Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kaleme aldığı “Adalet ve Refah için Türkiye’nin Diplomatik Vizyonu” başlıklı makale, ABD’nin önemli yayın organlarından Newsweek’te İngilizce olarak yayımlandı. Makalede, dünya uzun bir süredir belirsizlikler ve zorluklarla karşı karşıya kalıyor. “Çatışmalar, kuralsızlıklar, terör saldırıları, salgınlar, iklim felaketleri, derinleşen adaletsizlik ve eşitsizlikler mevcut uluslararası düzen üzerinde büyük baskı oluşturmaktadır.” Türkiye ise adalet, barış ve dayanışma ilkelerini merkeze alan dış politika anlayışıyla kendi güvenliğini ve insanlığın ortak geleceğini gözeterek hareket ediyor. Yıllardır dile getirdikleri “Dünya beşten büyüktür” anlayışları, insanlığın ortak geleceğine dair bir görüşü ifade ediyor.
BM’NİN ASLİ FONKSİYONUNUN YERİNE GETİRİLEMEMESİ
İkinci Dünya Savaşı sonrası barış ve güvenlik sağlamak amacıyla kurulan Birleşmiş Milletler, mevcut buhranlar karşısında ne yazık ki asli görevini yerine getiremiyor. “Adalet ve eşitlik iddiasıyla kurulan BM’nin en önemli organı Güvenlik Konseyi, sadece beş ülkenin iradesi ve çıkarlarına mahkûm edilmiştir.” Bu adaletsiz yapının acil bir şekilde reforma tabi tutulması gerekmektedir. Türkiye, dış politikasıyla diyalog ve ara buluculuğu ön plana çıkarıyor ve yakın zamanda icra ettikleri Karadeniz Tahıl Girişimi bunun en açık örneği. Türkiye, geniş bir coğrafyada adil diplomatik çözümler bulma konusunda sorumluluk üstlenmekte.
İNSANİ YARDIMLARDAKI ROLÜMÜZ
Türkiye’nin diplomatik vizyonu krizlerin yanı sıra insani konularda da kendini gösteriyor. “Dünyanın en çok insani yardım sağlayan ülkelerinden biri” olmanın verdiği sorumlulukla, Türkiye küresel dayanışmayı güçlendirme kararlılığını sürdürüyor. Gazze’de İsrail’in süregelen işgali ve zulmü, insanlık vicdanını zorlayan bir durum. Türkiye, ateşkes ve insani yardımların kesintisiz ulaşması için durmadan çaba gösteriyor. “Gazze’ye gönderdiğimiz 100 bin tonu aşan yardımlar, kardeşlerimizin yaralarını sarmak için attığımız adımlardandır.” Filistin halkının bağımsız, toprak bütünlüğüne sahip bir devlete kavuşması adil bir barış için zorunlu.
SURİYE’NİN YENİDEN İNŞASI
Suriye, bölgesel istikrar için kritik öneme sahip. 2011’den bu yana süregelen çatışmalar birçok insanın ölümüne ve yerinden edilmesine yol açtı. Suriye’nin yeniden inşası kaçınılmaz bir gereklilik olarak görülüyor. Suriye’nin geleceğe yönelik her adımında Suriyelilerin menfaatinin gözetilmesi gerektiği vurgulanıyor. “Türkiye, Suriye halkının iradesini dışlayan her türlü girişime karşı çıkmaktadır.” Hakikatin, hakkaniyetin ve dayanışmanın hâkim olduğu bir geleceği ortak irade ile inşa etmek için Türkiye, bu sorumluluğun bilincinde hareket edecek.