Temsilci LaMonica McIver’ın bir federal memura saldırdığı iddiasıyla yargılanması, Kongre üyelerinin Anayasa’nın “Konuşma ve Tartışma” maddesi kapsamında sahip olduğu dokunulmazlığın sınırlarını test ediyor. Delaware’deki üç yargıçlı federal temyiz paneli, Çarşamba günü yaklaşık iki saat süren duruşmada, bir milletvekilinin yasama görevi sırasında işlediği iddia edilen fiillerin bu koruma kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini ele aldı. Panelin ilk sorularından biri, bir Kongre üyesinin görevi başındayken “bir genç kıza tacizde bulunması” halinde korunup korunmayacağına ilişkin oldu.
MAHKEMEDE ÇARPICI SORULAR VE SAVUNMA
Eski Başkan Donald Trump tarafından atanan Yargıç Stephanos Bibas, McIver’ın avukatına yönelttiği soruda “Bu dava benim varsaydığım kadar zayıf değil mi?” ifadesini kullandı. McIver, 2025 yılında New Jersey’deki bir göçmenlik gözaltı merkezini ziyareti sırasında, Newark Belediye Başkanı Ras Baraka’nın tesis dışında gözaltına alınmasına müdahale ettiği gerekçesiyle bir memura saldırmakla suçlanıyor. Yetkililer, Baraka’nın gözaltı işlemini kısa süre sonra iptal etti. İddianameye göre McIver, önce kolunu bir memurun göğsüne vurdu, ardından başka bir memuru tutarak engellemeye çalıştı ve tesise geri dönmek isterken yine bir memura koluyla baskı uyguladı. İddianamede olay sırasında herhangi bir memurun yaralandığına dair bir bilgi yer almıyor.
YASAMA GÖREVİ İLE SUÇ ARASINDAKİ ÇİZGİ
McIver’ın avukatı Paul Fishman, müvekkilinin tesisi denetleme amacıyla ziyaret ettiğini ve bu nedenle yasama görevini yerine getirdiğini savundu. Fishman, yargıçlardan “saha ziyaretini bir bütün olarak değerlendirmelerini” istedi ve McIver ile iki Kongre üyesinin Baraka’nın gözaltına alınması sırasında tesis dışına çıkma nedeninin, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi (ICE) ile İç Güvenlik Bakanlığı’nı denetlemek olduğunu ileri sürdü. Anayasa’nın Konuşma ve Tartışma maddesinin Kongre üyelerini, görevleri kapsamındaki eylemler nedeniyle kovuşturmadan koruduğunu hatırlatan Fishman, “Yönetimi eleştirmek, bu maddenin korumak için tasarlandığı temel faaliyettir” dedi. Fishman’a göre McIver, yönetimle aynı görüşte olmadığı için hedef alınıyor.
ADALET BAKANLIĞI’NDAN SERT YANIT
Adalet Bakanlığı avukatı Mark Coyne ise “Fiziksel güç kullanımı, Konuşma ve Tartışma maddesi tarafından asla kapsanmaz” diyerek davaya verdiği önemi vurguladı. Coyne, davayı “kesinlikle hafife almadığını” belirtti. McIver’ın avukatının, davanın Trump yönetimi tarafından intikam amacıyla açıldığı iddiasını gündeme getirmesi üzerine Coyne, “Ben hâlâ buradayım” ifadesini kullandı. Eski Başkan Bill Clinton tarafından atanan Yargıç Thomas Ambro’nun yönelttiği “ya yönetim çok sayıda Kongre üyesini hedef almaya başlarsa” sorusuna ise Coyne, “Bunu önlemek için elimden geleni yaparım” yanıtını verdi.
KOVUŞTURMA KARARI KİME AİT?
Coyne, davanın normal bir vaka olmadığını kabul ederken, Fishman suçlamaların Adalet Bakanlığı’nın üst düzey kararıyla yapıldığını ve bu kararların Newark’ta alınmadığını ileri sürdü. Yargıç Ambro, McIver’a yöneltilen suçlamalardan birinin “saldırı” olarak nitelendirilemeyeceğini belirterek, “Bir milletvekilinin bir memuru itmesi saldırı gibi görünmüyor” dedi. Fishman, “Saldırının yasama faaliyeti olduğunu savunmuyorum” diyerek McIver’ın sadece yasadışı bir gözaltına müdahale ettiğini öne sürdü. “Eğer bir Kongre üyesi bir bara girip bir ICE memurunu yumruklarsa, bu korunmaz” diyen Fishman, bu örnekle mevcut durumu ayırdı.
MCIVER’DAN SERT SUÇLAMA
Suçsuz olduğunu savunan McIver, 17 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya. Duruşma sonrası düzenlediği basın toplantısında, birkaç aylık hamile olan McIver, “Kelimenin tam anlamıyla, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı ve Adalet Bakanlığı beni 17 yıl hapse göndermeye çalışıyor. Bu çok korkutucu. Bütün mesele zulüm. Sürecin kendisi onlar için acı verici” dedi. McIver’ın davası, Üçüncü Daire’nin alt mahkemenin, Kongre dokunulmazlığı ve siyasi intikam iddialarını reddeden kararını değerlendirmesi nedeniyle şimdilik askıda.