ABD ile İran arasında uzun yıllardır devam eden gerilim, İsrail’in doğrudan askeri müdahalede bulunması ve Washington’un da bu operasyona katılmasıyla bambaşka bir aşamaya ulaştı. Nükleer program krizinin yanı sıra başarısız diplomasi çabaları, tarafları açık bir çatışma noktasına getirdi. İsrail Ordusu, İran’a yönelik düzenlenen operasyona “Aslan’ın kükremesi” adını verirken, ABD ve İsrail’in ortak hedefi İran olurken, İran cephesinden de güçlü bir misilleme yapılacağı belirtildi. Peki, süreç bu noktaya nasıl geldi?
ABD’NİN ASKERİ YIĞINAK HAREKETİ
ABD’li yetkililer, İran ile müzakereleri sürdürmeye devam ederken, Washington yönetimi 2003 Irak işgalinin ardından bölgeye en büyük hava gücü takviyesini gerçekleştirdi. USS Gerald R. Ford ve USS Abraham Lincoln uçak gemileri, taarruz gruplarıyla birlikte bölgeye konuşlandırıldı. Aynı zamanda savaş uçakları, yakıt ikmal tankerleri ve hava savunma sistemleri de bölgeye sevk edildi. ABD yönetimi, İran’dan uranyum zenginleştirmeyi durdurmasını, balistik füze programını kısıtlamasını ve bölgedeki vekil güçlere sağladığı desteği kesmesini talep etti. Tahran ise görüşmelerin sadece nükleer programla sınırlı kalmasını ve yaptırımların kaldırılmasını şart koştu.
TRUMP’IN KARAR SÜRECİ
19 Şubat’ta ABD Başkanı Donald Trump, askeri müdahale ile ilgili olarak on gün içerisinde bir karar vereceğini duyurdu. İran, artan ABD askeri varlığına karşılık olarak, dünya genelindeki kritik enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nı canlı atış tatbikatları bahane göstererek geçici olarak kapattı.
NÜKLEER PROGRAMIN TARİHÇESİ
İran’ın nükleer programı kökleri 1957 yılına kadar uzanıyor. Tahran, 1980’lerin sonlarında Irak ile yaşanan savaş sonrasında güvenliğini sağlamak amacıyla nükleer silah geliştirme kararı aldı. 1990’lı yıllarda Çin ve Rusya ile araştırma iş birlikleri gerçekleştirdi. 2002 yazında ise İran’daki muhalefet grubu, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na gizlenen iki nükleer tesisin varlığını ifşa etti. 2003’te başlayan yoğun diplomatik çabalara rağmen, İran’ın şeffaf rapor yükümlülüklerini yerine getirmediği tespit edildi. 2006 yılında ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin askıya alınmasını talep eden 1696 sayılı kararı kabul etti. Ardından gelen yaptırımlar İran ekonomisini ciddi şekilde etkiledi. 2011-2015 yılları arasında ekonomi %20 daraltırken, işsizlik oranı %20’ye yükseldi.
YAPTIRIMLAR VE SONUÇLARI
2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA), İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoğunu %98 oranında azaltarak, santrifüj sayısını önemli ölçüde düşürmesini gerektiriyordu. Anlaşma 2016’da yürürlüğe girdi ve İran yaklaşık 100 milyar dolarlık yaptırım hafifletmesinden faydalandı. Ancak ABD, İran’ın balistik füze faaliyetlerinin Birleşmiş Milletler kararlarını ihlal ettiği gerekçesiyle eleştirilerde bulundu. Donald Trump’ın başkanlığı dönemi içerisinde, Washington, 2018’de anlaşmadan çekilerek “azami baskı” politikasını hayata geçirip yaptırımları yeniden devreye soktu.
BÖLGESEL ÇATIŞMALAR VE DOĞRUDAN MÜDAHALELER
İran, Devrim Muhafızları aracılığıyla Hamas, Hizbullah, Yemen’deki Husiler ve Irak’taki Şii milislere destek vermeye devam etti. 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e gerçekleştirdiği saldırı, İsrail-İran geriliminin yeni bir aşamaya geçmesine neden oldu. 2024 yılında taraflar, dolaylı çatışmalardan doğrudan füze ve insansız hava aracı saldırılarına yöneldiler. İsrail’in Şam’daki İran konsolosluğunu hedef alan saldırıları, İran’ın yüzlerce füze ve insansız hava aracıyla misillemesiyle sonuçlandı ve bu, iki ülke arasında geniş çaplı bir saldırı dalgasının başlangıcı oldu. Aynı yıl boyunca, İsrail İran’ın hava savunma ve füze üretim tesislerini hedef alan en büyük doğrudan saldırıyı gerçekleştirdi.
KIYASIYA MÜDAHALELER VE SONRASI
2025 yılında yeniden göreve gelen Trump, nükleer müzakereleri başlatırken aynı zamanda azami baskı politikasını sürdürmeye devam etti. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, 12 Haziran’da İran’ın yükümlülüklerini ihlal ettiğini açıkladı. Bunun ardından İran, gizli bir zenginleştirme tesisi kuracağını duyurdu. Ertesi gün, İsrail İran’daki nükleer tesisler ve askeri hedeflere yönelik tek taraflı bir saldırı başlatırken, bir hafta süren karşılıklı hava saldırılarının sonucunda, ABD 21 Haziran’da Fordo, İsfahan ve Natanz’daki üç nükleer tesisi hedef aldı. İran, Katar’daki El Udeyd Hava Üssü’ne füze saldırısıyla karşılık verirken can kaybı bildirilmedi. Trump, aynı gün ateşkes ilan etti. Taraflar zaman zaman ihlal suçlamalarında bulunsa da, ateşkes büyük ölçüde korundu. Nihayetinde, onlarca yıldır süregelen nükleer ihtilaf, yaptırımlar, bölgesel vekil savaşları ve doğrudan İsrail çatışmaları, günümüzdeki yüksek gerilim ortamına zemin hazırladı.