İran savaşı başlamadan birkaç gün önce ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine, savaşın ülkenin mühimmat stokları üzerinde yaratacağı etkiye dair ciddi endişeler taşıdığını ifade etti. Caine’in en büyük kaygılarından biri, son yıllarda Ukrayna ve İsrail’e yardım amacıyla zaten azalmış olan mühimmat stoklarının, İran savaşıyla birlikte daha da tükenmesiydi. Trump yönetimi, öngörülenden çok daha uzun süren bu savaşı sonlandırmakta zorlanırken, Caine’in bu uyarısı giderek daha isabetli ve kritik bir hal alıyor.
YÖNETİMDEN ÇELİŞKİLİ MÜHİMMAT MESAJLARI
Trump yönetimi, mühimmat konusunda bir yandan yeterli stoka sahip olduklarını savunurken diğer yandan Biden yönetimini stokları tüketmekle suçluyor. Başkan Trump, “Çok iyi durumdayız ancak daha sofistike silahlardan daha fazla isterdik. Biden bunların çoğunu başkalarına verdi” dedi. Trump, Biden’ın daha önce “kimsenin görmediği kadar” mühimmat dağıttığını da iddia etti. Bu çelişkili mesajların bir örneği de ABD’nin BM Büyükelçisi Michael Waltz’ın NBC News’e verdiği röportajda ortaya çıktı. Waltz, Caine’in mühimmat stoklarıyla ilgili endişelerini yineleyen haberler karşısında tıpkı Trump gibi Biden yönetimini suçladı ancak stokların tükenip tükenmediği sorusuna net bir yanıt vermekten kaçındı ve ordunun ihtiyacı olan her şeye sahip olduğunu söyledi.
GELECEK SAVAŞLAR İÇİN BÜYÜK RİSK
Uzmanlara göre asıl risk, ABD’nin İran savaşını bitirecek kadar mühimmata sahip olmaması değil, bu savaşın mühimmat stoklarını gelecekteki olası çatışmalar için ne ölçüde tüketeceği. Özellikle Çin’in Tayvan’a olası bir müdahalesi gibi senaryolarda stokların azalması, ABD’nin caydırıcılık gücünü zayıflatabilir. Hatta tükenen stokların, Çin’i normalde yapmayacağı bir hamleye teşvik etme riski bile bulunuyor. Trump yönetiminin mühimmatla ilgili bu kafa karıştırıcı açıklamaları, İran ile çatışmanın ilk günlerine kadar uzanıyor. Savaş başladığında ortaya atılan endişeleri Trump, “muazzam miktarda mühimmata sahibiz” diyerek geçiştirmişti.
YÜKSEK TEKNOLOJİLİ MÜHİMMATTA CİDDİ AZALMA
Nisan ayı sonunda ortaya çıkan ve Pentagon’un sınıflandırılmış verilerine dayanan bir analiz, yönetimin bazı yüksek teknolojili mühimmatlarda ciddi düşüşler yaşadığını ortaya koydu. Buna göre Hassas Darbe Füzelerinin en az yüzde 45’i, THAAD füzelerinin yarısından fazlası, Patriot hava savunma füzelerinin neredeyse yüzde 50’si ve Tomahawk kara saldırı füzelerinin yaklaşık yüzde 30’u kullanıldı. Savunma Bakanı Pete Hegseth, Nisan ayında bu tür mühimmatların yenilenmesinin “aylar ve yıllar” alacağını kabul ederken, Mayıs ayında yaptığı bir konuşmada bu sorunun medyada “aptalca ve gereksiz yere abartıldığını” söyledi. Ancak Orgeneral Caine aynı duruşmada ordunun “sadece şu an için yeterli mühimmata sahip olduğunu” belirterek daha temkinli bir ifade kullandı.
KONGRE'DEN EK BÜTÇE TALEBİ VE UYARILAR
Haziran ayına gelindiğinde Hegseth, stokların “harika” olduğunu ve “giderek güçlendiğini” söylemişti. Ancak geçtiğimiz hafta Senato’da Kongre’den daha fazla para talep ettiği bir duruşmada bu kez, bütçe sağlanmazsa “kritik eksikliklerle” karşı karşıya kalacaklarını ve ekipman ile mühimmatın hızla yenilenemeyeceğini belirtti. Aynı duruşmada Ödenek Komisyonu Başkanı Susan Collins de konuşmasında mühimmatta “eksiklikler” olduğunu vurgularken Hegseth bu ifadeye itiraz etmedi. Mühimmat sorunu, yönetim için adeta bir “uyuyan dev” niteliği taşıyor. Bu durumun sadece İran savaşının ne kadar süreceğini değil, savaş sona erdiğinde Amerikan dış politikasının geleceğini de etkilemesi bekleniyor. Zira hem yüksek maliyeti hem de üretim süresinin uzunluğu, bu savaşın ABD’nin ulusal güvenliğine ve caydırıcılık kapasitesine zarar verdiği yönündeki endişeleri artırıyor.