ABD’de Eşitlik Karşıtlığı Ana Akıma Taşınıyor

Kendini apaçık bir gerçeğe inanmış sayanların sayısı az değil: Yalnızca aptallar, tüm insanların eşit yaratıldığına inanır. Etrafınıza bakın, diyorlar. Çoğu Amerikalı üreten değil, tüketen kesimdir. Zenginler daha çok çalışır. Yoksullar kötü seçimler yapar. Bazı ırklar, diğerlerinden daha yüksek zekâyla doğar. Bu sözler kimine sert gelebilir ama unutmayın, diye ekliyorlar: “Empati bir zayıflıktır.” Bu görüşler ülkenin en önde gelen isimlerinden bazılarına ait. Bu kişiler, Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nde yazılı olan ve “tüm insanların eşit yaratıldığı” yönündeki kurucu inancı görünüşte reddediyor. Onlar, Amerikan kuruluş fikirlerine karşı savaşan ve artık ana akıma yerleşen bir “gölge geleneğin” temsilcileri. Tarihçi Kim Phillips-Fein’ın yeni kitabına göre bu hareket hızla güç kazanıyor.

EŞİTSİZLİĞİ SAVUNAN "GÖLGE GELENEK"

Phillips-Fein, bu anti-egaliteryanların “şiddetle, öfkeyle ve tutkuyla” aynı argümanın farklı versiyonlarını savunduğunu söylüyor: Aşırı eşitsizlik yalnızca kaçınılmaz değil, aynı zamanda ülke için iyidir. Yazarın “Country of Lords: Neo-Aristocrats, Social Darwinists, Tech Utopians, and the Long Fight Against Equality in America” adlı kitabı, bu düşünce tarzının izini ülkenin kurucu babalarından bazılarına kadar sürüyor. Phillips-Fein, Elon Musk ve risk sermayedarı Peter Thiel gibi günümüzün önde gelen isimlerinin yanı sıra John Adams, çelik patronu Andrew Carnegie ve otomobil üreticisi Henry Ford gibi ideolojik öncülleri de örnek gösteriyor.

ZENGİNLER DAHA MI AKILLI?

Phillips-Fein kitabında şu tespitlere yer veriyor: “Açıkça anti-egaliteryan fikirler serpiliyor. Monarşinin demokrasiden daha iyi olabileceği iddiası, gücün yukarıdan sıkıca kontrol edildiği otokratik toplumların açık toplumlardan daha iyi olduğu, zenginlerin parası olmayanlardan daha akıllı, daha yetenekli ve daha kabiliyetli olduğu ve toplumun nesiller arası servet yoğunlaşmasını kabul etmesi gerektiği düşünceleri yaygınlaşıyor.” Pulitzer finalisti olan Phillips-Fein, bu fikirlerin ABD’deki son ekonomik koşullar nedeniyle de güçlendiğini belirtiyor. Amerika’daki gelir ve servet eşitsizliği, neredeyse tüm gelişmiş ülkelerden çok daha yüksek seviyede. Küçük bir zengin grubu, ülkenin ekonomik ve siyasi hayatı üzerinde orantısız bir güç kullanıyor.

KURUCU FİKİRLERDEN UZAKLAŞMA

Ulus 250. yılını kutlarken, Devrim dönemi Amerikalılarını harekete geçiren şeyin hiyerarşi ve eşitsizlik nefreti olduğunu unutmak kolay. Phillips-Fein, onların “lordları, kralları ya da soylu aristokrasisi olmayan bir ülke” hayal ettiklerini yazıyor. Yazar, son yıllarda bu ideallerin nasıl aşındığını ve neden bazı işçi sınıfı ile yoksul insanların aşırı eşitsizliğin Amerika için iyi olduğu inancını benimsediğini anlatıyor. Ayrıca demokratik sosyalist adayların artan popülaritesinin egaliteryan fikirlere dönüşü temsil edip etmediğini de değerlendiriyor.

KİTABIN ÇIKIŞ NOKTASI

Phillips-Fein kitabının amacını şöyle açıklıyor: “Muhafazakârlığın Amerikan tarihinde neden bu kadar derin kök saldığı sorusuna yanıt arıyordum. Bu fikirler neden bu kadar sık ilgi görüyor? Bunu düşünmenin bir yolu, bu fikirlerin uzun tarihine bakmaktı; yalnızca 2016 seçimi ya da 1970’ler-80’lerdeki Ronald Reagan dönemine değil. Kitap, Amerikan ekonomisinin ve toplumunun bugün nasıl bu kadar olağanüstü eşitsiz hale geldiğiyle başa çıkmaya çalışıyor. İnsanlar, demokrasinin işlemesini giderek zorlaştıran bu inanılmaz ekonomik eşitsizlik seviyesini nasıl kabul ediyor? Kitap üzerinde çalışmaya başladığımda, dünyanın ilk trilyonerini (kısa süreliğine Elon Musk) göreceğimiz bir yaz aylarında yayımlanacağını bilmiyordum. Kitap tam da buna sesleniyor. Bu inanılmaz servet yoğunlaşması nasıl gerçekleşti?”

