Çevre Sağlığı ve Korunma Örgütü’nün (EWG) yayımladığı 2026 Güneş Kremi Rehberi’ne göre, piyasadaki ürünlerin yalnızca yüzde 20’si güvenli ve etkili koruma sağlıyor. Kar amacı gütmeyen sağlık ve çevre savunuculuğu kuruluşu EWG’nin 20. yılına özel hazırladığı rapor, 2 bin 990 ürünü analiz etti ve bunlardan sadece 597’sinin güneşin zararlı ışınlarına karşı yeterli koruma sunduğunu ortaya koydu. 19 Mayıs’ta yayımlanan yeni rehber, en iyi bebek ve çocuk güneş kremlerinden “paranın karşılığını veren” ürünlere, plaj ve spor gibi açık hava aktiviteleri için en iyi rekreasyonel güneş kremlerine kadar geniş bir liste sunuyor.
GÜNEŞ KREMLERİNİN YALNIZCA YÜZDE 20’Sİ GÜVENLİ BULUNDU
Raporda tüketiciler ayrıca güneş koruma faktörlü (SPF) nemlendiriciler ve en iyi SPF’li dudak balmları gibi günlük kullanıma uygun en iyi ürünleri de bulabiliyor. EWG tarafından önerilebilmesi için güneş kremlerinin, DNA’ya zarar verdiği ve cildi yaşlandırdığı bilinen iki tip ultraviyole ışın olan UVA ve UVB’ye karşı koruma sağlaması gerekiyor. Solunma riski nedeniyle spreyler ve tozlar listeye dahil edilmezken, üreticilerin 50+ SPF üzerinde koruma iddia etmesi veya “su geçirmez” gibi federal olarak yasaklanmış pazarlama ifadelerini kullanmasına izin verilmiyor.
YÜKSEK SPF’Lİ ÜRÜNLER DAHA FAZLA KORUMA SAĞLAMIYOR
Tüketiciler genellikle 100+ SPF seviyesine ulaşan ve UVB ışınlarının yüzde 99’unu bloke ettiği iddia edilen daha pahalı ürünlere yöneliyor. Ancak rapora göre, daha ucuz bir 50+ SPF güneş kremi ışınların yüzde 98’ini bloke edebildiği için etkinlik açısından çok az fark bulunuyor. Hatta bazı ürünlerde SPF numaraları şişirilmiş olabiliyor. EWG bilim insanları tarafından yapılan hakemli bir çalışma, güneş kremlerinin ortalama olarak etiketlerinde belirtilen UVA korumasının yalnızca dörtte birini ve UVB korumasının yüzde 59’unu sağladığını ortaya koydu.
ÖNERİLEN ÜRÜNLERDEKİ KRİTİK DEĞİŞİKLİKLER
Yeni rehberde önerilen güneş kremleri, bir A vitamini formu olan retinil palmitatın yanı sıra kansere, cilt tahrişine, alerjik reaksiyonlara, üreme hasarına, gelişim sorunlarına veya nörotoksisiteye neden olduğundan şüphelenilen kimyasalları da içermiyor. EWG kıdemli bilim insanı Alexa Friedman, “Retinil palmitat, dermatologların kırışıklıklar ve diğer yaşlanma belirtileriyle mücadele için önerdiği retinoid ailesinin bir parçasıdır. Bu ürünler, cildi güneşe maruz bırakmama uyarısıyla gelir. 2010 yılında ürünlerin yaklaşık yüzde 40’ı retinil palmitat içeriyordu. Bugün bu oran yüzde 3’e düştü, bu tüketiciler için iyi bir haber” dedi.
MİNERAL VE KİMYASAL GÜNEŞ KREMLERİ ARASINDAKİ FARK
EWG tarafından önerilen 597 ürünün büyük çoğunluğu, cilt üzerinde duran ve güneş ışınlarını fiziksel olarak yansıtıp bloke eden minerallerden üretiliyor. Dermise emilmedikleri için mineral bazlı güneş kremleri çok az cilt tahrişine veya toksisiteye neden oluyor. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), güneş kremlerinde kullanılmak üzere çinko oksit ve titanyum dioksit olmak üzere iki minerali onaylamış durumda. Bu maddeler daha önce cilde uygulandıktan sonra bıraktıkları tebeşirimsi, beyaz görüntüyle biliniyordu ancak uzmanlar, piyasadaki yeni yenilikçi formülasyonlar ve renkli seçeneklerin bu endişeyi büyük ölçüde ortadan kaldırdığını söylüyor.
KİMYASAL GÜNEŞ KREMLERİNİN KAN DOLAŞIMINA KARIŞMA RİSKİ
Kimyasal güneş kremleri ise cilde nüfuz edecek şekilde tasarlanıyor ve ultraviyole radyasyonu enerji olarak emip ısı olarak dağıtan kimyasal bir reaksiyon oluşturarak çalışıyor. Onlarca yıldır güneş kremlerinde endişe edilmeden kullanılan bir düzine kimyasal madde bulunuyordu. Ancak 2019 yılında FDA bilim insanları, en yaygın kullanılan altı bileşenin sadece bir günlük kullanımın ardından insan kan dolaşımına güvensiz seviyelerde karışabileceğini tespit etti. Bu kimyasallar, uygulama durdurulduktan günler sonra bile kanda kalmaya devam ediyor. Hatta homosalat ve oksibenzon adlı iki bileşen, iki haftadan uzun süre boyunca güvenlik eşik değerlerinin üzerinde kanda kaldı.
