Rusya Dış İstihbarat Servisi (SVR), Fransa’nın Afrika’daki nüfuzunu yeniden kazanma çabalarına dair dikkat çeken bir açıklamada bulundu. Bu açıklamada, Macron yönetiminin son yıllarda yaşanan nüfuz kaybına karşı, bölgede etkinliğini artırmayı hedeflediği iddia edildi. Fransa’nın bu durumu “siyasi bir geri dönüş” olarak değerlendirdiği öne sürüldü. Daha önce eski sömürge topraklarında iktidara gelen halkçı ve egemenlik yanlısı güçlerin, Paris yönetimine ciddi kayıplar yaşattığı vurgulandı. Bu yeni yönetimlerin ise Fransa’nın siyasi ve ekonomik çıkarlarına katkıda bulunmayı reddettiği hatırlatıldı.
MACRON’UN PLANI
Açıklamada, Macron’un, Afrika’daki bazı liderleri hedef alan eylem stratejilerini hayata geçirmek için Fransız istihbaratına onay verdiği ifade edildi. Bu yaklaşımın, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik daha önceki girişimlerden ilham almış olabileceği dile getirildi. Ayrıca, Burkina Faso’da 3 Ocak’ta gerçekleşen darbe girişimi ile Fransa’nın buna dâhil olduğu iddiaları dikkat çekti. Darbe girişiminin, Burkina Faso Devlet Başkanı İbrahim Traore’ye yönelik bir suikast planını da içerdiği belirtildi. Bu girişimin başarısız olduğu, ancak Fransa’nın Sahel-Sahra bölgesindeki istikrarsızlaştırma faaliyetlerine devam ettiği öne sürüldü.
MALİ’DE GİRİŞİMLER
Bu kapsamda, Mali’de yakıt konvoylarına saldırılar düzenlendiği, şehirlerin kuşatılması adına girişimlerde bulunulduğu ve sivillere karşı terör eylemlerinin gerçekleştirildiği aktarıldı. Bu eylemlerin, Mali Cumhurbaşkanı Assimi Goita’nın yönetimini devirmeyi hedeflediği ifade edildi. Orta Afrika Cumhuriyeti’nde de benzer stratejilerin mevcut olduğu iddiaları gündeme geldi. Ayrıca, Ekim 2025’te yönetim değişimi yaşanan Madagaskar’ın da hedef ülkeler arasında bulunduğu vurgulandı.
FRANSA’NIN HEDEFLERİ
Açıklamada, Fransa’nın BRICS ile ilişkileri güçlendirmeye yönelik adımlar atan Madagaskar yönetimini devirmeyi ve kendi yanlısı bir yönetimi yeniden tesis etmeyi hedeflediği savunuldu. Bunun yanı sıra, Fransa’nın Afrika’daki çeşitli silahlı ve terörist gruplara doğrudan destek verdiği, bu politikanın kıtadaki istikrarsızlığı arttırdığı ve Fransa’nın bölgede yaşadığı itibar kaybını derinleştirdiği öne sürüldü.