ÇİN’İN DİPLOMASİSEL GÜCÜNÜ ARTIRAN ETKİNLİKLER
Çin, bu hafta gerçekleştirilen iki büyük uluslararası etkinlikle küresel diplomasi ve güvenlik alanındaki iddiasını daha da güçlendiriyor. Tianjin’de başlayan Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesi ve Pekin’deki büyük askeri geçit töreni, Çin ile Rusya’nın Batı’ya karşı ortak duruşunu pekiştiriyor. Pazartesi günü Tianjin liman kentinde başlayan ŞİÖ zirvesi, Çarşamba günü Pekin’de düzenlenecek olan dev askeri törenle sona erecek. 2001 yılında Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan’ın iştirakiyle kurulan ŞİÖ, zamanla Hindistan, İran, Pakistan ve Belarus’un katılımıyla genişleme gösterdi. Afganistan ve Moğolistan gözlemci statüsündeyken, Türkiye, Mısır, Malezya ve Vietnam “diyalog partneri” konumundalar.
Şİ ZİRVESİ’NDEKİ ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR
Tianjin’deki iki günlük ŞİÖ zirvesinin en dikkat çekici anı, Şi’nin yaptığı konuşmadı. Pekin ve Moskova’nın ortak çalışmalarıyla oluşturulan bu zirve, CNN International’a göre Batı’ya karşı çok kutuplu bir güç dengesinin oluşumuna hizmet ediyor. Zirveye katılanlar arasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gibi önde gelen liderler yer alıyor. Şi, örgüt üyelerine bu yıl için 2 milyar yuan (280 milyon dolar) hibe ve 10 milyar yuan (1,4 milyar dolar) kredi taahhüdünde bulunduklarını ifade etti. Ayrıca güvenlik ve ekonomik işbirliğini güçlendirmek amacıyla “ŞİÖ Kalkınma Bankası”nın acilen kurulmasını talep etti. ABD’yi doğrudan anmadan, “hegemonya,” “Soğuk Savaş zihniyeti” ve “zorbalık” politikalarına karşı duracaklarını belirten Şi, “daha adil ve eşitlikçi bir küresel yönetişim sistemi” mesajı verdi. Putin de Şi’ye benzer şekilde, Avrasya’da Batı ittifaklarına alternatif “yeni bir güvenlik sistemi” gerektiğini vurguladı. “Artık Avro-Atlantik merkezli modellerin yerine, çok daha geniş bir ülke grubunun çıkarlarını gözeten bir sistem inşa etmenin zamanı” dedi.
BATI’YA KARŞI STRATEJİK HAREKETLER
Zirve, aynı zamanda ABD–Çin ve ABD–Hindistan arasındaki gerilimlerin büyük gölgesinde gerçekleşti. Trump yönetimi, Çin’in Rusya’dan enerji alımı ve Moskova ile ticaretini gerekçe göstererek yeni yaptırımlar tehdidinde bulundu. Benzer biçimde, Hindistan’a uygulanan yüzde 50 oranında gümrük vergisi, Yeni Delhi ile Washington arasındaki tansiyonu daha da artırdı. Financial Times’a göre, bu durum, Çin ve Rusya’nın ekonomik ve diplomatik ortaklıklarını daha görünür hale getiriyor. İki ülke, Batı’nın yaptırım baskılarına karşı beraber hareket etme kararlılıklarını sergiliyor. Ayrıca, Ukrayna’daki savaş da bu bağlamda kritik bir gündem maddesi haline geldi. Putin, yaşanan krizi Batı’nın kışkırtması olarak sunarken, Çin hem diplomatik destek sağladı hem de enerji ile ticaret kanalları aracılığıyla Rusya’nın ekonomik dayanıklılığını artırdı. Bu durum, Şi ve Putin’in yan yana durarak Batı’ya karşı çok kutuplu bir alternatif düzen inşa etme isteğini net bir şekilde gösteriyor.