DEPREM FELAKETLERİNİN ETKİLERİ
6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde meydana gelen iki büyük deprem, geniş bir alanda büyük yıkıma sebep oldu. Resmi verilere göre bu felakette 50 bin 783 vatandaşımız yaşamını yitirdi ve 122 binden fazla kişi yaralandı. Açıklanan veriler, 2023 yılında Türkiye’de toplamda 58 bin 81 depremin kaydedildiğini ortaya koyuyor. Bu rakam, bir önceki yılın neredeyse üç katına ulaşırken, 2024’te kaydedilen deprem sayısından daha fazla. Bölgedeki artçı sarsıntılar hala devam ediyor. Depremleri inceleyen Prof. Dr. Süleyman Pampal ve Dr. Kenan Akbayram, önemli uyarılarda bulundu.
UYARILAR VE KAYDEDİLEN DEPREMLER
6 Şubat 2023 tarihinde saat 04.17’de Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde 7,7 büyüklüğünde bir deprem yaşandı; sadece dokuz saat sonra Elbistan’da 7,6 büyüklüğünde bir diğer deprem meydana geldi. Bu iki yıkıcı sarsıntı, Kahramanmaraş ve Hatay başta olmak üzere Adıyaman, Gaziantep, Malatya, Kilis, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Şanlıurfa ve Elazığ gibi toplamda 11 ili etkiledi. Prof. Dr. Pampal ve Dr. Akbayram, bu süreçte alınacak önlemlerin öneminin altını çiziyor. 2022 yılında Türkiye ve çevresinde toplam 20 bin 288 deprem kaydedildi. 2023’te bu sayı 58 bin 81’e yükselirken, 2024’te AFAD, Türkiye ve çevresindeki depremlerin sayısını 32 bin 500 olarak açıkladı.
FAY HATLARINDAN GELEN TEHLİKELER
Prof. Dr. Süleyman Pampal, depremler ve ardından gelen artçı sarsıntıların, Türkiye’deki deprem ortalamasını iki katına çıkardığına dikkat çekti. Pampal, deprem sonrası Antakya Fayı’nın kırıldığını ve Hatay çevresinde bağımsız bir depremin daha meydana geldiğini belirtti. Bu durum, özellikle Çelikhan’dan Amik Ovası’nın altına kadar uzanan uzun fay hatlarında etkilerini gösteriyor. Ayrıca, Sürgü-Çardak Fayı’nda yaklaşık 150 kilometre uzunluğunda kırılmalar yaşandı.
HATAY’DAKİ RİSKLER
Prof. Dr. Pampal, Hatay’ın tarihsel depremlerine dair incelemelerinde, bölgenin Türkiye ve dünyadaki büyük depremlerin merkezi olduğunu vurguladı. Bu bölgede, 7 ve üzeri büyüklükte depremlerin yaşanma ihtimali olduğunu belirterek, Hatay’ın gerçek depremini henüz yaşamadığını ifade etti. Şu anda konteynırlarda yaşayanların kalıcı konutlara geçmesinin, soruna kalıcı bir çözüm sunmadığını dile getirdi. Ayrıca Hatay’ın tüm yapılarını depreme dayanıklı hale getirmesi gerektiğini vurguladı.
KUZEY BÖLGESİNDEKİ TEHLİKELER
Prof. Dr. Pampal, Hatay’ın güneyi kadar kuzey bölgesinin de depremler için aktif olduğunu belirtti. Lakin burada, Çelikhan’dan kuzeye doğru gerçekleşmemiş kırılmalar olduğunu hatırlatarak, bu bölgede de depremler bekleniyor. Dr. Kenan Akbayram, özellikle Yedisu Fayı üzerinde yaptığı çalışmalara değinerek, bu fayın 75 kilometre uzunluğunda olduğunu ve tamamen kırılması durumunda 7.2 büyüklüğünde bir deprem üretebileceğini açıkladı. Akbayram, geçmişte bu fayda meydana gelen son depremin 1784 yılında olduğunun altını çizdi.
GELİŞTİRİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR
Dr. Kenan Akbayram, yerleşim alanlarının risk altında olabileceğine dikkat çekerek, bu alanların tespit edilmesi ve seçimi hususunun bilimsel çalışmalarla gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Bingöl’de gerçekleştirilen mikro bölgeleme tabanlı projenin, bu yıl tamamlanacağını belirten Akbayram, Bingöl Üniversitesi ve Bingöl Belediyesi iş birliği ile depremlerin afete dönüşmemesi amacıyla neler yapılması gerektiğini tartışan bilim insanlarının çalışmalar yürüttüğünü söyledi. Bu master planın 2025 yılında tamamlanması hedefleniyor.