Polonya’nın Pniewo köyü yakınlarındaki sakin kırsal alanın altında, Naziler tarafından inşa edilmiş 20 millik dev bir yeraltı tünel ağı bulunuyor. Sarı ekin tarlaları ve ormanlık alanlarla kaplı bu bölge, yüzeyde huzurlu görünse de altında tüneller, şaftlar, yeraltı tren istasyonları ve savaş tesislerinden oluşan bir labirent uzanıyor. 1945’te terk edilen bu yapı, Ostwall adı verilen tahkim edilmiş bir yeraltı kompleksi. 1980’li ve 1990’lı yıllarda Bunker İnsanları olarak bilinen bir alt kültür bu tünelleri ele geçirerek burada izinsiz ve çoğu zaman tehlikeli etkinlikler düzenledi. Günümüzde ise yaklaşık 40 bin yarasanın barındığı bu karanlık labirent, 21. yüzyılda karanlık turizmin yeni bir adresi haline geldi.
ROMA İMPARATORU COMMODUS'UN TÜNELİ ZİYARETE AÇILIYOR
İtalya’da, Roma imparatorlarının Kolezyum’a fark edilmeden girebilmesi için kullandığı 2 bin yıllık bir tünel bu ay ziyarete açılıyor. 180 metrelik Commodus Geçidi, adını “Gladyatör” filminde Joaquin Phoenix’in canlandırdığı İmparator Commodus’tan alıyor. Uzmanlar, Commodus’un burada bir suikast girişiminden sağ kurtulduğuna inanıyor. İmparator daha sonra bir şampiyon güreşçi tarafından boğularak öldürülmüştü.
LONDRA TÜNELLERİ 2028'DE TURİZME KAZANDIRILACAK
Yeraltı komplekslerine ilgi duyanları bekleyen bir diğer gelişme ise Londra Tünelleri’nin 2028’de ziyarete açılması. İkinci Dünya Savaşı’nda sivilleri korumak için inşa edilen bu bir millik oda ağı, daha sonra İngiltere’nin Özel Harekât Dairesi’ne (SOE) ev sahipliği yaptı. MI6’nın bir kolu olan bu yapı, James Bond’un Q Bölümü’ne gerçek hayatta ilham kaynağı oldu. 149 milyon dolarlık dönüşümle şehrin en büyük turistik cazibe merkezi olması hedefleniyor.
KAYAKÖY: TERK EDİLMİŞ BİR KASABANIN HÜZÜNLÜ HİKAYESİ
Türkiye’nin güneybatısındaki Kayaköy, bir asır önce 10 binden fazla kişinin yaşadığı hareketli bir kasabaydı. Yunan-Türk savaşının ardından sakinleri tarafından terk edilen bu yer, bugün bir hayalet kasaba olarak geçmişin karanlık izlerini taşıyor. Yeşillikler arasında kalan yıkık binaları, serin mevsimlerin gelmesi ve deniz sisinin çökmesiyle daha da ürkütücü bir güzelliğe bürünüyor.
BABİL HARABELERİ: KRALLARIN AYAK İZLERİ
Modern Irak sınırları içindeki Babil, Mezopotamya’nın incisi ve antik çağın en önemli şehirlerinden biriydi. Bugün antik kalıntıları bakımsız durumda olsa da, gün batımında Hille üzerine vuran ışıkla birlikte ziyaretçiler hâlâ kralların ayak izlerinde durduklarını hissediyor.
PERİLİ BİR TİMARHANENİN ÇİFT YÜZÜ
Batı Virginia’daki Trans-Allegheny Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, kabusların tımarhanesi gibi görünse de aslında şefkatle başlayan bir hikayenin ürünü. Aşırı kalabalıklaşma, doktorlar ve personel tarafından çaresiz önlemler alınmasına yol açtı. Günümüzde düzenlenen turlar, ziyaretçilere bu karmaşık tarihi ve ara sıra doğaüstü korkuları bir arada sunuyor.
DİĞER DİKKAT ÇEKEN SEYAHAT HABERLERİ
1967’de bir nehir kasabasındaki okulları kapatan ‘canavar’ hâlâ sırlarını koruyor. New Orleans’taki cenazeler, neşeli sokak partilerine dönüşürken kentin ritmi pirinç müzikle atıyor. Chicago’nun kötü şöhretli ‘fare deliği’nin kökeni ise halkın tahmin ettiğinden farklı çıktı. 94 yaşındaki “son kraliçe” lakaplı kadın, geçmiş bir dönemin kıyafetlerini giymeye devam ediyor ve yabancılar onu bulmaya çalışıyor.