Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Dünya Kupası’nda Portekiz ile oynadığı açılış maçına tarihi bir anlam yükleyerek çıktı. Ülke, turnuvaya yalnızca ikinci kez katılıyordu ve 1974’teki Zaire döneminden bu yana ilk kez sahnedeydi. Yoane Wissa’nın devre biterken attığı yüksek kafa golü, DRC’nin Dünya Kupası tarihindeki ilk golü olurken aynı zamanda ilk puanını da kazandırdı. Ancak Les Léopards sahaya çıktığında sanki bir şeyler eksik gibiydi. Zira turnuva öncesinde dikkatler yalnızca Kongo’nun ünlü gök mavisi formasını giyecek oyunculara değil, takımın resmi olmayan 12. adamının tribünde olup olmayacağına da çevrilmişti: Michel Kuka Mboladinga, namıdiğer “Lumumba Vea” yani “Lumumba Yaşıyor.”
LUMUMBA’NIN MİRASI VE FUTBOLUN GÜCÜ
Mboladinga, Kongo milli takımının en ünlü taraftarı olarak 2025 Afrika Uluslar Kupası’nda Fas’ta dikkatleri üzerine çekti. Her Kongo maçında bir kaidenin üzerinde dimdik duran Mboladinga, sağ kolunu havaya kaldırarak maç boyunca hiç kıpırdamadan öylece bekledi. Bu duruş, Kongo’nun Belçika’dan bağımsızlığını kazandığı Haziran 1960’taki ilk başbakanı Patrice Émery Lumumba’ya bir saygı duruşuydu. Mboladinga’nın Lumumba’ya olan benzerliği ise oldukça çarpıcı. Lumumba, bağımsızlıktan yedi aydan kısa bir süre sonra, Ocak 1961’de henüz 35 yaşındayken suikasta kurban gitti. Aradan 65 yılı aşkın süre geçmesine rağmen Patrice Lumumba, Kongo tarihinin en saygı duyulan figürlerinden biri olmayı sürdürüyor. Mboladinga, maç günlerindeki bu ritüeliyle Lumumba’nın mirasını güzel oyun aracılığıyla canlı tutuyor.
BİR ÖZGÜRLÜK SAVAŞÇISININ PORTRESİ
Görevde üç aydan az kalmış bir liderin, ölümünden 65 yıl sonra bu denli saygı görmesi dikkat çekici olsa da Lumumba sıradan bir siyasetçi değildi. Belçika sömürge yönetimine karşı yürütülen bağımsızlık mücadelesinde Kongo milliyetçiliğinin sembolü haline geldi. Kral II. Leopold’un 1885’te Kongo Özgür Devleti’ni kurmasıyla başlayan bu zorlu süreçte, Lumumba ülkesinin özgürlük savaşının simge ismi oldu. Sivil haklar aktivisti Malcolm X’in 1964’te “Afrika kıtasında yürüyen en büyük siyah adam” olarak övdüğü Lumumba, Mboladinga için de ilham kaynağı. Mboladinga, “Patrice Lumumba bir birlik sembolüdür. Kongolulara ayağa kalkmayı ve gururlu olmayı öğreten kişidir” diyor.
TARİHİ KONUŞMA VE BEDELİ
Lumumba’nın mirasını en iyi yansıtan an, 30 Haziran 1960’ta Léopoldville’deki (günümüzde Kinşasa) Millet Sarayı’nda yaptığı Bağımsızlık Günü konuşmasıydı. Kongo’nun bağımsızlığını kazandığı Belçika Kralı Baudouin’in huzurunda yaptığı bu konuşmada Belçika sömürgeciliğini yerden yere vurdu. “Kongo’nun bağımsızlığı bugün ilan edilse de hiçbir Kongolu bağımsızlığın mücadeleyle kazanıldığını unutmayacak” diyen Lumumba, “Sabah, öğle ve akşam ‘zenci’ olduğumuz için alaylara, hakaretlere ve darbelere maruz kaldık. Dünyaya, özgürlük içinde çalışan bir siyah adamın neler yapabileceğini göstereceğiz ve Kongo’yu Afrika’nın gururu yapacağız” ifadelerini kullandı. Tarihçi Dr. Reuben Loffman’a göre bu konuşma 20. yüzyılın en önemli konuşmalarından biriydi. Lumumba’nın bu sert sözleri sadece itibarının temelini oluşturmakla kalmadı, aynı zamanda onu Soğuk Savaş döneminde ABD’nin gözünde hedef haline getirdi. Loffman, “Onu komünist olarak damgaladılar ama Lumumba sadece Kongo’nun Kongolular için olmasını istiyordu” diyor.
