Perşembe sabahına kadar yüzbinlerce Haitili ve binlerce Suriyeli, Amerika Birleşik Devletleri’nde yasal olarak yaşayıp çalışabiliyordu. Ancak Yüksek Mahkeme’nin kritik bir kararıyla birlikte bu kişilerin çalışma izinlerinin süresi dolacak ve sınır dışı edilmeye karşı korumaları sona erecek. Bu durum onları hukuki bir belirsizliğe sürüklerken, karar Geçici Koruma Statüsü (TPS) olarak bilinen insani yardımın uzatılması veya sonlandırılması konusunda İç Güvenlik Bakanlığı’na geniş takdir yetkisi tanıdı. Trump yönetimi ve kitlesel sınır dışı vaadi için büyük bir zafer anlamına gelen karar, yaklaşık 350 bin Haitili ve 6 bin Suriyelinin yanı sıra diğer 11 ülkeden yüzbinlerce kişiyi de etkileyecek.
KARARIN KAPSAMI VE HUKUKİ BOYUTU
Yüksek Mahkeme 6’ya 3 oyla aldığı kararda, alt mahkemelerin İç Güvenlik Bakanlığı’nın TPS statüsüne ilişkin kararlarını geçersiz kılamayacağına hükmetti. TPS, belirli ülkelerin insani kriz veya doğal afet yaşayan vatandaşlarına, bu statü geçerli olduğu sürece ABD’de yasal olarak yaşama ve çalışma hakkı tanıyor. Halihazırda 17 ülkenin TPS statüsü bulunurken, Trump yönetimi bunlardan 13’ü için bu statüyü sonlandırma sürecine girmiş durumda. UCLA Hukuk Fakültesi’nden Profesör Ahilan Arulanantham, kararın “ABD tarihindeki en büyük belgesizleştirme olayı” olacağını söyledi.
TPS’NİN SONLANDIRILMASI VE OLASI SENARYOLAR
Mahkemenin kararıyla birlikte, Trump yönetiminin birden fazla ülke için TPS’yi iptal etme planlarına yönelik yasal engellerin kalkması bekleniyor. Korumanın kaldırılmasının ne zaman yürürlüğe gireceği henüz net değil, ancak sürecin aylar içinde tamamlanması öngörülüyor. TPS statüsüne sahip kişiler, çalışma izinleriyle birlikte sınır dışı edilmeye karşı korumalarını da kaybedecek. Trump yönetimi, TPS’nin her zaman geçici olması gerektiğini ve statüden yararlananların bu korumayı amaçlanandan çok daha uzun süre kullandığını savunuyor.
HAİTİ’DEKİ KRİZ VE TPS’NİN GEÇMİŞİ
Haiti, onlarca yıldır doğal afetler, siyasi kargaşa ve şiddetle mücadele ediyor. 2021’de devlet başkanının suikasta uğramasının ardından ülke fiilen çete kontrolüne geçti. Haiti’nin orijinal TPS statüsü, 2010’daki 7 büyüklüğündeki depremin ardından verilmişti. Bu koruma, 2021’deki suikasttan sonra bir kez daha uzatılmış ancak Trump yönetimi tarafından sonlandırılmıştı. Karar, aynı zamanda Venezuela’da onlarca kişinin ölümüne ve yüzlerce kişinin yaralanmasına yol açan depremlerin yaşandığı bir döneme denk geldi. Eski İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, Venezuela vatandaşları için TPS’yi sonlandırma kararı almıştı ve yeni Bakan Markwayne Mullin’in bu kararı geri çevirmesi beklenmiyor.
YEREL EKONOMİYE VE İŞ DÜNYASINA ETKİLERİ
Haitili TPS sahiplerinin iş gücünden çekilmesinin birçok sektörde büyük etkiler yaratacağı belirtiliyor. 2025 başında yaklaşık 190 bin Haitili TPS sahibinin istihdam edildiği ve bunların ABD ekonomisine 5,9 milyar dolar katkı sağladığı, ayrıca 1,6 milyar dolar vergi ödedikleri hesaplanıyor. Florida’da otel zinciri işleten Jan Gautam, kararın ardından personelinin yüzde 20’sini işten çıkarmak zorunda kalacağını, bazı odaları kapatmak zorunda kalabileceğini ve yeni çalışan bulup eğitmenin çok zor olacağını ifade ediyor. Yaşlı bakım sektörü de ciddi bir personel sıkıntısıyla karşı karşıya kalacağı için huzurevlerine yeni hasta kabulünü sınırlamak zorunda kalabilir.
TEPKİLER VE UYARILAR
Ohio Valisi Mike DeWine, Yüksek Mahkeme kararını “bir hata” olarak nitelendirirken, eyalette yasal olarak yaşayan 10 binden fazla Haitilinin artık yasadışı duruma düşeceğini ve sınır dışı edilmeyle karşı karşıya kalacağını belirtti. Springfield’da bir kilise papazı Carl Ruby ise kararın şehir için “trajedi” anlamına gelebileceğini söyledi. New York Cumhuriyetçi Temsilcisi Mike Lawler, Haiti’deki durumun insani ve siyasi bir felaket olduğunu ve TPS uzatmasını hak ettiğini ifade etti. Göçmenlik avukatları, etkilenen ülke vatandaşlarını mümkün olan en kısa sürede başka yasal yollar aramaya çağırıyor.