AMERİKAN TARİHİNDEKİ İKİ TRADİSYON

Yazara göre Amerikan tarihine bakıldığında eşitlik ve demokrasi fikrini kutlayan açık bir gelenek var. Ancak bunun yanında ve bununla diyalog halinde, insanların aslında eşit olmadığını söyleyen yakından bağlantılı bir gölge gelenek daha var. Bu fikirler, bazı insanların diğerlerinden üstün olduğunu, etrafımızdaki dünyada var olan eşitsizliğin bu doğuştan gelen farklılıkları yansıttığını ve eşitsizliğin iyi, gerekli ve toplumsal yaşamı düzenlemenin tek gerçek yolu olduğunu söylüyor. İnsanların Bağımsızlık Bildirgesi’nin diline açıkça karşı çıktığını duymak ne kadar yaygın, bu çarpıcı. Otomobil patronu Ford’un otobiyografisinde yazdığı gibi: “Kesinlikle tüm insanlar eşit değildir ve insanları eşit kılmaya çalışan herhangi bir demokratik anlayış, yalnızca ilerlemeyi engelleme çabasıdır.”

EŞİTSİZLİĞİN SAVUNUCULARI KİMLER?

Phillips-Fein, bu görüşlerin Cumhuriyetçi Parti’nin önemli kesimlerinde, Silikon Vadisi’nde ve teknoloji dünyasının üst kademelerinde görüldüğünü belirtiyor. Bu düşüncenin hiçbir zaman yalnızca marjinal bir olgu olmadığını vurguluyor. Kitapta ele alınan isimlerin çoğu, kendi dönemlerinde zengin ve önde gelen kişilerdi. 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başının en zengin insanlarından Andrew Carnegie eşitsizliği savunan kapsamlı yazılar kaleme aldı. Yale’de ders veren William Graham Sumner da bu isimlerden biri. Hatta ikinci ABD Başkanı John Adams bile Devrim döneminin bazı eşitlikçi iddiaları karşısında derin bir rahatsızlık duyuyordu. Yazar, çok eşitsiz bir toplumun tehlikelerinden birinin, bu eşitsizliğin ideolojik ve felsefi savunmalarına verimli zemin hazırlaması olduğunu ifade ediyor.

TEKNOLOJİ ELİTİNİN DEMOKRASİ ŞÜPHESİ

Kitap, Peter Thiel’in demokrasi konusundaki kararsızlığıyla sona eriyor. Thiel bir zamanlar “Artık özgürlük ve demokrasinin uyumlu olduğuna inanmıyorum” yazmıştı. Elon Musk’ın yorumlarında da bu yankıyı duymak mümkün. Musk 2025’te verdiği bir röportajda “Batı medeniyetinin temel zayıflığı empatidir” demişti. Başkan Yardımcısı JD Vance ise 2025’teki bir konuşmasında Amerika’nın ideolojik bir ulus olmadığını, yalnızca bir fikre değil “belirli bir halka” ve “belirli bir inanç dizisine” dayandığını söylemişti.

FRIEDMAN'IN NUMUNELERİ

Nobel ödüllü iktisatçı Milton Friedman da bu argümanın örnekleri olarak Muhammed Ali ve Marlene Dietrich’i gösteriyordu. İkisinin de başkasında olmayan özel bir yeteneği vardı ve inanılmaz zengin oldular. Friedman, bunun adil ve doğru olduğunu söylüyordu. Onlar piyasada kazanıyordu ve herkes onların özel yeteneklerinden yararlanmaktan fayda sağlıyordu. Phillips-Fein, bu argümanları öne süren kişilerin belirgin bir servete ve toplumsal ayrıcalığa sahip olduğuna dikkat çekiyor. Bu fikirler, çok zengin olmayan kişiler tarafından da benimsenip kendilerinden daha alt konumda gördükleri kişilere karşı bir üstünlük duygusu sağlayabiliyor.

İNSANLAR NEDEN BU FİKİRLERE SARILIYOR?

