ABD Başkanı Donald Trump, 26 Şubat’ta başlayan nükleer müzakerelere ilişkin olarak Tahran’ın “iyi niyetli ve açık” bir tutum sergilemediğini belirterek, İran ile görüşmelerin ilerleyişinden pek memnun olmadığını ifade etti. Trump, İran’ın nükleer silah edinmesini istemediklerini vurgularken, diplomatik çözümler için arayışların sürdüğünü ancak tarafların beklentilerinde uzlaşmakta zorluk çektiğini dile getirdi. Bu gelişmelerin hemen ardından, bugün İsrail’in İran’a yönelik “önleyici saldırı” başlattığı bildirildi.
ABD ORTA DOĞU’DA ASKERİ VARLIĞINI ARTIRIYOR
İran ile süren diplomatik temaslar esnasında ABD’nin Orta Doğu’daki askeri varlığını hızla artırması dikkat çekiyor. Trump, 19 Şubat’ta yaptığı değerlendirmede, İran ile sürdürülen müzakerelerin 10-15 gün içerisinde sonuçlanabileceğine dikkati çekerek, “İran ile anlamlı bir anlaşma yapmalıyız, aksi halde çok kötü şeyler olur.” demişti. Kongre’deki Birliğin Durumu konuşması sırasında da İran’ın uzun menzilli füze geliştirme faaliyetlerine değinen Trump, diplomatik çözümü tercih ettiğini, fakat Tahran’ın nükleer silah elde etmesine izin vermeyeceklerini netleştirerek dile getirmişti.
ABD ASKERİ UÇAKLARINDA ÖNEMLİ ARTIŞ
Açık kaynaklardan alınan istihbarat raporlarına göre, bölgede 330’dan fazla ABD askeri uçağı konuşlandırıldı ve bu sayının iki gün içerisinde yaklaşık yüzde 10 oranında artış gösterdiği bildirildi. Uzmanlar, bu askeri konuşlandırmaların, Beyaz Saray’dan gelebilecek olası bir operasyon emrine hızlı yanıt kapasitesi sağlama amacını taşıdığını ve aynı zamanda diplomatik baskıyı artırdığını belirtiyor.
JEOPOLİTİK RİSK ALGISI PİYASALARI ETKİLİYOR
Bölgede meydana gelen askeri hareketlilik, küresel piyasalarda jeopolitik risk algısını yükseltirken, enerji sektöründe arz güvenliği endişeleri fiyatların artışına neden oluyor. Petrol fiyatları, Şubat ayının son işlem gününde yaklaşık yüzde 3 artışla 73,12 dolardan kapatılarak Haziran 2025’ten bu yana en yüksek seviyeye ulaşmış durumda. Batı Teksas türü ham petrolün (WTI) varili ise yüzde 2,7 yükselişle yaklaşık 67,22 dolardan işlem görüyor.
ENERJİ PİYASALARINDA OYNALIDIK ARTABİLİR
Bölgedeki gerilimlerin tırmanması durumunda enerji piyasalarında oynaklığın artabileceği öngörülüyor. Uzmanlar, ABD yönetiminin, düşük petrol fiyatlarını destekleyen politika yaklaşımından dolayı İran’a yönelik olası bir askeri müdahalenin küresel piyasalarda kalıcı ve yüksek fiyat baskısı oluşturma riskini göze almayacağını ifade ediyor.
OLASI SALDIRILAR PETROL FİYATLARINI ARTIRABİLİR
Uluslararası veri şirketi Primary Vision Network Enerji ve Ekonomi Analisti Osama Rizvi, jeopolitik gelişmelerin yol açtığı petrol fiyat artışlarının kalıcı olmayacağını belirtti ve “ABD yönetiminin, istihdam ve tüketici harcamaları üzerindeki olası etkiler nedeniyle petrol fiyatlarının uzun süre yüksek seviyelerde kalacağı bir piyasa ortamına izin vermesini düşünmüyorum.” dedi.
PETROL FİYATLARINDA YÜZDE 10 ARTIŞ BEKLENİYOR
Rizvi, piyasaya etki eden şokun saldırının büyüklüğüne ve şiddetine bağlı olacağını belirterek, “Petrol fiyatlarındaki artış, enerji altyapısının hedef alınıp alınmamasına bağlı olacak. Olası bir saldırıda ABD’nin enerji altyapısını hedef almaktan kaçınacağını düşünüyorum. Ancak bu durumda bile petrol fiyatlarında yaklaşık yüzde 10’luk bir artış görülebilir. Eğer saldırı sınırlı olursa, pazartesi günü petrol fiyatlarında düşüşler yaşanabilir.” değerlendirmesinde bulundu.
HÜRMÜZ BOĞAZI’NDA KAPANMA OLUMSUZ ETKİLER DOĞURABİLİR
Rizvi, Hürmüz Boğazı’nın kapanması durumunda petrol fiyatlarının hızla yükselme potansiyeline işaret ederek, “Hürmüz Boğazı’nın kapanması halinde petrol fiyatları varil başına 150 dolara kadar çıkabilir, küresel büyüme yaklaşık yüzde 1,5 baskı altında kalabilir, altın fiyatları 6 bin 500 doların üzerine yükselebilir ve ABD enflasyonu yeniden yüzde 4,5 seviyesine yaklaşabilir.” açıklamasında bulundu. Orta Doğu’daki uzun vadeli bir çatışmanın özellikle gelişmekte olan piyasalar üzerindeki etkisini vurgulayan Rizvi, “Gelişmekte olan ülkelerde enerji bağımlılığı yüzde 80-95 seviyelerine çıkabiliyor. Bu durum, gıda enflasyonu ve yaşam maliyeti krizini daha da derinleştirebilir. Çatışmanın bölgesel aktörleri de kapsayacak şekilde genişlemesi halinde, özellikle Suudi Arabistan ve İsrail’in bu süreçte yer alması, piyasalar tarafından bölgesel savaş riski olarak fiyatlanmaya başlanabilir.” açıklamalarında bulundu.