ÖLÜMÜ VE BİR DİŞİN HİKAYESİ
Konuşmadan üç ay sonra dönemin başkanı Joseph Kasa-Vubu tarafından görevden alınan Lumumba, birkaç ay sonra Mobutu Sese Seko liderliğindeki askeri güçler tarafından yakalanarak Katanga’ya götürüldü. Burada işkenceye maruz kaldı ve kurşuna dizilerek idam edildi. Cesedi önce sığ bir mezara atıldı, ardından çıkarılıp parçalara ayrıldı ve asitte eritildi. Lumumba’dan geriye kalan tek şey, altın kaplama bir diş oldu. Cesedi parçalayıp asitte eriten Belçikalı polis memuru Gérard Soete, bu dişi 2000 yılındaki ölümüne kadar 39 yıl boyunca sakladı. Soete’nin kızının elinde bulunan diş, 2016’da Belçika makamlarınca ele geçirildi ve nihayet 2022’de Lumumba’nın ailesine teslim edilerek toprağa verildi. Bugün Kinşasa’daki özel bir anıt mezarda bulunan dişin yanı sıra bağımsızlık kahramanının sağ kolunu havaya kaldırmış heykeli de aynı duruşu sergiliyor.
DURMAKSIZIN AYAKTA: BİR TARAFTARIN RİTÜELİ
Mboladinga’nın bu saygı duruşu, Afrika futbolunun en tanınan görüntülerinden biri haline geldi. Bu ritüel ilk kez DRC’nin Meksika’da Kolombiya ile oynadığı maçta Dünya Kupası sahnesinde boy gösterdi. Mboladinga’nın bu performansı hem sembolizmi hem de herkesin aklındaki basit soruyla dikkat çekiyor: Bir insan kolu havada bu kadar uzun süre nasıl hareketsiz kalabilir? Mboladinga bu soruyu “İnanın ya da inanmayın, pratik yapıyorum. Ayda 20 gün pratik yapıyorum ama bol bol da dinleniyorum” diye yanıtlıyor. Kuzey Amerika’nın aşırı sıcak ve nemli havası bile onu etkilemiyor. “Ben yaşayan bir heykelim. İklimin benim üzerimde hiçbir etkisi yok. Benim işim sadece orada durmak değil, oyunculara enerji, güç ve kuvvet aktarmak” diyor.
DÜNYA KUPASI'NA GİDEN ZORLU YOL
Mboladinga’nın Dünya Kupası’na katılımı son anda tehlikeye girmişti. DRC’deki Ebola salgını nedeniyle ABD’nin seyahat kısıtlamaları uygulaması ve milli takımın Kinşasa’daki üç günlük kampını iptal etmesi bu duruma yol açtı. Ancak Kongo kafilesi, sevilen taraftarlarının Kuzey Amerika’ya gelmesi için seferber oldu ve DRC Devlet Başkanı Félix Tshisekedi’yi Mboladinga’yı resmi heyete dahil etmeye ikna etti. Portekiz maçını tribünden izleyemese de fan zone’da maça bağlanan Mboladinga, bu beraberliği tüm Kongo ulusu için büyük bir başarı olarak nitelendirdi.
SON MAÇ ÖNCESİ BEKLENTİLER
DRC’nin Kolombiya’ya 1-0 mağlup olmasının ardından Özbekistan galibiyeti takımı Son 32’ye taşıyabilir. Goma’da yaşayan gazeteci Prosper Heri Ngorora, DRC’nin Dünya Kupası vizesini almasının ardından M23 isyancılarının bile sevince ortak olduğunu belirterek “Futbolun insanları birleştiren bir yapıştırıcı olabileceğini gösteriyor” dedi. Cumartesi günü Atlanta’daki Mercedes-Benz Stadyumu’nda oynanacak maçta milyonlarca Kongolu taraftar takımlarını desteklerken, her zamanki gibi en yüksekte dimdik duran isim Mboladinga olacak. “Orada olacağım. Arkamda leopar deseni olacak ve tüm dünya beni görecek” diyor.