İsrail’in İran’a gerçekleştirdiği saldırı ve sonrasındaki gelişmeler, enerji fiyatlarında dalgalanmalara neden oldu. ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu’daki artan gerilimin yakın zamanda sona ereceğine dair açıklamaları, jeopolitik risklerin azalmasına yardımcı olurken, bölgedeki askeri tehditlerin devam etmesi enerji piyasalarında hem arz kaygılarını hem de lojistik ve finansal riskleri artırıyor.
ENERJİ FİYATLARI TAHMİNİN ALTINDA KALDI
Enerji fiyatlarında yaşanan dalgalanma, çatışmaların ikinci haftasında Brent petrolünün fiyatının 110 doları aşmasına neden oldu. Ancak Trump’ın yaptığı güncel açıklamalar ve G7 ülkelerinin stratejik petrol rezervlerini aktif hale getirebileceğine dair gelişmeler, fiyatların son bir haftada artış göstermesi sonrasında geri çekilmesine yol açtı.
BRENT PETROL, 2022’DEN BU YANA EN ÜST DÜZEYİ GÖRDÜ
Dün 114 dolara kadar yükselen Brent petrolün varil fiyatı, Haziran 2022’den itibaren en yüksek seviyeye ulaştıktan sonra günü yüzde 4,6 düşüşle 86,6 dolardan kapattı. Yeni işlem gününde Brent petrolün varil fiyatı yüzde 6,5 artışla 92,2 dolara yükseldi.
FİYATLUDA ARTIRAN ETKİ: HÜRMÜZ BOĞAZI’NDAKİ RİSKLER
Fiyatlardaki artış, küresel petrol arzının neredeyse beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın “yüksek riskli bölge” olarak ilan edilmesi ve tanker trafiğinin aksamasıyla doğrudan ilgili.
KÖRFEZ ÜLKELERİ REZERV VE ÜRETİMDE MERKEZİ ROL OYNAYOR
Körfez ülkeleri, rezerv ve üretim kapasiteleriyle küresel enerji piyasasının merkezinde konumlanıyor. Suudi Arabistan, günlük yaklaşık 10 milyon varil üretimi ve 267 milyar varillik bilinen rezervi ile piyasayı geniş bir şekilde yönlendiriyor.
İRAN, KUVEYT VE BAE DÜNYA PETROL REZERVLERİNİN YARISI
İran, yaklaşık 209 milyar varil rezerve ve günlük 3,1 milyon varil üretime sahipken, Kuveyt ve BAE de sırasıyla 101 milyar varil ve 100 milyar varil rezerv ile önemli üretim merkezleridir. Bu ülkelerin toplam gücü, dünya petrol rezervlerinin yaklaşık yarısını temsil ediyor ve savaşın bu kritik bölgelerdeki etkisi “arz güvenliği” konusunu gündeme getiriyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI’NDA GÜNDE 20 MİLYON VARİL PETROL TAŞINIYOR
Körfez ülkelerinin alternatif enerji taşımacılık rotaları, mevcut hacmi karşılamakta yetersiz kalıyor. Hürmüz Boğazı’ndan günde 20 milyon varilden fazla petrol taşınırken, alternatif yolların toplam kapasitesi bunun çok gerisinde kalıyor. Olası bir blokaj, küresel enerji akışının ciddi şekilde aksamasına neden olabilir.
KREDİ RİSKLERİ YÜKSELİYOR
Savaşın ekonomi-politiği, Körfez ülkelerinin uzun vadeli mali istikrarını tehdit ediyor. Bölgedeki tanker sigorta primlerinin bazı rotalarda yüzde 1000 artması ve kredi risk primlerinin çıkış yapması, enerji gelirleri ile desteklenen büyük kalkınma projelerinin finansman maliyetini yükseltiyor. Ayrıca, yatırımcıların güvenli liman arayışıyla bölge piyasalarından çıkması, petrol fiyatlarındaki artışın getirdiği kazançları lojistik ve finansal maliyetler ile azaltıyor.
KRİZ, LNG PİYASALARINI DA ETKİLİYOR
Lojistik darboğaz sadece petrol değil, aynı zamanda sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) piyasalarını da etkiliyor. Katar’ın askeri saldırılar ve güvenlik sorunları nedeniyle Ras Laffan tesislerindeki üretimi durdurması, küresel LNG arzında önemli bir riske yol açıyor. Katar’ın, 2030 hedefleri doğrultusunda 142 milyon ton kapasiteye ulaşma hedefi, bu durumu daha da kritik hale getiriyor.
ÇİN VE HİNDİSTAN KÖRFEZ İHRACATINDA ÖNE ÇIKIYOR
Suudi Arabistan’ın ihracatının büyük bir kısmını ham petrol ve petrokimya ürünleri oluşturuyor. Bu ülkenin en büyük ihracat yaptığı ülkeler arasında Çin, Japonya, Hindistan ve Güney Kore yer alıyor. BAE, alternatif ihracat merkezi olarak enerji ürünlerinin yanı sıra altın ve mücevherat ihraç ediyor.
KÜRESEL PETROL PİYASALARI ESNEK DEĞİL
Kuveyt ve diğer Körfez ülkeleri, temel ihracat kalemlerinde ham petrol ve kimyasallarla öne çıkıyor. Ülkelerin ithalatında ise otomobil, makine ve ilaç ön plana çıkarken, petrol dışındaki alanlar da önemli bir yer tutuyor. Bahreyn, dış ticaretinde finansal hizmetleri ve turizmi de eklemekte.