İranlı Foto Muhabirine 15 Yıl Hapis Cezası

İranlı foto muhabiri Yalda Moaiery, rejim altındaki yaşamı 20 yılı aşkın süredir belgelemesinin ardından hedef haline geldi ve bu ayın başında 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, Moaiery’yi “siyonist rejimin çıkarları doğrultusunda ulusal güvenliğe karşı faaliyet yürütmek” suçundan cezalandırdı. Foto muhabiri, karara itiraz edeceğini ve tanıklığını sürdüreceğini söyledi. “Beni unutma” sözleriyle çağrıda bulunan Moaiery, “Propaganda çerçevesinde bir insan olarak çalışmaya niyetim yok. Asıl sorun bu. Ama tüm röportajlarım, tüm fotoğraflarım, foto muhabiri olarak yaptığım her şey onlar için suç ve tüm suçlamalarım bunlar, sizinle konuşmak da dahil” dedi.

ŞUBAT AYINDAKİ PROTESTO DALGASI

Moaiery, Şubat ayında 100’den fazla kente yayılan ve İran’ın ekonomik çalkantısı ile hükümetin baskısına duyulan öfkeyle büyüyen hükümet karşıtı protestoların ardından ilk röportajını vermişti. Rejimin dış dünyayla iletişimi engellemeye çalıştığı dönemde İran içinden nadir bir görgü tanığı anlatımı sunmuştu. Kesintili internet bağlantısıyla aktardığına göre protestoların ölçeği daha önce gördüğü hiçbir şeye benzemiyordu. O dönem “Bu 25 yıllık foto muhabirliği kariyerimde böyle bir kalabalık görmedim. İnanılmazdı. Yüz binlerce insan sokaktaydı ve aileler, çocuklar, bebekler, yaşlılar, herkes oradaydı” ifadelerini kullanmıştı.

Hükümetin gösterilere müdahalesi binlerce kişinin ölümüne yol açarken Moaiery, halkın umudunun kaybolduğunu söylemişti. “Korkunç, tarihimizin en acı dönemlerinden biri. 44 yaşındayım, hayatımda böyle bir duygu yaşamadım. Hayatımda hiç bu kadar umutsuz olmamıştım. Konuştuğum tüm insanlar, sokaktaki insanlar, arkadaşlarım, herkes umutsuz ve çok üzgün. Birbirlerine sordukları asıl soru şu: Ne yapabiliriz?”

SAVAŞ REJİMİ DEĞİŞTİRİR Mİ?

ABD ve İsrail’in Şubat ayında İran’a savaş başlatmasının ardından Moaiery ile tekrar görüşülmüştü. Hükümet internet erişimini engellemeye devam etse de Moaiery, konuştuğu birçok İranlının çatışmanın rejimi devirebileceği umudunu taşıdığını aktarmayı başarmıştı. “İnsanlar savaşı destekliyor. Dürüst olmam gerekirse insanlar savaşın devam etmesini istiyor çünkü bu rejimi değiştirmek için birçok barışçıl yolu denediler” demişti.

Ancak altı ay sonra, savaşın sonu görünmezken ve ekonomik ile siyasi baskı yoğunlaşırken bu ilk umudun yerinde olup olmadığı sorulduğunda Moaiery’nin yanıtı netti: “Hayır, hiç de değil. Savaş sırasında bu savaşın devam etmesini isteyen birçok insan tanıdım ama bu günlerde bu durum gerçekten değişti ve insanlar artık böyle düşünmüyor. Çoğu ekonomik durumu düşünüyor. İnsanlar en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyor. Asıl savaş burada, asıl savaş şu anda ekonomi.”

REJİMİN EN SERT HALİ

Moaiery, kendisinin ve görüştüğü birçok kişinin savaşın rejimi daha da güçlendirdiğine inandığını söyledi. “Maalesef daha güçlü. İslam Cumhuriyeti’nin daha önce hiç görmediğim en kötü versiyonuyla karşı karşıyayız. Ben İslam Cumhuriyeti’nin çocuğuyum. Rejim iktidarı aldıktan birkaç yıl sonra doğdum ama hayatımda böyle bir şey görmedim. Bu yeni İslam Cumhuriyeti versiyonu çok daha öfkeli ve çok daha sert” dedi.

