BEYAZ SARAY’DA TARİHİ TÖREN
ABD Başkanı Donald Trump, 1 Mayıs 2025’te Beyaz Saray’da gerçekleştirilen önemli bir etkinlikle Dini Özgürlükler Komisyonu’nun oluşturulmasına dair başkanlık kararnamesini imzaladı. Hristiyan, Yahudi ve Müslüman din adamlarının dua ettiği bu törende Trump, “Ülkemize dini geri getiriyoruz, bu önemli bir mesele!” ifadelerini kullanarak kilise-devlet ayrılığı ilkesine karşıt bir duruş sergiledi. Komisyonun, tüm dinlerin özgürce yaşanmasını destekleyeceği ve özellikle antisemitizmle savaşacağı duyuruldu. Teksas Vali Yardımcısı Dan Patrick’in başkanlık edeceği komisyon, Trump’ın ikinci dönemindeki dini değerlere odaklanan politikalarının bir uzantısı olarak görülüyor.
KOMİSYONUN AMAÇLARI: İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ VE ANTİSEMİTİZMLE MÜCADELE
Trump, komisyonun ABD’deki tüm inanç gruplarının özgürce ibadet edebilmesini sağlayacağını ve aynı zamanda antisemitizmle mücadelede önemli bir rol üstleneceğini vurguladı. Şubat 2025’te komisyonun kurulacağını açıklayan Trump, Temmuz 2024’teki suikast girişiminden sağ kurtulmasını “Tanrının işi” olarak değerlendirmişti. Komisyonun, muhafazakâr Hristiyan değerlerini destekleyen Project 2025’in bir parçası olabileceği iddia edilse de, Trump bu bağlantıyı reddediyor.
TARTIŞMALAR VE ELEŞTİRİLER
Trump’ın “kilise-devlet ayrılığını bir süreliğine unutalım” sözleri, ABD Anayasası’ndaki laiklik ilkesine meydan okuduğu gerekçesiyle eleştiriliyor. Demokratlar, komisyonun muhafazakâr Hristiyan değerlerini dayatabileceğini ve diğer inanç gruplarını dışlayabileceğini öne sürüyor. Hukuk uzmanları, Project 2025’in kilise-devlet ayrımını zayıflatma hedefiyle ilişkilendirilmiş olabileceğini savunuyor. Ancak Cumhuriyetçiler, komisyonun dini özgürlükleri güçlendireceğini ve antisemitizmle mücadelede etkili olacağına inanıyor.
KOMİSYONUN GELECEĞİ
Komisyona Teksas Vali Yardımcısı Dan Patrick’in liderlik edeceği bildirildi. Komisyonun, dini özgürlüklerle ilgili politikaları belirlemesi ve özellikle Yahudi karşıtlığına karşı somut adımlar atması bekleniyor. Ancak Trump’ın geçmişteki kararları, örneğin 2017’deki kürtaj karşıtı politikaları ve Müslümanlara yönelik vize kısıtlamaları, komisyonun kapsayıcılığı hakkında bazı kaygılar yaratıyor.