AÇIKLAMADA YAPILAN İDDİALARIN YALAN OLDUĞU BELİRTİLDİ
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), sosyal medyada yer alan “ÖSYM’nin Afrika, Orta Doğu ve Afganistan’dan gelen 400 bin öğrenciyi sınavsız üniversitelere yerleştirerek Türk öğrencileri mağdur ettiği” iddialarını değerlendirdi. YÖK bu iddiaların kesinlikle asılsız olduğunu ve dezenformasyon içerdiğini duyurdu. YÖK Başkanı Erol Özvar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Bazı sosyal medya paylaşımlarında yer alan ‘ÖSYM’nin Afrika, Orta Doğu ve Afganistan’dan gelen 400 bin öğrenciyi sınavsız üniversitelere yerleştirerek Türk öğrencileri mağdur ettiği’ iddiası tamamen asılsızdır ve dezenformasyon içermektedir.” ifadesine yer verdi. Özvar, Türkiye’de uluslararası öğrencilerin Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yerine Türkiye Yurt Dışından Öğrenci Kabul Sınavı (TR-YÖS) ve uluslararası geçerliliği bulunan sınav sonuçları ile yerleştirildiğini belirtti.
YKS KONTENJANLARI KULLANILMIYOR
Açıklamada, YKS kontenjanlarının uluslararası öğrenciler tarafından kesinlikle kullanılmadığı ve yalnızca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının YKS’ye başvurabildiği vurgulandı. YÖK’ten yapılan açıklamada, “Üniversitelerde uluslararası öğrencilere ayrılmış kontenjan oranı her program için ayrı ayrı belirlenmekte olup, uluslararası öğrenci oranı toplam öğrenci sayısının yüzde 5’i civarındadır.” denildi. Kontenjanların üniversitelerin teklifi ve Yükseköğretim Kurulu’nun onayı ile belirlendiği, uluslararası öğrencilerin kabulünün univeristeler tarafından onaylanan uluslararası sınavlar ve TR-YÖS puanları doğrultusunda gerçekleştirileceği aktarıldı.
TÜRKÜYE’DE 194 ÜLKEDE MEZUNLARIMIZ VAR
Özvar, Türkiye’de öğrenim gören uluslararası öğrencilerin ülkeler arası dostluk köprüleri kurması açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Özvar, “Bugün 194’ü bulan ülkede Türk üniversitelerinden uluslararası mezunlarımız bulunmaktadır. Bu kimseler ülkemizde edindikleri bilgi ve becerilerini, kendi ülkeleriyle ilişkilerimize olumlu katkı sağlayacak şekilde geleceğe taşımışlardır.” dedi. Son olarak, kamuoyunun resmi kurumların şeffaf biçimde paylaştığı bilgilere inanmasını ve asılsız iddialara itibar etmemesinin önemini vurguladı.