Terör örgütlerinin finansal yapısına yönelik yürütülen soruşturmalar devam ediyor. Maydonoz Döner zincirine ilişkin olarak 70 sanığın “FETÖ üyeliği” ve “Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun’a muhalefet” suçlarıyla yargılandığı dava gerçekleştirildi.
DAVA GÖRÜLDÜ
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile avukatlar katılım sağladı. Duruşmada bazı sanıkların yanı sıra avukatlarının savunmaları alındıktan sonra mahkeme heyeti, ara kararını açıklamak üzere duruşmaya ara verme kararı aldı.
35 SANIK TAHLİYE EDİLDİ
Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, 11 sanığın tutukluluk halinin devamına karar verirken, 35 sanığın tahliyesine hükmetti. Tahliye edilen sanıklardan 32’si için “yurt dışına çıkış yasağı”, 3’ü için ise “ev hapsi” şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi. Mahkeme, 2 sanık hakkında “ev hapsi” uygulamasını kaldırırken, bir sanık için “imza atma” şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasını kararlaştırdı. Eksikliklerin tamamlanmasını bekleyen mahkeme, duruşmanın 3-4 Şubat 2026’da Çağlayan’daki adliyede sürdürüleceğini bildirdi.
İDDİANAME DETAYLARI
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, 70 kişinin “şüpheli” olarak kayıtlarda yer aldığı görülüyor. Soruşturma kapsamındaki MASAK raporları, tanık beyanları ve HTS kayıtları gibi belgeler de iddianamede yer almakta. İddianameye göre, Maydonoz Döner’in şubelerinin resmi ve gayriresmi ortakları örgüt tarafından seçiliyor ve mevcut yatırımcılardan referans gösterilmeden ortaklık yapılmıyor. Şirketin “Referans Temelli Büyüme” olarak nitelendirilen bir sistemle büyüdüğü belirtiliyor.
İŞLEMLERİN YOĞUNLUĞU
İddianamede, bahsi geçen şirketin örgütle iltisaklı kişilere destek vermek amacıyla kurulduğuna dair ifadelerin bulunduğu aktarılmakta. Örgütsel kapsamda işlem görmemiş ya da dosyaları kapanmış üyelerin üzerine yiyecek sektöründe faaliyet gösteren şirketler kurulduğu ifade ediliyor. Şirketlerin İstanbul ve Antalya gibi büyük şehirlerde merkezlerinin olduğu belirtilmekte ve bu yönüyle işlem görmemiş örgüt üyelerinin ön plana çıkarıldığı vurgulanıyor. Hızlı büyüme sürecinde ortakların hissesini yüksek bedellerle devrederek farklı şubelerin ortakları arasında yer aldıkları kaydediliyor.
NUMARALAR VE HESAPLAR
İddianamede, şirketin isim hakkı bedelinin benzer firmalara göre oldukça düşük olduğu ve bayilik verilecek kişilerin örgütsel kapsamda işlem görenlerden seçildiği ifade ediliyor. Yurt dışında aranma kaydı olan kişilerin aileleri üzerinden yapılan para transferleriyle şirkete gayriresmi ortak oldukları, ortakların çoğunluğunun işlem gören askerler, polisler ve emniyet içerisinde yer alan kişiler olduğu belirtiliyor. Bu durumun, bağları sıkı olan ve örgütle irtibatlarını koparmayan kişiler üzerinden sürdürüldüğü aktarılıyor.
SANIKLARIN EYLEMLERİ
Söz konusu iddianamede, sanıkların eylemlerine dair çeşitli tespitler de yer almakta. Örneğin, Gökhan Bünyamin’in KHK ile öğretmenlikten ihraç edildiği, ancak daha sonra geri döndüğü ve devamlı şekilde öğretmenlik yaptığı kaydediliyor. Bunun yanı sıra sanıkların, şirket hesabı üzerinden para transferlerine dair yaptıkları konuşmalarda, kimliği belirlenemeyen kişilere para gönderildiğine dair ifadeler bulunduğu da istinad edilen noktalar arasında.
MASAK RAPORU
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü diğer bir soruşturma çerçevesinde “Somca Gıda AŞ” ile ilgili alınan MASAK raporunun sonuçlarına da iddianamede değinilmektedir. Şirketin toplamda 9 bin 671 çalışanının olduğu, bunlardan 2 bin 613’ü hakkında soruşturma kaydının bulunduğu belirtilirken, çalışanlardan 326’sının örgütle iltisaklı oldukları ifade ediliyor. 70 sanığın, “silahlı terör örgütüne üye olma” ve “Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun’a muhalefet” suçlarından 14 yıl 2 aydan 28 yıl 4 aya kadar hapis cezası talep ediliyor.