ABD, İSRAİL VE İRAN ARASINDAKİ GERİLİM ARTİYOR
Günlerdir süregelen çatışmalarla ABD, İsrail ve İran arasında yaşanan gerilim her geçen gün yükseliyor. Karşılıklı saldırılar ve sert açıklamalar, bölgedeki tansiyonu artırmakta ve çatışmaların 11. günüde yeni bir aşamaya geçiş yapıldığı belirtiliyor. Washington yönetimi, Hürmüz Boğazı’na yönelik dikkat çekici bir stratejiyi açıklarken, İran cephesinden de daha ağır silahların kullanılacağına dair tehditkar ifadeler gündeme geldi.
TRUMP’IN PLANINDAN İKİ GÜNLÜK SÜRE
ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı ile ilgili stratejik planlarını kamuoyuna duyurdu. Dünya petrol ticaretinde kritik bir öneme sahip boğazın kontrolünün hayati olduğunu vurgulayan Trump, bu bölgeyi ele geçirme niyetinde olduklarını açıkladı. Bu açıklama, halihazırda yüksek olan gerilimi daha da artırdı. Uzmanlar, Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji arzı açısından kritik bir geçiş noktası olduğunu belirtiyor ve burada yaşanacak herhangi bir askeri hareketin dünya piyasalarında önemli dalgalanmalara neden olabileceği konusunda uyarıyor.
İRAN’DAN YENİ TEHDİT
Trump’a yanıt olarak, İran’dan hızlı ve sert bir karşılık geldi. İran Devrim Muhafızları Ordusu Hava Kuvvetleri Komutanı Hüseyin Mecid Musevi, savaşın yeni bir aşamaya taşınabileceğini belirterek, füze saldırılarının ağırlaşacağını açıkladı. Musevi, “Bundan sonra 1 tondan daha hafif savaş başlığına sahip hiçbir füze fırlatılmayacak” sözleriyle olası bir yeni dönem için sinyaller verdi.
SAVAŞI TIRMANDIRAN ADIMLAR
Bu açıklama, İran’ın elindeki uzun menzilli yüksek tahrip gücüne sahip füzeleri daha etkili şekilde kullanabileceği anlamına geliyor. İran’ın balistik füze programı, uzun süredir ABD ve İsrail tarafından bölgedeki en büyük güvenlik tehditi olarak nitelendiriliyor. Savaşın 11. gününde, tarafların askeri hareketliliği devam ediyor. ABD donanması, Körfez bölgesindeki varlığını artırırken, İran ise Hürmüz Boğazı çevresindeki askeri unsurlarını yüksek alarma geçti.
KÜRESEL ÇATIŞMA RİSKİ
Uzmanlara göre, Hürmüz Boğazı’nda olası bir çatışmanın hem bölgesel hem de küresel ölçekte ekonomik ve siyasi sonuçları olabilir. Petrol sevkiyatının büyük bir kısmının geçtiği bu dar su yolu, uzun süredir İran ile Batılı ülkeler arasındaki stratejik gerilimlerin merkezinde yer alıyor. Her iki tarafın da sert açıklamaları ve askeri hazırlık süreçleri, ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışmanın kısa vadede sonlanma olasılığını azaltıyor. Diplomatik çabaların sınırlı kalması, bölgedeki krizin daha geniş bir çatışmaya dönüşme riskini artırıyor.
İSRAİL VE ABD’NİN SALDIRILARI
İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakerelerin sürdüğü dönemde 28 Şubat’ta İran’a askeri harekât başlattı. İran da bu saldırılara, İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn’de belirlenen hedeflere saldırarak karşılık verdi. Bu saldırılarda, İran lideri Ali Hamaney ve birçok üst düzey yetkilinin yaşamını yitirdiği belirtildi. İranlı yetkililere göre, ABD-İsrail saldırılarında 1332 kişi hayatını kaybetti. İran’da ayrıca Uzmanlar Meclisi, ABD-İsrail’in 28 Şubat’taki hava saldırısında yaşamını yitiren Ali Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’in yeni lider olarak “ezici oy çoğunluğuyla” seçildiğini duyurdu.