Avukat Arzuman Azaflı’nın sahibi olduğu Azaflı Hukuk Bürosu, son dönemde müvekkillerinden gelen ciddi iddialarla gündemde. İnternet şikâyet platformları ve Google yorumlarında, özellikle trafik kazası ve tazminat davalarında mağduriyet yaşayan çok sayıda kişi, büronun ücretlendirme politikası ve dava takip süreçlerinden yakınıyor.
Şikâyetler; fahiş vekâlet ücretleri, davaların takipsiz bırakılması ve müvekkillerin bilgilendirilmemesi gibi kritik konularda yoğunlaşıyor.
“Haberimiz Olmadan Savunma Sunmuşlar”
sikayetvar.com ve Google İşletme Profili gibi çevrimiçi platformlara yansıyan şikâyetler, yaşanan mağduriyetlerin boyutunu ortaya koyuyor. Azaflı ekinin şikayetlere de kayıtsız kaldığı ve cevap vermediği görülüyor.
“Kaybedilen Dava İçin İcra Takibi”
Kubilay isimli bir müşteki, alkollü trafik kazası davası için büroyla %25 oranında anlaştığını, ancak davanın kaybedilmesine rağmen büronun vekalet ücreti için hakkında icra takibi başlattığını iddia ediyor. Kubilay, “Karşı taraf ile anlaşmış olmaları ihtimal dahilinde. Pişmanlık duyuyorum.” sözleriyle yaşadığı süreci özetliyor.
“Lehime Olan Rapora İtiraz Etmişler”
Muaz isimli kullanıcı ise, “tam bir hayal kırıklığı” olarak nitelediği süreçte, dava savunmasının kendi onayına sunulmadan mahkemeye gönderildiğini belirtiyor. Muaz, “Hatta hazırladıkları savunma bile benim lehime olan bilirkişi raporuna itiraz eden bir savunmaydı” diyerek dava stratejisindeki tutarsızlığa dikkat çekiyor. Ayrıca, duruşma sonuçlarının günler sonra bildirildiğini ve dosyanın “atıl durumda” bırakıldığını öne sürüyor.
“Başta %10 Dendi, Paranın Yarısını Aldılar”
Trafik kazasında babasını kaybeden Emel isimli mağdur ise, büronun “Devlette paranız kaldı” diyerek kendilerine ulaştığını anlatıyor. Başlangıçta %10 komisyon konuşulmasına rağmen “paranın yarısını aldın” diyerek ücretlendirmeye itiraz eden Emel, asıl sorunun rücu (devletin ödediği parayı geri istemesi) konusunda yaşandığını belirtiyor: “Devletin bizden rücu edeceğini söyledim ama ‘rücu etmez’ dediler. Şimdi devlet parayı geri istiyor ve sürekli yeni masraflar çıkarılıyor.”
Google Yorumları’nda da benzer şikayetler var
Google Business platformundaki yorumlar da benzer iddialara sahip. Ahmet Hüseyin Parıldak, “Hastane yatağında yüzde 15’e anlaşıp, tazminata hak kazandığınızda sözleşmedeki gizli ifadelerle paranızın yüzde 30’dan fazlası gasp edilerek mağdur olabilirsiniz,” diyerek sözleşmedeki ücret farklarına işaret ediyor. Diğer yorumlarda ise “Davaya şoför bakıyor” (Sinan Çelikkanat) ve “WhatsApp mesajlarıma cevap vermedi, ilgisiz kaldı” (Çağatay Çetin) gibi ifadelerle büronun iletişim eksikliği ve ilgisizliği eleştiriliyor.
Şeffaflık Sorunları Odakta
Aslında bu şikâyetler, sadece tek bir büroya özgü değil; tazminat hukuku alanında sıkça yaşanan “bilgilendirme” ve “şeffaflık” sorunlarına da ayna tutuyor. Uzayan davalar, karmaşık sigorta yazışmaları ve müvekkillerin anlamakta zorlandığı teknik terimler, avukatın bilgilendirme rolünü daha da kritik hale getiriyor.
Hukukçular, avukat-müvekkil ilişkisinin temelinin “güven” olduğunu vurguluyor. Davanın riskleri, olası masrafları ve vekâlet ücretinin net, yazılı bir sözleşmeyle belirlenmesi şart.
Peki, Avukatından Şikâyetçi Olanlar Ne Yapmalı?
Hizmetinden memnun kalmayan müvekkillerin yasal hakları bulunuyor. Avukatların mesleki faaliyetleri, kayıtlı oldukları Barolar ve Türkiye Barolar Birliği tarafından denetleniyor.
Müvekkiller; ücretlendirme, bilgilendirme eksikliği, dosyanın takipsiz bırakılması veya meslek ilkelerine aykırı davranışlar gibi durumlarda avukatın bağlı olduğu Baro’ya “disiplin şikâyeti” yapabiliyor. Bu şikâyetler, inceleme sonucunda uyarıdan meslekten men’e kadar çeşitli yaptırımlarla sonuçlanabiliyor.
Ücret anlaşmazlıkları için ise Barolar bünyesindeki “ücret takdir komisyonları” veya doğrudan mahkemeler devreye giriyor.
İddialar Yargı Kararı Değil, Ama Güçlü Bir Uyarı
Elbette, Azaflı Hukuk Bürosu için internette paylaşılan bu iddialar hukuken kesinleşmiş bir yargı kararı niteliği taşımıyor; bunlar bireysel deneyimleri yansıtıyor ve kamuya açık platformlarda yayınlanıyor.
Ancak bu paylaşımlar, hem hukuk büroları için “hizmet kalitesini” gözden geçirme çağrısı hem de müvekkiller için “haklarını ararken nelere dikkat etmeleri gerektiğine” dair güçlü bir uyarı niteliğinde.