Michigan’da bu yılki ara seçimlerde Cumhuriyetçi eski Temsilci Mike Rogers’a rakip olmak isteyen iki Demokrat aday, Salı gecesi düzenlenen gergin bir münazarada karşı karşıya geldi. Temsilci Haley Stevens kendisini Kongre’de “bir işgücü” olarak tanımlarken, Abdul El-Sayed “alışılmış siyasete bir tehdit” olduğunu söyledi. 4 Ağustos’taki ön seçimde yarışan son iki Demokrat arasındaki bu kritik yarış, Michigan’ın hem 2026 ara seçimlerinde hem de 2028 başkanlık seçimlerinde kilit rol oynayacak bir eyalet olması nedeniyle büyük önem taşıyor. Eyalet Senatörü Mallory McMorrow’un Pazar günü yarıştan çekilmesiyle birlikte, ön seçim artık Demokrat Parti’nin ilerici kanadı ile ılımlı kurumsal kanadı arasında açık bir mücadeleye dönüştü.
İSRAİL VE AİPAC GERGİNLİĞİ ÖNE ÇIKTI
Münazaradaki ilk kıvılcım, İsrail politikası ve AIPAC’ın kampanya harcamalarıyla ilgili gerilimlerle çakıldı. El-Sayed, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonları ve İran’la savaşı konusunda sert eleştiriler yöneltirken, Stevens’ın AIPAC’ın süper PAC kolundan on milyonlarca dolar dış destek almasına yüklendi. “AIPAC’ın siyasetimiz üzerindeki etkisi yüzünden bu savaşı gördük. AIPAC bana karşı on milyonlarca dolarlık saldırı reklamı yayınladı” diyen El-Sayed, Stevens’ın oylarının satın alındığını ima etti. Stevens ise “kimsenin benden korkmadığını” söyleyerek, oylarının kimseye ait olmadığını vurguladı ve iki devletli çözüme inandığını belirtti. El-Sayed ise “Filistinliler ve İsrailli Yahudiler için eşit barış, onur ve kendi kaderini tayin hakkına inanıyorum” diyerek, Stevens’ın bu kadar dış harcamaya neden izin verdiğini sorguladı.
FARKLI KAMPANYA VE İLETİŞİM STRATEJİLERİ
İletişim ve kampanya taktikleri konusundaki anlaşmazlıklar da münazaraya damgasını vurdu. Stevens, El-Sayed’i ciddiyetsiz ve fırsatçı olarak nitelendirirken, yasama deneyimini rakibinin çevrimiçi popülerlik peşinde koşmasıyla karşılaştırdı. “Kitap ya da podcast satmaya çalışmıyorum. Sahnede menajeri olup ücretli konuşmalar için beni pazarlamaya çalışan tek kişi ben değilim” diyen Stevens, Michigan halkı için çalışmaya odaklandığını söyledi. El-Sayed ise Stevens’ın kampanyasını destekleyen dış harcamaları sürekli gündeme getirerek, onu yozlaşmış bir sistemin temsilcisi olarak çerçeveledi. “Şirketler politikacıları satın aldığı sürece, çözümleri hayata geçiremeyiz” diyen El-Sayed, kendisini parti kuruluşuna ve Senato lideri Chuck Schumer’e karşı bir değişim aktörü olarak konumlandırdı.
MCMORROW’UN ÇEKİLMESİ YARIŞI KESKİNLEŞTİRDİ
Münazaranın gölgesinde kalan bir diğer konu ise McMorrow’un yokluğuydu. Her iki aday da çekilmesinin ardından onun destekçilerine seslenmeye çalışsa da, Salı gecesi sergiledikleri birbirine taban tabana zıt yaklaşımlar, McMorrow’un bir zamanlar işgal ettiği orta yol için çok az istekli olduklarını gösterdi. El-Sayed “Siyasette parayı çıkarmak, cebinize para koymak ve herkes için Medicare’i geçirmek için yarışıyorum” derken, Stevens ise istikrar ve deneyim arayan seçmenlere seslendi. “Yaptığım tek şey zorlu yarışları kazanmaktır” diyen Stevens, 2018’de bir Cumhuriyetçi’nin uzun süredir elinde tuttuğu bir Kongre koltuğunu kazandığını ve Donald Trump’ın aday olduğu seçimde bile bu koltuğu koruduğunu hatırlattı.