Simav fayının stresinin tamamen boşaltılmadığını ifade eden Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, bu yapının 6.5 büyüklüğünde bir deprem oluşturma potansiyeline sahip olduğunu belirtti.
Kütahya’daki sismik hareketliliği “piyano tuşlarına” benzeten Üşümezsoy, en büyük riskin Simav, Sındırgı ve Gediz hattında merkezlendiğini vurguladı. Kütahya merkezinin ise coğrafi konumu dolayısıyla daha az risk taşıdığını açıkladı.
6.5 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM ÜRETME POTANSİYELİ VAR
2011 yılında meydana gelen Simav depremine atıfta bulunan Üşümezsoy, “5.9 büyüklüğündeki o deprem süreci bitirmedi. Yaklaşık 25-30 kilometre uzunluğundaki fayın tek parça halinde kırılması durumunda 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli bulunuyor. Simav’ın bu fayın üzerine kurulmuş olması riski artırıyor” dedi.
DEPREM FIRTINASI OLARAK NİTELENDİRİLEBİLİR
Emet ve Yeşildere bölgelerinde gerçekleşen sarsıntıları “deprem fırtınası” olarak tanımlayan Üşümezsoy, sıcak su kaynaklarının fay hareketlerini etkilediğini belirtti. Bu alanda meydana gelen büyük bir depremin yerine, çok sayıda küçük kırılmaların yaşandığını ifade etti.
Gediz’de 1970 yılında gerçekleşen büyük depremin, fayın enerjisinin büyük bir bölümünü boşalttığını dile getiren Üşümezsoy, Sındırgı bölgesindeki fayların parçalı yapısının, büyük depremleri sınırlayan bir unsur olduğunun altını çizdi.