Yazara göre insanlar gerçekten kazananların ve kaybedenlerin olduğu bir dünyada iki seçenekle karşı karşıya. Birincisi, daha az hiyerarşik bir toplum, farklı bir yol gerektiğini söylemek. Ancak bu imkânsız görünüyorsa, o zaman eşitlikçi olmayan bu vizyonu benimsemek ve zirveye ulaşmaya çalışmak daha iyi bir seçenek olarak algılanıyor. Eşitliğin ne anlama geldiği sorusuna yazar şu yanıtı veriyor: “Eşitlik, tüm insanların derin bir doğuştan zekâya, değere ve ahlaki duyarlılığa sahip olduğu anlamına gelir. Adil bir toplum, insanların gelişme ve mutluluk için eşit potansiyelinin ifade bulabildiği toplumdur. Bu gerçekten bir aynılık meselesi değildir. Farklılığın tanınmasıdır, ancak diğer insanların içsel değerini kabul eden bir tanıma.”

DEMOKRATİK SOSYALİZMİN YÜKSELİŞİ

Phillips-Fein, demokratik sosyalist adayların artan popülaritesinin eşitlikçi fikirlere dönüşü temsil edip etmediği sorusuna şu yanıtı veriyor: “Evet, kesinlikle öyle. Demokratik sosyalizmin çekiciliğinin kaynağının büyük bir kısmı, ülkede bugün gördüğümüz aşırı eşitsizliğe duyulan tiksintiden ve farklı vatandaşlık sınıflarının olduğu hissinden geliyor. İnsanlar demokratik sosyalizmin çekiciliğinden bahsederken karşılanabilirlik dilinden ve işçi sınıfının zorluklarından söz ediyor. Bu kesinlikle bunun bir parçası. Ama çok daha ileri gidiyor. Tepedeki servet yoğunlaşmasına karşı gerçek bir tiksinti ve öfke duygusu var. Bu, temel insan onuru duygusuna seslenen daha eşitlikçi bir ülke yaratma arzusunu ifade ediyor.”

EŞİTSİZLİĞE KARŞI NE YAPILMALI?

Yazar, aşırı eşitsizliklerin giderilmesi için iki şeye işaret ediyor. Birincisi, gerçek demokratik siyasi katılımın bu uçurumları kapatmada uzun bir yol kat edeceğini düşünüyor. Diğer insanlarla birlikte siyasi olarak daha fazla angaje olmanın eşitlik ve demokrasi fikirlerini somutlaştırdığını ve insanlara gelecek için umut duygusu verdiğini belirtiyor. İkinci olarak tarih çalışmanın son derece yararlı olduğunu söylüyor: “Kısa vadede hiçbir şeyi çözmez, ancak ülkenin geçmişinin daha derinden farkına varmak, daha demokratik ve eşitlikçi bir gelecek yaratmak için sahip olduğumuz muazzam bir kaynaktır.”

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Galatasaray’dan Çifte Sarr Operasyonu

Galatasaray, İngiliz ekibi Crystal Palace'ın hücumdaki yıldızı Ismaila Sarr ile her konuda anlaşma sağladı. Sarı-kırmızılı yönetim, transfer operasyonu için düğmeye basarken İngiliz ekibiyle pazarlığın kolay geçmeyeceği belirtiliyor.

Fenomen Ceyda Yakova’nın Kaza Anı Kask Kamerasında

Şile yolunda motosikletiyle seyir halindeyken yön tabelasına çarparak hayatını kaybeden Ceyda Yakova'nın geçirdiği kaza anı, kask kamerasına yansıdı. Kazada yaşamını yitiren genç kadının ölümü, ailesini ve sevenlerini yasa boğdu.

Türkiye, Netanyahu İçin Kırmızı Bülten Talep Etti

Gazze'ye insani yardım taşıyan Küresel Sumud Filosu'na silahlı müdahale nedeniyle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch'in de aralarında bulunduğu 35 sanık hakkında yürütülen kovuşturma sürüyor. Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından Netanyahu ve Moskovitch hakkında soykırım suçundan 14 Temmuz 2026'da yakalama emri verildiğini hatırlattı.

Mabel Matiz’e Yurt Dışı Çıkış Yasağı

Mabel Matiz olarak bilinen şarkıcı Fatih Karaca hakkında "Ha Leylim" isimli şarkı nedeniyle başlatılan müstehcenlik soruşturması kapsamında savcılık ifadesi ortaya çıktı. Karaca, avukatlarıyla Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na giderek savcılığa ifade verdi.

Menteşe’deki Orman Yangını Kontrol Altına Alındı

Muğla'nın Menteşe ilçesi Çiftlik Mahallesi'ndeki kızılçam ormanında saat 11.30 sıralarında henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Bölgeden yükselen dumanı fark eden mahalleli, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi.