Olivia Rodrigo, üçüncü stüdyo albümü “You Seem Pretty Sad for a Girl so in Love” ile kariyerinin belki de en heyecan verici dönemine adım attı. 23 yaşındaki şarkıcının yeni albümü, hem tarzının hem de sesinin olgunlaştığı bir süreci işaret ediyor. 13 parçalık albüm, bir ilişkinin başlangıcındaki coşkudan, bir zamanlar kolayca aşık olan bir partnere yalvarmaya kadar uzanan duygusal bir yolculuğu anlatıyor. Albüm, Rodrigo’ya Billboard 200 listesinde üst üste üçüncü birinciliğini kazandırırken, sanatçı pazartesi günü duyurduğu yeni müzik festivali Daisy Chain Fields ile de ivmeyi sürdürdü. Chappell Roan, Doechii, Bikini Kill ve Katseye gibi isimlerin yer aldığı festivalin tüm kadrosu kadınlardan oluşuyor ve gelirler kadın hakları savunuculuğu yapan kuruluşlara bağışlanacak. Etkinlik, Sarah McLachlan tarafından kurulan 90’ların feminist festivali Lilith Fair’i örnek alırken, Stevie Nicks ve Karen O da özel konuk olarak sahne alacak.
SOUR VE GUTS’TAN YENİ BİR DÖNEME GEÇİŞ
Rodrigo’nun önceki iki albümü “Sour” (2021) ve “Guts” (2023) de kendi başlarına sektörü sarsmıştı. “Drivers License” ve “Vampire” gibi şarkılar ayrılık baladlarındaki yeteneğini gösterirken, “Good 4 U” ve “Get Him Back” gibi hitler imza ses oyuncağı haline gelen 90’lar punk rock’ındaki ustalığını sergilemişti. Rodrigo’nun tarzı da bu müziksel eğilimi yansıtıyor, ekose etekler ve platform botlar Gwen Stefani ile Cher Horowitz arasında bir melez oluşturuyordu. İlk iki albümü canlı bir mor renkle özdeşleşirken, yeni albümle birlikte palet belirgin bir şekilde pembe bir tona kaydı.
80’LER SESLERİ, 60’LAR MODASI
Bir sanatçıyı tanıtan ilk albümün ve itibarını pekiştiren ikinci albümün ardından üçüncü albüm, tanınmış numaraların ötesine geçmek için bir fırsat sunuyor. “You Seem Pretty Sad” çoğunlukla pop punk ve alternatif rock referanslarını bir kenara bırakıp 80’lerin seslerini ödünç alıyor. New Order ve The Cure’den (Robert Smith’in de albümde yer aldığı) izler taşıyan albümle birlikte Rodrigo’nun gardırobu da doğal olarak değişti. Mary Jane Dr. Martens’ler ve okul kızı etekleri gitti; stilist ikiz kardeşler Chloe ve Chenelle Delgadillo ile çalışan Rodrigo, imza görünümlerini daha yumuşak ve daha olgun hissettirecek şekilde yeniden yapılandırdı. Müzik gazetecisi Brittany Spanos’a göre Rodrigo, önceki dönemlerdeki grunge 90’lar görünümlerinin aksine bu kez “hiper feminen” versiyonlara yöneldi. Bu dönemin “feminen paletini” oluşturmak için 60’lar modasından esinlenen elbiseler, Repetto’nun bale ayakkabıları, Y2K tarzı kot pantolonlar ve parmak arası topuklu ayakkabılar giydi. Albümün ilk single’ı “Drop Dead”in video klibinde, Jane Birkin’in 1975 yapımı “Catherine & Co” filminde giydiği tığ işi elbisenin bir replikası ve Chloé’nin 2026 sezon öncesi koleksiyonundan pembe-mavi bir gecelik takımı yer aldı.
