu gibi bugün de belirli bir incelik, bilgi ve dikkat gerektiren bir ritüel olduğu fikrini güçlendiriyor.
NARGİLE RİTÜELİNİN KITALAR ARASI YOLCULUĞU
“Mystic Mist: The Rituals of HuqqA”, nargile etrafında şekillenen hikâyeleri yalnızca Doğu’ya ya da belirli bir coğrafyaya hapsetmiyor; tersine, bu ritüelin farklı kıtalardaki yolculuğunu da aktarıyor. Avrupa’daki salonlardan modern metropollerdeki buluşma noktalarına kadar uzanan bu çizgi, nargilenin zaman içinde nasıl yeniden yorumlandığını, kimi zaman bir moda unsuru kimi zaman da köklü bir gelenek olarak algılandığını gösteriyor. Kitap, bu çok katmanlı yapıyı hem metin hem görsel dil üzerinden okura sunarak nargileye dair tek boyutlu klişeleri kırmayı amaçlıyor.
ASSOULINE ÇİZGİSİ VE NARGİLENİN KÜLTÜREL HAFIZASI
Assouline imzasını taşıyan eser, kültür, seyahat ve yaşam tarzı alanlarında hazırlanan seçkin kitapların arasına katılıyor. Yayıncılık dünyasında özellikle tasarım ve baskı kalitesiyle bilinen bu çizgi, HuqqA ile birlikte nargile ritüelini de aynı estetik seviyeye taşıyor. Nargilenin dumanı birkaç dakika içinde kaybolsa da ardında bıraktığı hatıraların ve kültürel mirasın nesiller boyunca sürdüğüne vurgu yapan kitap, okuru hem nostaljik hem de çağdaş bir bakışla bu dünyanın içine davet ediyor.
NARGİLE KÜLTÜRÜNÜ YENİDEN TANIMLAYAN KAPSAMLI BİR ESER
Sonuç olarak “Mystic Mist: The Rituals of HuqqA”, nargileyi sadece bir keyif aracı olarak gören bakış açısının ötesine geçerek, onu sanat, tasarım, misafirperverlik ve kültürel hafıza ekseninde yeniden tanımlayan kapsamlı bir çalışma olarak konumlanıyor. Lüks mekânlarda geçirilen sakin bir akşamı, arşivlerden çıkan siyah-beyaz bir fotoğrafı ya da ustalıkla tasarlanmış bir nargile takımını aynı hikâyenin parçası haline getiren bu kitap, hem koleksiyoncuların hem de nargile kültürüne ilgi duyan herkesin kütüphanesinde yer açacağı türden bir eser olarak öne çıkıyor.