Rubio, İran Anlaşmasında Trump ve Vance’ten Ayrıştı

Bir haftadan uzun süredir ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran ile yapılan oldukça tartışmalı mutabakat zaptı konusunda dikkat çekici bir sessizlik içindeydi. Pek çok gözlemci, muhafazakar dış politika şahini olarak bilinen Rubio’nun anlaşmaya sıcak bakmadığını düşünüyordu. Ancak Rubio sonunda konuşmaya başladı ve söylemleri Başkan Donald Trump ile Başkan Yardımcısı JD Vance’in yaklaşımından oldukça farklıydı.

RUBİO İRAN LİDERLERİNİ RADİKAL OLARAK NİTELENDİRDİ

Rubio, Orta Doğu müttefiklerini ziyaret ederek destek toplamaya çalışırken, mutabakat zaptının ayrıntılarına ilişkin Trump ve Vance’ten farklı bir ton kullandı. Geçen hafta Bahreyn’de yaptığı açıklamada İran liderlerini “radikal din adamları” olarak nitelendiren Rubio, “İran sistemi, her zaman olduğu gibi radikal din adamları tarafından yönetiliyor” dedi. Bu açıklama, Trump ve Vance’in İranlıları potansiyel olarak reforme olmuş olarak tanımlamasından bir hafta sonra geldi. Trump, 16 Haziran’da Fransa’daki G7 Zirvesi’nde İran liderlerinin “radikalleşmediğini” belirterek, “Çok mantıklı insanlarla uğraşıyoruz. Onlarla anlaşmak güzeldi. Güçlü ve akıllı insanlar. Radikalleşmiş değiller ve ülkelerine yardım etmek istiyorlar” ifadelerini kullanmıştı. Vance ise İranlıların neredeyse 47 yıllık ABD karşıtı dış politikayı sorguladığını öne sürerek, “Bu müzakerelerin ilginç yanı, hem sertlik yanlılarının hem de daha politik kişilerin, 47 yıllık ABD ilişkisinin bir hata olduğunu söylemesi. Yeni bir sayfa açalım diyorlar” şeklinde konuşmuştu. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott ise yönetim içinde herhangi bir tutarsızlık olduğu iddiasını reddederek, “Bakan Rubio ve tüm yönetim, Başkan Trump’ın arkasında tam bir uyum içindedir” dedi. Hem Vance hem de Rubio, İranlıların gerçek niyetlerinin zamanla ortaya çıkacağını belirterek sözlerini yumuşatırken, iki yetkilinin İran liderliğine yönelik farklı yorumları dikkat çekti.

FÜZE PROGRAMI ANLAŞMADA YER ALMADI

Mutabakat zaptında en dikkat çekici eksikliklerden biri İran’ın füze programına ilişkin herhangi bir madde bulunmamasıydı. Bu, Trump yönetiminin savaşın başında belirlediği hedeflerden biriydi ancak anlaşmada yer almadı. Hatta Trump geçen hafta bu hedefi önemli ölçüde geri adım atarak İran’ın en azından bir miktar füze sahibi olmasına izin verilmesi gerektiğini söyledi. Trump, “Başkalarının olduğu için onların da biraz füzeye sahip olması gerekir” dedi ve füze programının “göreceli olarak sorun olmadığını” ekledi. Ancak Rubio, Orta Doğu müttefikleriyle görüşmelerinde daha sert bir çizgi izleyerek, Kuveyt’te yaptığı açıklamada “Bölgedeki uzun süreli müttefiklerimizin güvenliğini zedeleyecek hiçbir şey yapmayacağız” ifadesini kullandı.

