Yeni bir araştırma, Dünya üzerindeki yaşamın kendiliğinden oluşmasının sanılandan daha az olasılıkla gerçekleştiğini öne sürüyor. İddialara göre, “yönlendirilmiş panspermi” adı verilen bir süreç aracılığıyla yaşamın gelişmiş varlıklar tarafından Dünya’ya taşınmış olması mümkündür. Imperial College London’dan biyolog Robert Endres, henüz hakem değerlendirmesinden geçmeyen ve bilimsel makale arşivinde yayımlanan “The Unreasonable Likelihood of Being” adlı çalışmasında, farklı senaryolar altında yaşamın meydana gelmesinin ne kadar sürebileceğini hesapladı. Elde edilen sonuçlar, yaşamın temel bileşeni olduğu düşünülen pek çok molekülün doğada hızla parçalandığını ortaya koyuyor. Bu nedenle, bu moleküllerin daha karmaşık yapılara dönüşmesi ve mikrobiyal hayatı oluşturması için gereken sürecin beklenenden çok daha kısa bir zaman diliminde gerçekleşmesi gerekiyor.
YÖNLENDİRİLMİŞ PANSPERMİ İHTİMALİ
Endres, diğer olasılıkları tamamen göz ardı etmemekte. Ancak, yaşamın Dünya’ya gelişmiş bir uygarlık tarafından “yönlendirilmiş panspermi” yoluyla ulaştırılmış olabileceği fikrini de gündemde tutuyor. Bu düşünce, ilk kez 1970’lerde DNA yapısını keşfeden Nobel Ödüllü bilim insanı Francis Crick ve “RNA dünyası” hipotezinin öncülerinden Leslie Orgel tarafından öne sürülmüştü. İkili, yok olma riskiyle karşı karşıya kalan ileri bir uygarlığın, yaşanabilir gezegenlere bilinçli bir şekilde yaşam tohumları göndermiş olabileceğini iddia etmişti. Endres, “Dünya gelişmiş uzaylılar tarafından yaşamla dolduruldu mu, yoksa düzen fizik yasalarının sessiz yönetimi altında mı kaostan doğdu?” sorusunu gündeme getiriyor. Bu konu, bilim kurguda sıkça ele alınmakta; örneğin, 2001: A Space Odyssey filmindeki gizemli monolit insanlığın evrimini hızlandırırken, Star Trek evreninde ise gelişmiş varlıklar yeni uygarlıklar inşa ediyordu.
İMKANSIZ DEĞİL AMA SPEKÜLATİF
Endres, uzaylı kökenli yaşam fikrinin Occam’ın Usturası ilkesine (en basit açıklamanın tercih edilmesi) ters düşebileceğini belirtiyor. Ancak bu düşüncenin mantıksal olarak imkânsız olmadığını da vurguluyor. Günümüzde insanlık, Mars veya Venüs’ü yaşamla doldurma fikrini bilimsel makalelerde ciddi şekilde tartışıyor. Eğer evrende gelişmiş uygarlıklar mevcutsa, onların da benzer müdahalelerde bulunmuş olması teorik olarak olası. Ancak, bu hipotezin test edilmesi bir o kadar zor. Endres, yapay zekanın yaşamın kökenine dair verileri geriye doğru analiz etme konusunda temkinli. Ona göre, yaşamın cansız maddeden ortaya çıktığına dair mevcut modeller yanlış olmayabilir; yalnızca eksik olabilir.