İSTANBUL’DA DEPREM RİSKİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
İstanbul’da deprem riski hakkında değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Osman Bektaş, megakenti koruyan çukurların önemine vurgu yaptı. 23 Nisan tarihinde meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki depremin İstanbul’a yaklaşımını Kumburgaz Çukuru’nun engellediğini ifade eden Bektaş, “Çukurlar, jeolojik özellikleri nedeniyle deprem enerjisini sönümleyici şekilde çalışır” dedi.
ÇUKURLARIN KRİTİK ROLÜ
Prof. Dr. Bektaş, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalarda, “İstanbul’u depremden koruyan çukurlar: 1912 Mürefte M7,4 depreminin İstanbul’a doğru ilerleyişini Orta Marmara Çukuru, 1999 M7,4 İzmit depreminin batıya doğru ilerlemesini Çınarcık Çukuru, ve 2025 M6,2 Silivri depreminin İstanbul’a yaklaşımını Kumburgaz Çukuru durdurmuştur. Neden?” şeklinde sordu. Bektaş, bu koruyucu etkileri açıklarken, “Çukurlar, jeolojik özellikleri nedeniyle deprem enerjisini sönümleyici şekilde çalışır (creep) Creep önündeki deprem kırığının ilerleyişini durdurarak stresi arka taraftaki segmente aktarır. Sonuç: İki büyük deprem arasında kalan merkezi Ana Marmara Fayı parçalı kırılıyor” diye belirtti.
MARMARA ÇUKURLARI VE FAY HAREKETLERİ
Marmara çukurlarının yer kabuğunun en fazla gerildiği ve inceldiği alanlar olduğunu aktaran Bektaş, bu bölgelerin kabuğunun ince olması nedeniyle magma sıcaklığının yüzeye yakın olduğunu söyledi. Bu durumun neticesinde yüksek ısı ve plastikleşmiş kayaç yapısının oluştuğunu belirten Bektaş, “Yani fay burada ‘gevrek’ değil, ‘sakız gibi’ sünek bir yapıda. Ayrıca bu çukurlar, akışkanlar (gaz ve su) bakımından oldukça zengin. Bu yüksek basınçlı sıvılar, fay zonlarını adeta yağlıyor. Fay kilitlenip enerji biriktiremiyor; bunun yerine, ‘CREEP’ (sürünme) dediğimiz sessiz fay hareketini yaparak bariyer gibi deprem kırığını durduruyor” ifadelerini kullandı.
then "Add to Home Screen"