Orta Doğu’daki savaş, birçok dinamiği değiştirmeye devam ediyor…
Küresel deniz taşımacılığı, Hürmüz Boğazı’ndan başlayarak Panama Kanalı’na, Güney Çin Denizi’nden Karadeniz’e uzanan geniş bir alanda, kuralların yeninden gözden geçirildiği zorlu bir süreçten geçiyor.
DENİZ SAVAŞLARI EŞZAMANLI OLARAK DEVAM EDİYOR
Uzmanlar, okyanusların bu kadar karmaşık ve tehlikeli olmadığına dikkat çekerken, daha önce uluslararası düzenlemelerle korunan serbest seyrüsefer faaliyetlerinin güç mücadelesine dönüştüğünü ifade ediyor. Küresel ticaretin yüzde 80’den fazlasının deniz yollarıyla gerçekleşmesi, bu güzergahlardaki her türlü aksamadan kaynaklı devasa maliyetler ve belirsizlikler anlamına geliyor.
DENİZLER YENİ BİR SAVAŞ ALANI MI?
Hürmüz Boğazı’ndaki artan gerilim, günümüzdeki bu yeni dönemin en dikkat çekici örneklerinden biri olarak ön plana çıkıyor. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile meydana gelen çatışmaların ardından İran’ın geçişleri kısıtlaması ve ABD’nin uyguladığı deniz ablukası ile karşılıklı gemi alıkoyma operasyonları, küresel enerji krizini tetikleyerek petrol fiyatlarını tarihsel rekor seviyelere çıkarttı.
KURALLAR BOZULUYOR MU?
Panama Kanalı çevresinde de benzer bir güç savaşı sürüyor. ABD ile bazı Güney Amerika ülkeleri, Çin’in Panama bayraklı gemilere ekonomik baskı uyguladığını iddia ediyor. Öte yandan, Çin bu iddiaları reddederek, ABD’yi bölgedeki egemenlik haklarını ihlal etmekle suçluyor.
Deniz alanlarındaki bu istikrarsızlık, sadece uluslararası gerilimlerle de sınırlı kalmıyor. Son beş yıl içinde korsanlık faaliyetlerinin tarihin en yüksek seviyesine ulaşması, deniz yolu operatörlerinin yakıt tüketiminde artış, sigorta primlerinin yükselmesi ve siyasi nedenlerle yaşanan gecikmeler gibi zorluklarla karşı karşıya kalmalarına sebep oluyor. Uzmanlar, asıl tehlikenin devletlerin uluslararası boğazlarda kendi kurallarını dayatmaya başlamasıyla deniz trafiğinin evrensel normlardan kopup tamamen siyasi pazarlıkların insafına kalması olduğunu savunuyor.