2020 yılında gizemli bir şekilde kaybolan Gülistan Doku davasındaki soruşturma, 6 yıl sonra tekrardan ele alındı. Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu, yaptığı derinlemesine incelemelerle dosyanın “sıradan bir kayıp olayı” olmadığına dikkat çekti. Cansu, yıllardır çözüme kavuşmamış diğer dosyalarda da inceleme yapmayı düşündüğünü ifade ederek, “Adaletin peşini bırakmayacağız” açıklamasını yaptı.
**VİCDANİ SORUMLULUK VURGUSU**
Başsavcı Cansu, dosyaya yaklaşırken sadece mesleki bir sorumluluk değil, insani bir sorumluluk hissettiğini vurguladı. Bir anne olarak kaybolan bir gencin ve çaresizlik içinde bekleyen bir ailenin acısını gördüğünü ifade eden Cansu, “Mesleki ve vicdani görevim gereği bu dosyanın üzerine giderek, bu kızımıza ne olduğunun bulunması gerektiğine inandım” şeklinde konuştu.
**İHTİMALLERİN YENİDEN GÖZDEN GEÇİRİLMESİ**
Cansu, Adalet Bakanı’nın “ucu nereye giderse gitsin” yaklaşımının kendilerine ilham verdiğini belirterek, titiz bir çalışma yürüttüklerini bildirdi. Adliye içerisindeki ekip arkadaşları ve JASAT birimleriyle birlikte tüm detayları dikkate alarak çalışmalar gerçekleştirdiklerini kaydeden Cansu, tüm ihtimalleri yeni baştan ele aldıklarını ve kararlılıkla çalıştıklarını ifade etti.
**GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKARMA SORUMLULUĞU**
Soruşturmanın ne denli önemli olduğunu dile getiren Cansu, eğer bir cinayet söz konusuysa bunun aydınlatılmasının adli kurumların sorumluluğu olduğunu dile getirdi. Teknolojik gelişmelere dikkat çeken Cansu, “Bizim görevimiz gerçeği ortaya çıkarmaktır. Gülistan Doku dosyası da bunun mümkün olduğunu göstermiştir. Bundan sonra da hangi dosya olursa olsun, adaletin peşini bırakmayacağız” diye ekledi.
**ÇAĞLA TUĞALTAY DOSYASI GÜNDEMDE**
Başsavcı Cansu, şu anda 26 yıl önce 15 yaşındayken evinde boğazı kesilmiş durumda bulunan Çağla Tuğaltay cinayetinin dosyasının da gündemde olduğunu açıkladı. Cansu’nun açıklamaları, Hande Fırat’ın köşesinde şöyle yer aldı: “Adalet Bakanı Akın Gürlek’in faili meçhul ve takipsizlik dosyalarını yeniden incelemek üzere özel birim kurulması yönündeki yaklaşımı, yalnızca bürokratik bir adım değil, hem bir dönüm noktası hem de kamuya taahhüt niteliğindedir. Eğer faili meçhuller için oluşturulan özel ekip sistematik bir çalışma yürütürse; başta Çağla Tuğaltay, Rabia Naz, Narin Güran gibi tüm dosyalar bu mekanizma aracılığıyla, kaybettiklerimiz için adaletin sağlanmasına yönelik bir umut sunacaktır.”