Küresel Sumud Filosu’nun Gazze’ye insani yardım ulaşma amacıyla başlattığı yolculuğunu engellemek üzere İsrail donanması, gemileri kuşatmaya başladı. Filonun sosyal medya hesabında “Gemilerimiz yasa dışı kuşatma altında. Kameralar devre dışı kaldı ve gemilere askeri personel çıktı.” şeklinde bir açıklama yapıldı. Filodan yapılan bir diğer duyuruda ise, Alma, Sirius ve Adara adlı teknelerin uluslararası sularda yasa dışı olarak durdurulduğu ve İsrail güçlerinin gemilere çıktığı bildirildi. Açıklamada, “İsrail donanma gemilerinin kasıtlı olarak gemi iletişimlerini bozduğu, yardım çağrılarını engelleme ve yasa dışı boarding işleminin canlı yayınını durdurmaya çalıştığı görülmektedir.” ifadeleri yer aldı.
İSRAİL’İN ALIKOLODLAR SIRASINDAKİ TÜRK VATANDAŞLARI
Küresel Sumud Filosu Türkiye Delegasyonu, Gazze’ye insani yardım taşıyan filonun “uluslararası sularda İsrail’in yasadışı müdahalesine maruz kaldığını” belirtti. Aşağıda isimleri belirtilen 20 Türk vatandaşının alıkonulduğu açıklandı:
Sirius Gemisi: Fikret Ayçin Kantoglu, Abdulaziz Yalcin, Davut Daskiran, Zeynep Tekocak.
Alma Gemisi: Metehan Sari, Huseyin Suayb Ordu, Onur Murat Kolgu, Semih Fener, Osman Cetinkaya, Sümeyra Akdeniz Ordu.
Spectre Gemisi: Bekir Turunc, Abdulmecid Bagcivan, Mustafa Muhammed Cakmakci, Mesut Çakar, Muslim Ziyali.
Huga_A Gemisi: Mehmet Sait Direkci, Fatih Ozsoz, Tevhit Yildiz.
Mali/Deir Yassine_A Gemisi: Sumeyye Sena Polat.
Grande Blue Gemisi: Halil Rifat Canakci. Bu müdahalenin uluslararası hukukun ve deniz güvenliğinin ciddi bir ihlali olduğu vurgulandı.
ALIKONULAN TÜRK SAYISI 25’E YÜKSELDİ
Delegasyon, İsrail’in müdahale ettiği gemi sayısının 15’e yükseldiğini ve alıkonulan Türk aktivist sayısının da 25 olduğunu bildirdi. Açıklamada, “Global Sumud Filosu’na yönelik toplam 15 gemiye müdahalede bulunulmuştur. Müdahale girişimleri çeşitli görsel doğrulamalar ve medyada yer alan raporlarla teyit edilmiştir. Tüm müdahalelere rağmen filo Gazze’ye ilerlemeye devam etmektedir.” denildi.
GEMİLERİMİZ İLERİDE
Durdurulduğu duyurulan tekneler dışında birçok diğer tekneyle de iletişimin kaybolduğu belirtildi. “Tüm katılımcılar ve mürettebatın durumu titizlikle takip edilmektedir.” denilen açıklamada, “Bu, uluslararası sularda silahsız insani yardım görevlilerine yönelik yasa dışı bir saldırıdır. Hükümetleri, dünya liderlerini ve uluslararası kurumları harekete geçmeye ve durumu yakından izlemeye çağırıyoruz.” denildi. Filonun Gazze’ye 60 deniz mili mesafede olduğu ve ilerlemeye devam ettiği aktarıldı.
İSRAİL AÇIKLAMASI VE GÖRÜNTÜLERİ
İsrail Dışişleri Bakanlığı, bazı gemileri ele geçirdiklerini ve alıkoyulan yolcuların bir İsrail limanına götürüldüğünü bildirdi. Bakanlık, ele geçirilen gemideki katılımcılardan iklim aktivisti Greta Thunberg’ın görüntülerini paylaştı. Ancak kaç geminin ele geçirildiği ve kaç aktivistin alıkonulduğu hakkında bilgi verilmedi.
MEDYA GÖRÜŞLERİ VE HAFTALIK GÜNDEMLER
Filoya katılan Türk aktivistlerden Hüsamettin Eyüboğlu, “İnsani yardım taşıyan teknenin sonunda olsa bile ilerlemeye devam etme niyetindeyiz.” dedi. Diğer aktivistler de, durumu yakından takip ettiklerini ve ellerindeki teknik bilgilerin güvenli olduğunun altını çizdi.
KÜRESEL SUMUD FİLOSU: TARİHİ BİR HAREKET
Küresel Sumud Filosu, 44 farklı ülkeden sivil toplum kuruluşları temsilcileri, doktorlar, avukatlar, sanatçılar ve aktivistlerden oluşuyor. Filoda özellikle tıbbi yardım malzemeleri ile insani yardım bulunuyor. Gazze’ye en yakın mesafeye ulaşan filonun, insani yardım taşımak amacıyla yola çıktığı net bir biçimde ifade ediliyor. Arapça “kararlılık” ve “azim” anlamına gelen “Sumud”, Filistin halkının baskı ve direnişi temsil eden önemli bir kavram olarak öne çıkıyor.
ULUSLARARASI HUKUK AÇISINDAN İHLALLER
Küresel Sumud Filosu’nun Akdeniz’de uluslararası sulardan geçiş hakkı bulunuyor. Ancak İsrail’in müdahalesi, uluslararası hukukun ciddi bir ihlali anlamına geliyor. Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nde, sivil statüde bulunan bu aktivistlerin korunması gerektiği vurgulanır. Gemiye müdahale etmeden önce iletişim kurma yükümlülüğü, uluslararası hukukun temel kurallarındandır. Sivil toplum kuruluşları ve aktivistlerin haklarının korunması, global bir sorumluluk olarak öne çıkıyor.
Bu gelişmeler, karşı karşıya kalınan insani durum ve uluslararası hukuka dönük tepkileri de tetiklemeyi sürdürüyor.