OKSİBENZON YASAKLARI VE SAĞLIK ETKİLERİ
Avrupa Birliği, homosalatı potansiyel bir endokrin bozucu olarak düzenliyor. Bu tür kimyasallar vücudun hormonlarına müdahale ederek olumsuz gelişimsel, üreme, nörolojik veya bağışıklık etkilerine yol açabiliyor. Oksibenzon ise iyi araştırılmış bir endokrin bozucu olup doğum kusurları, üreme ve tiroid hormon değişiklikleri ile cilt alerjileriyle ilişkilendiriliyor. İnsan anne sütü, kan ve idrarında tespit edilen madde, bir çalışmada ABD idrar örneklerinin yüzde 97’sinden fazlasında bulundu. Çevresel etkileri nedeniyle oksibenzon Hawaii, Key West, Florida, ABD Virjin Adaları, Tayland ve diğer ülkelerde yasaklandı. Araştırmalar, bu maddenin artan mercan beyazlaması ve resif ölümlerinin yanı sıra deniz canlılarında genetik hasara yol açtığını gösteriyor.
FDA’DAN 20 YIL SONRA İLK YENİ GÜNEŞ KREMİ ONAYI
İyi haber ise ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) 20 yıl aradan sonra ilk kez yeni bir güneş kremi bileşenini onaylaması oldu. Uzmanlar, bemotrizinol (BEMT) adlı bu maddenin ABD’de halen kullanılan birçok kimyasal bileşenden daha güvenli bir seçenek olduğunu belirtiyor. EWG’ye göre bemotrizinol, yeterli UVA koruması sağlayan, cilt tarafından kolayca emilmeyen ve bugüne kadarki tüm UV filtreleri arasında en sağlam güvenlik verilerine sahip bir kimyasal filtre. Bu maddeyi içeren ürünlerin sonbahar başlarında raflarda yerini alması bekleniyor.
SEKTÖR VE UZMANLAR ARASINDAKİ GÖRÜŞ AYRILIĞI
Sektörü temsil eden Kişisel Bakım Ürünleri Konseyi (PCPC), güneş kremi ürünlerinin güvenliği ve etkinliğini sorgulamanın onlarca yıllık kanıta dayalı araştırmaları zayıflattığını savunuyor. PCPC baş bilim sorumlusu Dr. Jaap Venema, “Yalnızca sınırlı sayıda güneş kreminin güvenli ve etkili olduğunu öne sürmek, güneş kremi kullanımını caydırır ve bu da özellikle tekrarlayan güneş maruziyeti olanlar için halk sağlığına zarar verebilir” dedi. EWG baş bilim sorumlusu David Andrews ise “FDA’nın kendisi, ABD raflarında bulunan 16 kimyasal filtreden 12’sinin güvenli ve etkili olarak sınıflandırılması için yeterli güvenlik verisine sahip olmadığına karar verdi. Bu EWG’nin görüşü değil, FDA’nın kendi bulgusudur” ifadelerini kullandı.
GÜNEŞTEN KORUNMADA KATMANLI YAKLAŞIM ÖNERİSİ
Uzmanlar, güneş koruma seçenekleri listesinde güneş kreminin aslında en sonda yer alması gerektiğini belirtiyor. “Katmanlı yaklaşım” olarak adlandırılan yöntemde sıkı dokunmuş kumaştan giysiler, güneş gözlüğü ve geniş kenarlı şapkalar kullanılması, güneş kreminin ise güneşin en tepede olduğu saat 10.00 ile 16.00 arasında gölgede kalma ile birleştirilmesi öneriliyor. Güneş kreminin ancak doğru uygulandığında SPF değerine ulaştığını vurgulayan uzmanlar, birçok kişinin yeterli miktarda kullanmadığına dikkat çekiyor. Amerikan Dermatoloji Akademisi’ne göre, vücudun açıkta kalan bölgelerini kaplamak için bir shot bardağı dolusu (yaklaşık 30 ml) güneş kremi yeterli kabul ediliyor.
ÇOCUKLAR VE GÜNEŞ RİSKLERİNE KARŞI ÖNLEMLER
Çocuklar güneşe karşı özellikle savunmasız olup 6 aydan küçük bebekler hiçbir şekilde doğrudan güneş ışığına maruz bırakılmamalı. Amerikan Pediatri Akademisi’ne göre bebeklerde güneş yanıkları tıbbi acil durum olarak değerlendiriliyor. Çocukluk döneminde yaşanan birkaç kötü güneş yanığı bile melanom adı verilen en ölümcül cilt kanseri türünün gelişme riskini artırabiliyor. Onlarca yıldır güneş kremlerinde kullanılan toksik kimyasalların gelişmekte olan vücutlara ve beyinlere zarar verebileceği uyarısı yapılıyor. Yale Kanser Merkezi Smilow Melanom Programı klinik direktörü Dr. Kelly Olino, “Melanom, insanoğlunun bildiği en ölümcül kanserdir. İki milimetre boyutunda bir melanom tespit edildiğinde ‘Bu ciddi bir durum’ deriz. Oysa iki milimetrelik bir kolon kanseri yakalansaydı ‘Vay canına, bunu gerçekten çok erken yakaladık’ diye sevinirdik” ifadelerini kullandı.