İran’ın Hürmüz Boğazı’nda bir yük gemisine düzenlediği insansız hava aracı saldırısı, bölgede mahsur kalan denizcilerin tahliye operasyonlarını durma noktasına getirdi. Saldırı, ABD ile geçen hafta varılan anlaşmaya rağmen Tahran’ın stratejik su yolunu kısıtlama kabiliyetini koruduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. İran resmi olarak üstlenmese de, Devrim Muhafızları saldırıdan saatler önce yalnızca İran rotalarından geçişe izin verileceğini duyurarak Trump yönetiminin boğazın tamamen açık olduğu yönündeki iddiasına meydan okumuştu.
SALDIRININ AYRINTILARI VE KÜRESEL ETKİLERİ
Birleşik Krallık Deniz Ticaret Operasyonları’na göre, yük gemisi sancak tarafından bilinmeyen bir mermiyle vuruldu ve köprü kısmı hasar aldı. Saldırıda can kaybı veya çevresel etki yaşanmazken, gemilere bölgede dikkatli seyir yapmaları ve şüpheli durumları bildirmeleri uyarısı yapıldı. ABD-İran arasında barış anlaşmasına yönelik çalışmaların başlamasının ardından rapor edilen ilk saldırı olması küresel petrol fiyatlarında artışa neden oldu. Dışişleri Bakanı Marco Rubio da söz konusu anlaşmayı Körfez ülkelerine anlatmaya çalıştığı bir dönemde bu saldırı gerçekleşti.
TAHLİYE OPERASYONU DURDURULDU
Saldırı, Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün bölgedeki yüzlerce gemide mahsur kalan 11 binden fazla denizcinin tahliyesini durdurmasına yol açtı. IMO Genel Sekreteri Arsenio Dominguez, denizcilerin güvenliğinin her şeyin önünde geldiğini vurgulayarak, koordineli bir yaklaşım için tahliye planının netlik sağlanana kadar askıya alındığını açıkladı. Dominguez, saldırıya uğrayan geminin IMO tahliye planı kapsamında olmadığını belirterek, bu olayın tahliye çabalarının denizcileri riske atmadan sürdürülmesinin önemini ortaya koyduğunu söyledi.
İRAN'DAN BOĞAZ GEÇİŞİNE İLİŞKİN UYARILAR
Perşembe günü Devrim Muhafızları, yalnızca İran’a bildirilen rotaları kullanan gemilere güvenli geçiş sağlanacağı uyarısında bulundu. Saldırının ardından kurulan Hürmüz Boğazı Otoritesi de yetkisiz rotaları kullanan gemilerin güvenliğinin garanti edilmeyeceğini duyurarak, olası sonuçların gemi sahibi, işletmecisi ve kaptanına ait olacağını ifade etti. Washington ile Tahran arasındaki mevcut anlaşma, su yolunun 60 gün boyunca geçiş ücreti alınmadan açılmasını ve ABD’nin İran limanlarındaki ablukanın kaldırılmasını içeriyor.
GEÇİŞ ÜCRETİ TARTIŞMASI DEVAM EDİYOR
Rubio, Bahreyn’deki Körfez ülkeleri dışişleri bakanları toplantısında hiçbir ülkenin uluslararası su yollarını kullanmak için ücret talep etme hakkı olmadığını ve bunun hiçbir anlaşmanın kabul edilebilir bir koşulu olmayacağını söyledi. Ortak bildiride de her türlü geçiş ücreti veya boğaz üzerinde kontrol girişiminin reddedildiği belirtildi. Su yolunun uluslararası sular olduğunu kabul etmeyen Tahran ise daha önce Umman’la birlikte bir tür hizmet bedeli talep etme olasılığını gündeme getirmişti.
NÜKLEER MÜZAKERELER VE BÖLGESEL GERGİNLİK
Geçen hafta imzalanan mutabakat zaptı, çatışmaları durdurmayı, Hürmüz Boğazı’nı açmayı ve İran’a ekonomik rahatlama sağlamayı hedefliyor. Ancak Tahran’ın nükleer programı ve zenginleştirilmiş uranyum stokları gibi kritik detaylar 60 gün sürecek yüksek riskli müzakerelere bırakıldı. Teknik görüşmelerin 30 Haziran’da başlayacağını duyuran Rubio, sürecin İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların yarattığı engellerle karşı karşıya olduğunu belirtti. İran, İsrail-Lübnan konularının ABD-İran müzakereleriyle bağlantılı olduğunda ısrar ederken, Rubio bu iki süreci birbirinden ayırmaya çalışıyor.