PROXY GRUPLAR VE LÜBNAN'DAKİ BELİRSİZLİK

Mutabakat zaptında İran’ın Hizbullah ve Hamas gibi vekil gruplara desteğinin sonlandırılmasına ilişkin açık bir madde yer almıyor. Rubio, bu hafta yaptığı açıklamada anlaşmanın vekil grupları kapsadığını ileri sürdü. Rubio, “Mutabakat zaptının dikkatli bir okuması, bölgedeki düşmanlıkların sona ermesi için İran’ın vekillerinin Irak’tan füze ve insansız hava aracı fırlatmasına ve Hamas ile Hizbullah gibi terör eylemlerine devam etmemesi gerektiğini gösteriyor” dedi. Vance de geçen hafta benzer bir argüman kullanarak anlaşmanın İran’ın şiddet yanlısı terör örgütlerini finanse etmesini durdurması anlamına geldiğini söyledi. Ancak Trump bu konuyu füze programı gibi daha sonra ele alınması gereken konular arasında gördü. Başkan, “Körfez ülkeleriyle nükleer olmayan konuları ele almak için paralel bir çaba yürüteceğiz” ifadesini kullandı. Lübnan’da İsrail ile Hizbullah arasında devam eden çatışmalar barış sürecini tehlikeye atıyor. Rubio, Abu Dabi’deki basın toplantısında Lübnan barış sürecinin ABD-İran sürecinden ayrı olduğunu belirterek, “Lübnan egemen bir ülkedir. Lübnan hükümetiyle doğrudan bir anlaşma müzakere edeceğiz” dedi. Ancak bu açıklama, ne İsrail’in ne de Lübnan hükümetinin taraf olmadığı mutabakat zaptı ve Vance’in yorumuyla örtüşmedi. Vance, geçen haftaki Beyaz Saray brifinginde anlaşmanın İsrail ve Hizbullah’ı bağladığını ileri sürerek, “Hizbullah’ın İsrail’e roket ve drone atmaması, İsrail’in de Lübnan’da aşırıya kaçmaması bekleniyor” demişti. Trump ve Vance ayrıca İsrail’e Hizbullah’a karşı sert bir misillemeden kaçınması yönünde baskı yaparken, bu tutum muhafazakar dış politika şahinlerini rahatsız etti. Rubio bu noktada yumuşatıcı bir rol üstlendi ancak onun versiyonunun yönetimin gerçek duruşu olup olmadığı henüz netlik kazanmış değil. Ve o konuşmaya başladıkça bu bir trend haline geliyor.

ÖNE ÇIKAN HABERLER

AK Parti, Yarın Kampa Giriyor

AK Parti'nin 33. İstişare ve Değerlendirme Kampı, bu yıl Sakarya'nın Sapanca ilçesinde düzenlenecek. Kampta partinin 25 yıllık geçmişi değerlendirilecek.

Erhan Karaal’ın Aracına Takip Cihazı Görüntüleri

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin yeni güvenlik kamerası görüntüleri elde edildi. Görüntülerde eski bir İBB çalışanının araca takip cihazı taktığı anlar yer alıyor.

Kediye Sprey Sıkanlara 1500 TL Ceza

Karamürsel'in Kayacık Mahallesi'ndeki bir zincir markette çalışan A.I., sokak kedisini sevme bahanesiyle yanına çağırdıktan sonra yüzüne yağ çözücü sprey sıktı. O anları market çalışanı Y.T. cep telefonuyla kaydedip sosyal medyada paylaştı.

Mansur Yavaş’tan AK Parti’ye Geçen Başkanlara Tepki

Mamak Metrosu şantiyesinde düzenlenen programda Mansur Yavaş'a, AK Parti'ye geçen belediye başkanları soruldu. Yavaş bu soruya sert bir tepki gösterdi.

Yusuf Aydemir’e Ağırlaştırılmış Müebbet

Ağrı'da 2018 yılında kaybolan 4 yaşındaki Leyla Aydemir'in ölümüne ilişkin yeniden yargılamada, amca Yusuf Aydemir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, Yusuf Aydemir'i "kasten öldürmek" suçundan cezalandırdı.