GİYİM TERCIHLERİ VE MODA DÖNGÜLERİ ARASINDAKİ BAĞ
Stilist ve Depop trend sözcüsü Gabriella Karefa-Johnson, Olivia’nın referansları birçok pop yıldızından daha derin bir anlamda kullandığını belirterek, boho, 2000’ler başı ve Jane Birkin göndermelerinin altında gerçek bir estetik çizgi olmadığını, referansın daha çok özgürleşme mesajı taşıyan bir varoluş hali olduğunu söyledi. Son üç ayda Depop’ta bebek elbisesi aramaları yüzde 144, düşük belli Y2K kot aramaları yüzde 102, parmak arası topuklu ayakkabı aramaları ise yüzde 108 arttı. Spanos, popüler müzik tarihinin moda tarihinden ayrı düşünülemeyeceğini, sanatçıların ve türlerin trendleri şekillendirdiğini belirtti.
BEBEK ELBİSESİ TARTIŞMASI
Rodrigo, yeni albümünün ilk single’ını yayınladıktan kısa süre sonra bir tartışmanın odağında buldu kendini. Barselona’daki bir Spotify konserinde giydiği kabarık kollu bebek elbisesi, bazı sosyal medya kullanıcılarının sanatçıyı aşırı cinselleştirilmiş bir çocuksu estetiği teşvik etmekle suçlamasına yol açtı. Rodrigo, New York Times’a verdiği röportajda kıyafetinin feminist riot grrrl “kahramanları” Kathleen Hanna ve Courtney Love’ı anımsattığını söyleyerek tepki gösterdi ve “Bir erkeğin sizi hiç niyetiniz olmayan bir şekilde cinselleştirmesinden siz sorumlu olmamalısınız” dedi. Spanos, “You Seem Pretty Sad”in tonu ve konusunun riot grrrl kahramanlarının punk sosyal yorumunu tam olarak yansıtmasa da bebek elbisesinin Rodrigo’nun kariyerinin bu yeni bölümünü temsil etme biçiminde rol oynadığını söyledi.
POP YILDIZLARININ DÖNÜŞÜMÜ VE REFERANS KULLANIMI
Bağımsız müzik eleştirmeni Molly Mary O’Brien, pop-punk modasının orijinal halini üreten 90’ların başı ile Rodrigo’nun şimdiki dönemi arasında büyük fark olduğunu belirtti. Kadın müzisyenlerin cinsel beklentileri veya kadınlık normlarını altüst etme geleneğine dikkat çeken O’Brien, Rodrigo’nun kıyafetleriyle alternatif ve ana akım arasındaki sürekli gerilimi dengelemeye çalıştığını söyledi. Karefa-Johnson ise ünlülerin moda referanslarını kullanma biçiminin tesadüf olmadığını, en ilgi çekici referansların tarihi bir çıkış noktası olarak kullanıp geçmişle geleceği bir araya getirerek yeni bir şey keşfetmeye yönelttiğini ifade etti. Rodrigo, Taylor Swift’ten çok önce de sanatçıların (Beyoncé, Madonna, David Bowie, The Beatles) yeni albüm döngülerini tanıtmak için görsellerle oynadığını hatırlatan bu yaklaşımı sürdürüyor. O’Brien, “Bir şeyi ne kadar kolay tanımlayabilirseniz, onu satmak o kadar kolay olur” derken, “Amerika bir genç pop yıldızını sever ve sonra en ufak bir özerklik belirtisinde onu parçalara ayırmayı da sever. Zaman değişiyor ama genç kadın sanatçıların bütünlüğünü sorgulama dürtüsü devam ediyor” dedi. Versailles’da saydam bir gecelikle dolaşan pop yıldızı ile diz boyu savaş botlarıyla sahneye çıkan pop yıldızı arasındaki bu ikilik, Rodrigo’nun gardırobunun da tıpkı “You Seem Pretty Sad” gibi aşık olmakla kalp kırmak arasındaki ince çizgide oynadığını gösteriyor.