Moaiery bu sertliği görüşme sırasında bizzat deneyimliyordu. Son röportajdan saatler önce İranlı yetkililerin, uluslararası medyaya tekrar konuşması durumunda evini basmakla tehdit ettiğini anlattı: “Saatler önce beni tehdit ettiler; bu dava hakkında biriyle tekrar konuşursan evine geliriz, evini tekrar basarız ve telefonlarını alırız dediler.” Tehditlere rağmen daha önce de gösterdiği cesaret ve kararlılıkla şunları söyledi: “Umurumda değil. Elbette olacaklardan korkuyorum. On beş yıl bir ömür ama bu, hayatım boyunca kabul ettiğim bir risk; doğruyu söylemek, gerçeği göstermek ve bağımsız bir gazeteci ve foto muhabiri olmak. Vazgeçmiyorum, hiçbir pişmanlığım yok.”

ULUSLARARASI DAYANIŞMA ÇAĞRISI

Moaiery’nin davası uluslararası medyada ciddi yankı uyandırdı. Görüşme öncesinde kendisine konuşmasının durumunu kötüleştirmesinden endişe edip etmediği sorulduğunda, tam tersine bunun “kesinlikle yardımcı olacağına” inandığını ve “Bu röportajı yapmak zorundayız” dediğini söyledi.

Moaiery’nin görüşü yalnız değil. İran rejimi tarafından hapsedilen gazeteciler Jason Rezaian ve Roxana Saberi ile iş insanı Siamak Namazi gibi isimler, davalarına yönelik kamuoyu ilgisinin ve uluslararası medyadaki haberlerin serbest bırakılmaları için baskı oluşturduğunu belirtmişti. Şimdi uzun bir hapis cezasıyla karşı karşıya kalan Moaiery’nin umudu da bu yönde. “Bağımsız bir gazeteci olarak hiçbir tür silahımız yok. Elimizde sadece medya ve gerçek var. Ülkemde olup bitenleri ve benim hakkımda ya da davam hakkında olanları insanlara aktardığımda, bunun otoriter rejimler altında yaşayan dünyanın dört bir yanındaki diğer gazetecilere de yardımcı olacağını düşünüyorum. Bu hepimiz için küresel bir çözüm ve elbette yardımcı olacaktır” dedi.

Moaiery, konuşmasının sonunda “Beni unutma” sözlerini ekledi.

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Furkan Vakfı Soruşturmasında 62 Gözaltı, Hard Disklere El Konuldu

Kamuoyunda "Kuytulcular" olarak bilinen yapılanmaya yönelik soruşturma sürüyor. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturmada bugün yeni gelişmeler yaşandı.

Eski Bakan Şahin’in Aracında FETÖ İzi

Alihan Kuriş liderliğindeki Süleymancılar cemaatine yönelik soruşturma kapsamında firari şüphelilerden Hilmi Tuna Kuriş ve Erhan Yılmaz, Muğla'da yakalanmıştı. İki ismi Muğla'ya getiren Mehmet Ö.'nün, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına tahsisli araçla kaçış organizasyonu yaptığı belirlenmişti.

Giresun’da Helikopter Düştü İhbarı Ekipleri Harekete Geçirdi

Giresun'un Piraziz ilçesinde yüksek gerilim hattında çalışma yapan bir helikopterin düştüğü ihbarı, bölgede arama çalışması başlatılmasına neden oldu. Olay, ilçede meydana geldi.

Cicero Enstitüsü Trump’ın Evsizlik Politikasını Şekillendirdi

Son yıllarda gözetim teknolojileriyle bilinen Palantir'in kurucu ortaklarından Joe Lonsdale, kurduğu düşünce kuruluşu Cicero Enstitüsü ile ABD'de sosyal politikalar üzerinde dikkat çeken bir etki alanı oluşturdu. Lonsdale, 2019'da kurduğu enstitünün piyasa temelli politika önerilerini, Kaliforniya'daki liberal yönetimlerin ilgisizliği nedeniyle 2020'de taşındığı Teksas'ta geliştirdi.

Nüfus Yapısında Dönüm Noktası: Çocuk Payı Azalıyor

Türkiye'nin nüfusu 1 Temmuz 2026 itibarıyla 86 milyon 320 bin 602 kişiye ulaştı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri, ülke nüfusunun bu yılın ilk altı ayında 228 bin 434 kişi arttığını gösteriyor.